St. Symeon Manastırı
Yakınızda bulunan ama çok bilmediğiniz tarih;
Tarih: 9.8.2018 10:46:45

İnsanoğlunun yerleşim yaşam alanlarının ilk örneklerinin görüldüğü Hatay, onlarca höyük, yüzlerce antik kalıntıyı barındırıyor. Uzansak elimizin değeceği, birkaç adım atsak belki de ulaşacağımız kadar yakınımızda bulunan yörenin tarihsel dokusu ve kalıntıları hakkında aslında çok şeyi bilmiyoruz. Çoğumuz bilmek için özel bir çaba da harcamıyor.

Antakya-Samandağ arasında kalan ve yapımına 541 yıllarda başlandığı bilinen St. Symeon (St. Simon) Manastırı, Samandağ´a adını veren bir yer olarak da adlandırılıyor. İçerisinde üç kilise, bir vaftizhane, 12 sarnıçın bulunduğu St. Simon Manastırının tabanı mozaikle kaplı.

Kısmen kayalardan yontulmuş taşlarla çevrilen manastır, 61 metre eninde ve 68 metre boyundaki bir dikdörtgen içindeki alanda yer alıyor. Üç girişi bulunan manastır, doğu-batı yönünde 160 metre, kuzey-güney yönünde de 130 metrelik bir duvarla çevrili. Manastırdaki vaftizhanenin, bir kiliseyle pasajla bağlantısı da bulunuyor. Kilise ve sarnıç sayısı da manastıra o dönemde ilgiyi ve manastırda yaşayan nüfus hakkında kısmen de olsa bir bilgiyi ifade ediyor.

Akın Bodur/Samandağ
Yürüyerek gitmeye çalıştığınızda 8 kilometreke yakın yürümeniz gerekiyor, araçla giderseniz virajlı yollardan geçmeniz lazım; 470 rakımdaki tepedeki manastıra ulaşabilmeniz için. Belki de daha az yıpranması, daha çok korunmasının nedeni de yerleşim alanından uzak olmasıdır. Ama yine de bir dönem hazine avcılarının mekanlarından olduğunu söylüyor, Samandağlı İsmail. Yaklaşık 10 yıl öncesinde manastıra giden bir yolun açılması, daha rahat bir ulaşımı da getirmiş. Elbette yolun yapımında manastırın çevresinde konuşlandırılan onlarca rüzgar enerjisi tribünlerinin varlığı da etkilidir...

Samandağ´a adını veren tarih
St. Symeon (St. Simon) Manastırı, Samandağ´a adını veren bir yer olarak da adlandırılıyor. İnanç ziyareti açısından önemli olan St. Simon Manastırı, yurt içinden daha çok yurt dışından gelenlerin ilgisini çeken tarihsel dokulardan biri. Manastırın eski isimleri arasında "Cebel-Mar Sem´an veya Dar Sem´an olarak adlandırıldığını ifade edilse de bu isimler günümüzde kullanılmamakta. Yöre halkı ise manastırı "Kale" ya da "Kalet Sem´an" diye adlandırıyor.Antakya´nın 18 kilometre güneybatısında kalan, Değirmenbaşı ve Aknehir mahallelerinin yollarından gidilen St. Simon Manastırı, doğusunda Büyük Karaçay, batısında Sutaşı, kuzeyinde ise Antakya-Samandağ karayolu, güneyinde de Asi Nehri´ni (Orontes) barındırıyor. Manastırın bulunduğu bölge, bugünlerde Samandağ ve Defne arasında tartışma konusu da oldu. Samandağ´a adını verdiği belirtilen manastır, Hatay´ın büyükşehir olması, üç yeni ilçenin kurulması üzerine ilçelerin sınırlarının değişmesiyle yeni kurulan Defne ilçesinin sınırlarında kalmış. Samandağ´da belediye, sivil toplum kuruluşları ve kişilerin yaptığı "Samandağ´a bağlansın" yönündeki başvuru ise bir süre önce Defne Belediye Meclisi tarafından red edildi.

Taş üzerinde 48 yıl yaşamış
Bilinen tarihe göre, St. Symeon (St. Simon) manastırının hikayesi VI. yüzyılın ortalarında başlıyor. "Terk-i dünya" tarikatının öncelerinden sayılan ve hristiyan olduğu bilinen Aziz Saint Simon, manastırının orta yerinde bulunan taşın üzerinde 48 yıl tanrıya yakarıp, dua etmiş ve dünya nimetlerinden uzak kalmıştır. Mucize yarattığına inanılan ve bazı araştırmacıların St. Simon adını verdiği belirtilen azizin; yaşamının ilk 20 yılı haricindeki hayatını manastırın içinde geçirdiğine inanılıyor. İnanışa göre, St. Simon, 7 yaşından 20 yaşına kadar "John´un Manastırı" olarak bilinen manastırda stilit eğitimi almış. Eğitimini tamamlası sonrası kent hayatını bırakıp, dağda, doğa içerisinde ve dünya nimetlerinden uzakta yaşaması istenmiş.

Manastırda, üç kilişe, 1 vaftizhane, 12 sarnıç var
541 yılında manastırın kurulduğu alana gittiği belirtilen St. Simon, 592 yılında yaşamını yitirinceye kadar kurulan manastırda yaşamış, insanlara barış içerisinde ve tanrının buyruklarına göre yaşamaya davet edip, vaaz vermiş. Manastırın ilk bölümünün yapımı 10 yıl sürmüş ve 551 yılında tamamlanmış. İnanışa göre, St. Simon, insanların maddi dünyanın safahat ve hırslarından arınmış bir hayat yaşamalarını istemiş; Vaazlarında hırs ve tamahkârlığın dünyaya acı ve gözyaşı getirdiğini, bu nedenle de dünya nimetlerinden uzakta yaşamayı ilke edinmelerini önermiş. İnanışa göre, Simon, nefsine hakim olmanın, tanrıya ulaşmanın yeğane yolu olduğunu savunmuş.

Manastır, Suriye´deki benzerinden 100 yıl sonra yapılmış
Genç Simon Manastırı, Antakya´nın 45 kilometre doğusunda ve Suriye´de bulunan yaşlı Simon Kalesinden yaklaşık 100 yıl sonra inşa edilmiş. Yani manastırın bir örneği de Suriye´de bulunuyor.
Üç kilise, bir vaftizhane, 12 sarnıçın bulunduğu St. Simon Manastırının tabanı ise mozaikle kaplı. Kısmen kayalardan yontulmuş taşlarla çevrilen St. Simon Manastırı, 61 metre eninde ve 68 metre boyundaki bir dikdörtgen içindeki alanda yer alıyor. Üç girişi bulunan manastır, doğu-batı yönünde 160 metre, kuzey-güney yönünde de 130 metrelik bir duvarla çevrili. Manastırdaki vaftizhanenin, bir kiliseyle pasajla bağlantısı da bulunuyor. Kilise ve sarnıç sayısı da manastıra o dönemde olan ilgiyi ve içerisinde barındırdığı nüfus hakkında kısmen de olsa bir bilgi veriyor.
Dönemin hükümdarları ve imparatorları tarafından desteklenmeyen manastırın inşası, St. Simon´a inanan ve farklı bölgelerden yiyecek ve içecekleri ile birlikte gelen inananların, o bölgede yaşamını sürdürürken gönüllülük esasına bağlı olarak görev almasıyla inşa edilmiş. St. Simon´un bazı tedavi ve mucizelerinden faydalanmak isteyenler hastalar ve yakınları manastırın inşasında gönüllüler görev almış ama usta bir mimari de gözlemleniyor, manastırda. St. Simon ise manastırın orta yerinde duran, 12 metre yükseklikteki taşı meslek edinmiş. Ve zorunlu ihtiyaçlar dışında yerinden kalmayıp, o taşın üzerinde oturup, yaşamış. Manastırın dış ve iç duvarları, St. Simon´un dua ettiği taşın çevresined kayalarla oyulmuş şekilde duruyor. Ancak, depremler nedeniyle taşın sütunu kırılıp, yıkılmış ve olduğu yere düşmüş. St. Simon Stilist tarikatına bağlı olanlar, manastır planının bir melek tarafından çizildiğine inanmış. St. Simon´a inananlar, onun oturduğu ve depremden yıkılan taşın kutsallığına inanıp, taştan küçük parçalar alıp götürülmüş. 12 metrelik taştan geriye 4 metrelik bir kaide kalmış.
Günümüze kadar gelen manastırın tavanı ve önemli eşyaları hariç, birçok şey yerli yerinde duruyor. Desenli taş oyma şeklindeki sütun başları, deprem ve diğer nedenlerle düşmüş veya devrilmiş olarak alanda görülüyor. Alanda yakın zamanlara kadar yapılan bilimsel kazılarda, manastır tabanında mozaik döşemelere rastlanmış. Ancak define avcılarının bölgede yaptığı kaçak zalızalr nedeniyle mozaik döşemelerden geriye bir şey kalmamış.








Kaynak:

Anahtar Kelimeler: St. Symeon Manastırı
Önlemler yeterli mi?
Önlemler yeterli mi?
Vali Yardımcısı Orhan Mardinli başkanlığında yapılan bilgilendirme toplantısına Payas Kaymakamı ve İskenderun Kaymakam vekili Polat Kara, kurum müdürleri, muhtarlar ve sivil toplum kuruluş temsilcileri katıldı. Deprem ve Afet Acil Eylem Planı´nın da ele alındığı toplantıda Kaymakam Polat Kara İskenderun´da eğitimden, turizme, kültür sanat konularından, üniversite ve kamu yatırımlarıyla ilgili bilgi verdi.
Şehit Özer gözyaşlarıyla uğurlandı
Şehit Özer gözyaşlarıyla uğurlandı
Adıyaman şehitlerinden biri Hataylı
Başkanların bayram kutlaması
Başkanların bayram kutlaması
Belediye başkanları, yayınladıkları mesajlarla yörede yaşayan halkın Kurban Bayramını kutladı.
Bayram için ‘huzur ve esenlik´ dileği
Bayram için ‘huzur ve esenlik´ dileği
Hatay Valisi Erdal Ata, Salı günü başlayacak Kurban Bayramına daha sağlık, huzur ve esenlik içerisinde ulaşmanın mutluluğunu paylaştıklarını belirterek, “Farklı inanç ve kültürlere ait bayramların saygı ve hoşgörü içerisinde kutlandığı ilimizde hiç kuşkusuz bu bayramda da ilimizin tüm renkleri, karşılıklı sevgi ve kardeşlik ikliminde yüzlerce yıldır olduğu gibi birbiriyle kucaklaşarak Kurban Bayramını idrak edecektir” dedi.
HATSU: İçmesuyu kaynağına sabotaj yapıldı
HATSU: İçmesuyu kaynağına sabotaj yapıldı
Hatay Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (HATSU), Payas´ın Karacaören ve Bükünsuyu mevkiinde içmesuyu kaynağı bulunan bölgelerde yapılan sabotaj sonucu içmesuyu iletimine zarar verdiğini duyurdu.
Meydan çalışmasını inceledi
Meydan çalışmasını inceledi
Arsuz Belediye Başkanı Nazım Culha,Nardüzü Mahallesinde esnafla biraraya geldi ve mahallede yapımı devam eden Kent Meydanını inceledi.
Sanayide trafiğe yeni yol
Sanayide trafiğe yeni yol
İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil, kentte trafiği rahatlatmak için yeni yollar açmaya devam ettiklerini belirtti.
"Hekim kontrolünden geçmeyen kurbanları almayın"
"Hekim kontrolünden geçmeyen kurbanları almayın"
Veteriner Hekimler Odası Hatay Şubesi, Kurban Bayramında kesilecek kurbanlara ilişkin yöre halkını uyardı.
"Ev ve bahçeleri yeşillendirelim"
"Ev ve bahçeleri yeşillendirelim"
Belen Belediyesi, kentin daha yeşil olması için çalışma yapıldığını belirtti.
Daphne Bisiklet Festivali´
Daphne Bisiklet Festivali´
Hatay Bisikletliler Topluluğu Doğa Spor Kulübü Derneği tarafından organize edilen ve Hatay Büyükşehir Belediyesinin sponsorluğu ile gerçekleşen ‘Daphne Bisiklet Festivali´nde pedallar çevrildi.
Körfez, Soğukoluk´ta hazırlanıyor
Körfez, Soğukoluk´ta hazırlanıyor
Hatay Süper Amatör Liginde mücadele edecek olan Körfez İskenderun Spor yeni sezon öncesinde çalışmalarını teknik direktör Bilal Özdemir yönetiminde sürdürüyor.
H. Çöl, Payas Spor´da
H. Çöl, Payas Spor´da
TFF Spor Toto 3. Ligi 3. Grubunda mücadele eden Payas Spor, sezon hazırlıkları kapsamında kamp çalışmasını Nevşehir´de sürdürüyor.
Belediyenin çalışmalarını denetledi
Belediyenin çalışmalarını denetledi
Antakya Belediye Başkanı İsmail Kimyeci, kentte belediyenin yaptığı çalışmaları yerinde denetledi.
Kurbanda beslenme uyarısı
Kurbanda beslenme uyarısı
Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Sebahattin Yılmaz, yörede yaşayanları Kurban bayramında beslenme hakkında bilgilendirdi ve uyarıda da bulundu.
"İstismara karşı eğitim ve anne güçlendirilmeli"
"İstismara karşı eğitim ve anne güçlendirilmeli"
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Gonca Gül Çelik, çocuk istismarına karşı mücadele için eğitimin ve annenin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi