"Onları da korumaya çalışıyoruz"
Pozitif bilim insana öngörü kazandırdığını ve pozitif bilimlerle hareket eden kurumların Türkiye´de işlevsiz bırakılmasının sıkıntılarının yaşndığını anlata Hatay´dan da dört derneğin bileşeni olduğu DAÇE avukatı İsmal Hakkı Atal, Mersin´de yapımı süren Akkuyu Nükleer Santrali konusunda çevreciler ve ekolojistler olarak defalarca uyardıklarını ifade etti.
Tarih: 29.5.2019 10:55:36

Akın Bodur/İskenderun

Mersin Nükleer Karşıtı Platformun düzenlediği "Akkuyu nükleer santrali inşaatı neden hemen durdurulmalı" konulu konferansta konuşan Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri (DAÇE) avukatı İsmal Hakkı Atal, yaptıkları çabaları, Sokrates´in, Atina devleti tarafından gençleri devletin iradesine karşı çıkmaya teşvik ettiği suçlamasıyla ölüme mahkum edildiği davadaki savunmasına benzetti. Sokrates´in, "Tanrı tarafından bu devlete gönderilmiş bir atsineğiyim ve bu devlet, koca cüssesi nedeniyle yavaş hareket edebilen ve canlanması gereken bir attır. Ben de Tanrı´nın bu devlete musallat ettiği bir at sineği gibi bütün gün boyunca her yerde sizi uyandırıyorum, hareketlendiriyorum, azarlıyorum ve ikna ediyorum. Ve eğer Tanrı sizi düşünerek bir at sineği daha göndermezse, hayatınızın geri kalanını uyuyarak geçirirsiniz" dediğini ifade eden Atal, şunları söyledi: "Çevreciler, ekolojistler olarak uyardık, ´buraya yapılamaz´ dedik. Ve Akkuyu Nükleer Santralinin zeminine dökülen beton çatladı. Bu betonun üzerine her biri 3 bin 500 ton ağırlığındaki reaktörler binmedi. Bunu keşifte, Akkuyu Nükleer Santralinin ÇED raporunun iptali davasında söyledik. Söylediğimiz bilgiler mücadele sürecinde edinilen bilgiler. Mücadele sırasında bir balıkçı, 1983 yılında zemin etüdü yapan taşeron firmada işçi olarak çalıştığını zemine 50 ton çimento bastıklarını ve çimentonun 150 metre ötede denizden çıktığını anlattı. O zaman dehşete düştük, nükleer santral kurulursa, göçüp gitmemiz gerektiğini düşünerek çeşitli davalarda gönüllü avukat olarak görev aldım. Keşif sırasında, zemine basılan çimentonun denizden çıktığını gören köylüler olduğunu söylememiz üzerine Jeoloji mühendisi bilirkişi ´o tanığı getirin, yer göstersin zeminden örnek alalım´ dedi, köyden balıkçıyı getirdik fakat zeminden örnek almadılar. Ç.Ü. Jeoloji Mühendisliğinden Prof. Dr. Hasan Çetin´in 2001 yılında TÜBİTAK kongresinde sunduğu rapor elimize geçti. Raporda, Akkuyu nükleer santral sahasının "aktif bir fay hattı olan Kuzey Anadolu Ecemiş Fay hattının bitim noktasının 30 kilometre batısında olduğu; ilki 38.000 yıl önce, ikincisi 28.000 yıl önce ve üçüncüsü 17.000 yıl önce olmak üzere her 10.000 yılda bir 7 şiddetinden büyük yıkıcı deprem olduğunu, ancak son 17.000 yıldır deprem olmadığı için tekrarlama periyodu 10.000 yılda bir olan bölgede, enerji birikiminin olduğunu ve bölgede her an 7 şiddetinden büyük bir deprem olabileceği belirtilmektedir. Bu raporu keşifte anlattık, bilimsel çalışmayı da mahkemeye sunduk. Burada bir nükleer santral kurulması felaket olacaktır, dedik."

"Halkta tepki olduğu takdirde nükleer santralin yapılamaz"
Çevre-ekoloji mücadelesinin tüm mücadelelerden farkı olduğunu anlatan DAÇE avukatı Atal, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Termik santral olsun, nükleer santral olsun bunlara izin verenlerin, bunları yapanların, sermayedarların, şirket sahiplerinin çocuklarını da onların ebeveynlerinin yarattığı yıkımdan korumaya çalışıyoruz. Sadece kendimizi değil, onları da korumaya çalışıyoruz. Bu ayrı bir tartışma konusu; fakat kapitalizm-para insanları öyle bir illüzyona sokmuş ki bunları anlayamıyorlar veya anlamazlıktan geliyorlar."
Rusya´dan gelen bir yetkilinın, "her nükleer santralde kaza riski vardır. Siz ticari risk satın alıyorsunuz" dediğini anlatan Atal, "Ticari riski nerede satın alıyoruz? Her 10.000 yılda bir deprem olmuş, son 17.000 yıldır deprem olmamış, jeoloji bilimine göre Kuzey Andaolu Ecemiş fay hattının bitim noktasının yakınında Büyükeceli köyünde. Akkuyu nükleer santral sahasında bu ticari riski satın alıyoruz. Pozitif bilim öngörü kazandırır. Pozitif bilim uygulayıcısı kurumları by-pass ederseniz, onların uyarılarına kulak asmazsanız, sonuçları da bellidir. İklim değişikliği nedeniyle bütün dünya sıkıntılı bir süreçten geçiyor. İklim değişikliği nedeniyle artık dünyanın hiçbir yeri güvenli değil. Her an deprem beklenen altı karstik yapı olan, boş olan Akkuyu nükleer santral sahası değil de, başka bir yer de olsa dünyanın hiçbir yerinde nükleer santral kurulmamalı, kurulmuş olan nükleer santraller tasfiye edilmeli, atıkları ve yakıtları hemen-derhal güvenli yerlerde muhafaza edilmeli. Bunun son örneğini dünya IRMA kasırgası sırasında yaşadı. Amerika´da IRMA kasırgası oldu. 300 milyar dolar zarara neden oldu. Neden? İklim değişikliği nedeniyle atmosferdeki su buharının artması kasırgaların şiddetinin artmasına neden oluyor. Irma kasırgası 5 şiddetinden yüksek olan yoğunluğunu 48 saatten daha uzun süre aralıksız devam ettiren dünya tarihindeki ilk kasırga olmuş. IRMA kasırgası nedeniyle Florida´daki Turkey Point nükleer santrali nükleer felaketin eşiğinden döndü. Nükleer santralin çalışmasını sdece soğutma sistemini çalıştıracak şekilde geçici olarak durdurmak zorunda kaldılar. Fırtına bilimcilerin tespitine göre gezegen tarihinde İilk defa 48 saatten daha fazla 5. derecede tehlikeli kasırga şiddetini sürdürebilen Irma kasırgası sırasında Florida´daki Turkey Point nükleer santrali nedeniyle dünya yeni bir nükleer felaket tehlikesi atlatmıştır. Dünya ikinci bir Fukushima´nın eşiğinden döndü. Bazı bilimsel çalışmalar var. Buzulların erimesinin yer kabuğunun dengesini bozduğu, depremleri tetiklediğiyle ilgili. Dünyada 400 küsür nükleer santral var. Çok şükür henüz bizim ülkemizde yok. Önümüzdeki 2-3 seneyi de nükleer santralsiz atlatırsak, dünyadaki gelişmeler nedeniyle ne Sinop, Ne Akkuyu, ne de İğnneada hiçbir yerde nükleer santral inşa edilebileceğini zannetmiyorum. Çünkü iklim değişikliği dünyayı yeni bir döneme soktu. Bu süreçten de biz ekolojist, doğayla barışık, az tüketerek, kuracağımız yeni bir sistemle çıkmak zorundayız. İklim değişikliği bizi buna zorlayacak. Nükleer santrallerle ilgili uluslararası antlaşma yoluna gidildi. Uluslararası antlaşma yapıldığı zaman Anayasa Mahkemesi, Danıştay dahil hiçbir yargı yoluna başvurulamıyor. Bunun üzerine 2011´de Türkiye ile Rusya arasında imzalanan ikili uluslararası antlaşmanın uygulanmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının iptali davası açtık. Bu da bir idari işlem olduğu için Bakanlar Kurulu kararının iptalini talep ettik. Ancak mahkeme Bakanlar Kurulu kararı antlaşmadan bağımsız olarak değerlendirilemez, diyerek davayı reddetti. Dosyayı Danıtay İdari Dava Daireleri Kurulunda temyiz ettik. Halkta yeterli tepki olduğu takdirde bu nükleer santralin yapılabileceğini zannetmiyorum. Halk sağlığını göz önünde bulundurmuyorlarsa da, üzerine 3 bin 500 tonluk reaktör ağırlığı binmeden çatlayan bir betonun olduğu yerde, bu paranın geri dönüşü olmayacağı için daha fazla masraf yapmaları mantıklı değil. Kendileri açısından da rasyonel bir şey değil. Ancak yine de mücadeleyi elden bırakmamak gerekiyor."
Konferansta konuşan Prof. Dr. Hayrettin Kılıç da, "Amerika Birleşik Devletleri´nde yabancı bir devletin ABD sınırları içerisinde nükleer santral işletmesi milli güvenliğine aykırı kabul edilerek izin verilmedi. Türkiye´de yabancı bir devletin nükleer santral kurmasına izin verilmektedir. Akkuyu Nükleer Santrali ÇED raporu 3 bin 500 sayfadan oluşmaktadır. 350 sayfası Akkuyu´nun ne kadar doğa harikası bir yer olduğunu anlatmakta geri kalan 3000 sayfalık döküman da herhangi bir bilimsel saygınlığı olmayan bilimsel geçerliliği olmayan Rus kaynaklardan kopyala yapıştır yöntemi ile alınmış bilgilerden oluşmaktadır. Nükleer santraller çalışırken ortaya çıkan radyoaktif gazlar belirlenmiş limit değerlerin altında tutulması gerekmektedir. Nükleer santral işletilirken ortaya çıkacak radyoaktif gazlardan olan karbon ve trityum gazları limit değerleri aşacak olursa atık tanklarında toplanması gerekmektedir. Akkuyu Nükleer santralinin ÇED raporuna bakıldığında envanter tablosunda trittyum ve karbon gazlarının yer almadığı görülmektedir. Tirityum Hidrojenin agresif radyoaktif izotopudur. Tirityum vücuda girdiğinde, organizma iki hidrojen bir oksijenden oluşan su mu, hidrojenin radyoaktif izotopu olan tirityum mu olduğunu ayırt edememektedir. Dünyada ÇED raporunda tirityum ve karbon gazları ile ilgili salım envanteri olmayan tek nükleer santral Akkuyu nükleer santral projesidir. Bu bilimsel suçtur. Doğaya verecekleri, ete süte balığa karışacak radyasyon 20 ila 100 kat arasında eksik gösterilmiştir" değerlendirmesini yaptı.








Kaynak:

Rhossus Antik Kent Projesi ödülünü aldı
Rhossus Antik Kent Projesi ödülünü aldı
Arsuz Belediye Başkanı Asaf Güven, Ardahan´da gerçekleşen “Şehir Ödülleri Türkiye 2020” organizasyonu ödül törenine katıldı.
Patates ütecisine destek var mı?
Patates ütecisine destek var mı?
Hatay Milletvekili İsmet Tokdemir, Türkiye´de yıllık ortalama 6 milyon ton civarında patates üretildiğini, bununla beraber, belli bölgelerde belli şartlar altında üretilen patatese yönelik talebin geçmişe kıyasla ciddi şekilde azaldığının görüldüğünü belirtti.
Dünya Anadil Günü
Dünya Anadil Günü
Dünya Anadil Günü, 21 Şubat´ta kutlandı.
Günde 151 bin m3 atık su arıtılıyor
Günde 151 bin m3 atık su arıtılıyor
Hatay Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (HATSU), işletmesini yaptığı atıksu arıtma tesislerinde Kentsel Atıksu Arıtımı Yönetmeliği´ne uygun olarak su deşarjını gerçekleştirerek, yaşam alanlarını ve su kaynaklarını temiz tutma çalışmasının sürdürüldüğünü bildirdi.
Karla kapanan yollar açıldı
Karla kapanan yollar açıldı
Hatay Büyükşehir Belediyesi, ilde kar yağışlarının etkili olduğu bölgelerde yaşanabilecek olumsuzlara karşı önlemler almayı sürdürdüğünü belirtti.
Memur Sen, 28 Şubat´a ´tazminat istedi´
Memur Sen, 28 Şubat´a ´tazminat istedi´
Hatay Memur Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Gülbin Alakay, 24 yıl önce yaşanan 28 Şubat sürecini ´post modern´ müdahale olarak niteledi ve 90´lı yıllarda vesayet sürecinin yaşandığını savundu.
Yeşildal, AKP´nin yeni başkanı
Yeşildal, AKP´nin yeni başkanı
AKP, bugün Antakya´da yaptığı Hatay il kongresinde il başkanlığına eski milletvekili Adem Yeşildal´ı getirdi.
Kumbaraya atılan giysiler toplanıyor mu?
Kumbaraya atılan giysiler toplanıyor mu?
Hatay´ın birçok ilçesinde kurulu bulunan ´giysi kumbarası´na atılan kullanılmış giysileri kimin topladığı konusunda farklı iddialar dillendiriliyor.
Emekli sendikası, ´intibak´ istedi
Emekli sendikası, ´intibak´ istedi
Tüm Emekliler Sendikası İskenderun Temsilciliğine Mustafa Çankaya getirildi.
´Durdu´ denilen parkomat uygulaması ´sürüyor´
´Durdu´ denilen parkomat uygulaması ´sürüyor´
Hatay Büyükşehir Belediyesinin ´durdurulduğunu´ belirttiği İskenderun, Dörtyol, Antakya ve Samandağ´daki parkomat (parklanma) uygulaması, İskenderun´da sürüyor.
Şehit ailesinin vali ziyareti
Şehit ailesinin vali ziyareti
11 Eylül 2020 tarihinde Van´ın Çatak ilçesi kırsalında düzenlenen ´Yıldırım-10 Norduz´ operasyonunda şehit olan jandarma uzman çavuş Sezer Uçar´ın ailesi, Hatay Valisi Rahmi Doğan´ı ziyaret etti. Vali Doğan, şehit ailesini makamında kabul etti.
Mahkeme, güvenlik soruşturmasını ´iptal etti´
Mahkeme, güvenlik soruşturmasını ´iptal etti´
Hatay 2. İdare Mahkemesi, işe girmek isteyen bir kişinin güvenlik soruşturmasının olumsuz olmasına yönelik Hatay Valiliği İl Özel Güvenlik Komisyonun aykırının, masumiyet ve adil yargılanma hakkı ve Anayasal bir hak olan çalışma hakkının ihlal edilmesini getirdiğini belirtti ve kararı iptal etti.
EXPO hazırlıkları sürüyor
EXPO hazırlıkları sürüyor
10 Aralık´ta başlayacak Hatay Expo-21 çalışmaları sürüyor.
Merve ve Özgür, yaşamını birleştirdi
Merve ve Özgür, yaşamını birleştirdi
Karayolları Genel Müdürlüğünde çalışan Özgür Özdemir, gönlünü kaptırdığı kimya mühendisi Merve Talay ile yaşamını birleştirdi.
"Sadece parayı düşünmedik"
"Sadece parayı düşünmedik"
Atakaş Hatayspor´ın golcü futbolcusu Boupendza´nın Rus takımı Krasnodar´e transfer olmasına ilişkin değerlendirmede bulunan kulübün onursal başkanı ve Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, sadece parayı değil futbolcunun isteği ve geleceğini de düşündüklerini söyledi.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi