Mülteci kampları sınırın ötesine
Almanya´da federal hükümeti oluşturan Hristiyan Demokrat Parti´nin (CDU) Dış İlişkiler Bürosu Şefi Herrn Bertil, yaptığı çalışmaların hem Alman dış politikasını, hem de Avrupa Birliği´nin dış ilişkilerini etkilediğini ifade etti.
Tarih: 12.1.2017 10:27:13

Akın Bodur

Partisi CDU´nun dünyada 65 temsilciliğinin bulunduğunu anlatan Bertil, parti programı ve tüzüklerinin üye kazanmalarını sağladığını belirterek, "Şunu anladık ki, bir partinin tüzüğü sürekli aynı kalamaz. Bu nedenle zaman zaman değişiklikler gerekir. Demokratik hareketleri ve gerçekleşme olasılığını görmek lazım. Biz seçim afişleriyle insanları etkilemek için değil, seçim atmosferini yaratmaya katkı sunmak, seçime katılma oranını arttırmayı hedefliyoruz" dedi. 

CDU hakkında bilgi veren, üyelerinin yaş ortalamasının 59 olduğunu, ama seçenlerin yaş oranının değiştiğini anlatan Bertil, siyasi çalışmaların şekillendirildiği parti kongresinin ise yılda bir yapıldığını söyledi. CDU Dış İlişkiler Bürosu´nun çalışmalarının doğrudan parti yönetimine sunulduğunu, partinin ise Almanya´da iktidarda olduğunu, Almanya Başbakanı Merkel´in 4. kez aday olduğunu anımsatan Bertil, rakipleri sosyal demokrat partinin ise üyelerinin yarısını kaybettiğini kaydetti. Merkel´in adaylığını açıklamasıyla Almanya´da bu yılın sonlarında yapılacak seçim kampanyasının başlamış olduğunu anlatan Bertil, "Seçim kampanyası başladı, ama seçimler ve kampanya kolay olmayacak. Çünkü henüz rakiplerimizin kim, kimler olacağını bilmiyoruz. Bu önemli" değerlendirmesinde bulundu. 

Irkçı partinin oyu yükseliyor

Almanya´da radikal milliyetçiliğin son dönemde arttığını belirten Hristiyan Demokrat Parti Dış İlişkiler Bürosu Şefi Bertil, şunları söyledi: "AFD´nin (Radikal ve milliyetçi parti) birbuçuk yıl önceki oy oranı yüzde 1,5-2 dolayındaydı. Şimde oy oranları çok arttı. Belki yüzde 20´ye ulaşır. AFD, seçmeni, oyu nereden alıyor? Hızla değişen dünyadan, yaşananlardan. Herkesi saflarına almaya çalışıyorlar. Bu partide temelde yabancı düşmanları ve milliyetçiler örgütleniyor, ama o partiye her partiden destek geliyor. AFD içerisinde bizim eski parti çalışanlarımız da var. CDU´ya protesto mahiyetinde AFD´ye oy veren, vermek isteyenler de bulunuyor. Hepsi orada buluşuyor. Seçmenlere ekonomik açıdan bakılırsa, en zenginler Yeşiller Partisi´ne oy veriyor, sonra da CDU gelir. AFD´nin oy oranının artışında Almanya´nın göçmen politikasının da etki bulunuyor. Suriye´den, Afrika´dan Almanya´ya gelenler var. Türkiye-AB arasında yapılan göç anlaşması, maalesef şimdi çok iyi yürümüyor. Mülteci krizi, göç, bu partiyi canlandırdı. Bunları geri gönderme, mültecilere sosyal desteğin azaltılması ve mülteci kamplarının Almanya, AB sınırına yakın yerlerde toplanması, sınırın ötesine yapılması değerlendiriliyor. Almanya mülteci politikasını değiştirebilir. Eskine göre daha net çalışma yapılıyor. Her isteyen gelmemeli, gelememeli. Eğer insanlar burada kalacaksa, Almanca öğrenmeli. 200 bin geri gönderilecek mülteci var, ama bunun ancak yüzde 10´unu gönderebiliyoruz. Göçmen olayı Türkiye politikasına yönelik değil."

Bertil, bir soru üzerine, Türkiye´yi mülteci kampı olarak görmediklerini de kaydetti. 

´Milliyetçi parti güçlenirse, Türkler olumsuz etkilenir´

AFD´nin güçlenmesinin, Almanya´da yaşayan Türk´lere yönelik olumsuz etkisinin de olacağını anımsatan Bertil, "Bu partinin güçlenmesi, milliyetçiliğin artmasına yol açar. O zaman da Alman ve Almanya düşüncesi öne çıkar. Türkler ve diğer yabancılara karşı baskı da artabilir. AFD´nin güçlenmesinin buradaki Türklere çok negatif etkisi olabilir. Bu yüzden onların elindeki seçim malzemesini almamız gerekir. Siyasiler artık popüpist politilar yerine net siyaset yapmayı çoğaltmalı" diye konuştu. Bertil, bir soru üzerine partisinin, Türk ve Müslüman, Almanya´daki Türk toplumuna entegre olan, renkli kimselere milletvekilliği kapısının açık olduğunu, kadınların bu konuda daha şanslı olabileceğini kaydetti.  

AB´deki bazı ülkelerin Türkiye´nin birliğe katılmasını istemediğini ve Türkiye´nin, ülke olarak dışarıdaki algısını güçlendirmesi gerektiğini ifade eden Bertil, bunun aşılması için dostlukların derinleştirilmesi gerektiğini belirtti ve şöyle konuştu: "AB nedir? Bunu tanımlamak gerekir. Etnik, kültürel olarak kriterler belirlenmeli ve üyeler ona göre olmalıdır. Türkiye, AB´nin her kriterini yerine getirmeli midir? Belki de getirmek zorunda olmamalıdır. AB´ye tam üyelik var, ilişkilendirilen üyelik var ve gözlemleyici üyelik var. Türkiye-AB ilişkilerinde gelinen noktada, biz sadece AKP´yi değil, AB ittifakını isteyenleri de kaybettik."

Kıbrıs´ta, KKTC ile Rum kesimi arasında süren birleşme görüşmelerini de değerlendiren Bertil, müzakerelerin başarısız ve birleşmenin zor gibi göründüğünü anlatarak, Akdeniz´de sadece kontrol amaçlı değil, çok daha önemli çalışmaların yapılması gerektiğini de söyledi.








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Mülteci kampları sınırın ötesine
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi