12 Eylül Darbesinin 40 Yılı
Halit KATKAT
Tarih: 16.9.2020 10:19:13
Halit KATKAT

Son askeri darbenin 40. yılındayız. Türkiye hâlâ 12 Eylül Anayasası ile yönetiliyor. 

177 maddelik 12 Eylül Anayasası´nın üçte ikisi değişti, ama yönetim anlayışı hala yerli yerinde. Örneğin 12 Eylül´ün getirdiği Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) hala üniversitelerin üstünde Demokles´in kılıcı gibi duruyor. Özerk üniversite kavramı unutulmuş gibi görünüyor. Devletin başındaki yetkili 2000 akademisyeni kendi görüşünde değil diye bir gecede üniversiteden uzaklaştırabiliyor. 12 Eylül cuntasının askeri yönetime ortak etmek amacıyla getirdiği Milli Güvenlik Kurumu hala işlevini sürdürüyor.
12 Eylül darbesinin her yıl gazetelerde, basın yayın organlarında değerlendirmesi ve yargılaması yapılır. Yapılan değerlendirmelerde genellikle uygulamaları, yani yaptığı idamlar, işkenceler, hapisler, gözaltılar sayılıp dökülür. Elbette bunlar çok önemli. İnsanlar çok acılar çekti. Ben de o dönemde gözaltına alınanlardan ve acı çekmiş biri olarak darbecileri ve darbeyi lanetliyorum. Unutmayalım ki bu yapılanları sayıp dökmek egemen sınıfların tavrında zerre kadar değişiklik yapmaz. Bu onların doğasında var. Her yıl bu yapılanların tekrarı ve lanetlenmesi darbeleri engeller mi? Darbeleri askerler kendi isteği ile mi yaparlar? Darbeden sonra kimin ne söylediğine bakalım: İşverenler sendikası Başkanı Halit Narin “şimdiye kadar işçiler güldü, bundan sonra biz güleceğiz”. Vehbi Koç “sendikalar isteklerinde çok ileri gittiler”. Ve Darbenin başı Kenan Evren “şimdi bize karşı görünenlerin birçoğu o zaman geldiler bize yalvardılar idareye el koyun diye.” Şimdi bu söylenenlere ve kimin işine yaradığına bakarak rahatlıkla söyleyebiliriz ki darbeyi Kenan Evren kendi başına ya da beş arkadaşı ile karar vererek yapmadı. Nitekim ABD´nin “Türkiye´de yönetime bizim çocuklar el koydu” demesi de olayın uluslararası boyutunu gösteriyor.
Darbeyi kim neden yapar? Devleti yöneten sınıflar burjuva demokratik yollarla yönetmekten acze düştükleri durumlarda askeri, faşist yöntemlere başvururlar. Lenin bu durumu şöyle açıklıyor “iktidardaki egemen sınıflar, iktidarlarını sürdürmek için iki şeye ihtiyaç duyarlar; biri papazın rolü diğeri celladın rolü. Yani papaz vaazlarıyla halkı uyutmaya çalışacak, eğer bu yeterli olmazsa gelsin cellat. Burada 12 Eylül askeri darbesi celladın rolünü üstlendi. Papazın rolü içinde darbeden sonra türeyen tarikatlar, eğitim sisteminde dinin kullanılması vb sayılabilir.
6 Kasım 1983´te tek başına iktidara gelen ANAP, özellikle ekonomi politikalarının sürdürücüsü oldu. Turgut Özal, 12 Eylül öncesinin başbakanlık müsteşarı olarak 24 Ocak Kararları´nın mimarlığını üstlendi. Aynı Özal, 12 Eylül hükümetinin başbakan yardımcısıydı. 1983´ten itibaren de Başbakan´dı. ANAP´ın yarım bıraktığını AKP tamamladı. ANAP, 8 milyar dolarlık özelleştirme yaptı; AKP ise 72 milyar dolar. Genel toplamda AKP döneminde Türkiye´ye 1 trilyon dolar girdi, 3 trilyon dolar çıktı.
Böyle bir iktidarı hangi çok uluslu şirket (ÇUŞ) istemez!
Sermaye sınıfı uluslararası tekellerin desteği ile darbe yaparken peki işçi ve emekçi sınıflar neredeydi? Yine buna yanıt ararken Kenan Evren´in şu sözüne kulak verelim: “Biz yönetime ilk geldiğimizde önce korktuk, işçiler grev yapacak diye…” Darbe lideri korkuyor, ama işçinin önünde ona liderlik yapanlardan ses çıkmıyor. Bir 15-16 Haziran direnişi yapmış işçi sınıfı darbe yapılırken sesi çıkmıyor. Sonra da birçok kazanılmış hakkını kaybediyor. Burada sendikaların başında bulunan sendika ağalarının burjuvazinin seçimlerine ve yargı sistemine fazlasıyla bel bağlaması ve işçilere güvenmemesinin rolü büyük. Sendikalar işçi ve emekçilere hep meydanları mücadele alanı olarak gösterdiler. Kutlamalar, basın açıklamaları için işçi ve emekçileri hep meydanlara çağırdılar. Halbuki meydanlar sermaye sınıfının kolayca zapturapt altına alabileceği yerlerdi. Ve öyle oldu. Daha sonra ve şimdi de bir basın açıklaması bile iktidar istemese yapılamıyor. Esas olarak sermaye ve işçi sınıfının kapıştığı alan üretim alanlarıdır. İşçi sınıfı sermaye ile üretim alanlarında karşılaşmadan kalıcı kazanım elde edemezler, darbeleri önleyemezler. Bugün ayrı sendika konfederasyonları olarak işçi sınıfının parçalanmışlığına ve güçsüzleşmesine neden olan sendika bürokrasisi de darbelerin ve darbe hukukunun sürmesinden sorumludur.

Anahtar Kelimeler: Eylül, Darbesinin, Yılı
Yazarın Diğer Yazıları
Pandemi ve Demokratik Şekil (01 Eylül 2020 - Salı)
Gaz müjdesi ve muhalefetin tavrı (25 Ağustos 2020 - Salı)
İş Kazalarında Sınıf Tavrı (07 Temmuz 2020 - Salı)
Seçilmişler, Atanmışlar ve Demokrasi (22 Haziran 2020 - Pazartesi)
Çemberin Dışına Çıkamama Hali (02 Haziran 2020 - Salı)
Yaşlıların Suçsuz Ev Hapsi (25 Mayıs 2020 - Pazartesi)
Korona ve evrim kuramı (18 Mayıs 2020 - Pazartesi)
Eskisi Gibi Olmayacak Anlayışı (11 Mayıs 2020 - Pazartesi)
Salgınlar Sistemi Nasıl Değiştirir (05 Mayıs 2020 - Salı)
Pandemi ve Ekonomik Kriz Arasında (28 Nisan 2020 - Salı)
Koronanın Düşündürdüğü Değişim (06 Nisan 2020 - Pazartesi)
Kapitalizmin koronoyla savaşı (17 Mart 2020 - Salı)
Politikasızlık diye bir şey yoktur (10 Mart 2020 - Salı)
Sendika içi demokrasi nasıl olmalı (03 Mart 2020 - Salı)
İskenderun Kent Konseyi toplanırken (25 Şubat 2020 - Salı)
Demokrasi gözden mi düşüyor? (18 Şubat 2020 - Salı)
Beslenme önerilerine evrimsel itirazlar (11 Şubat 2020 - Salı)
Depremle yaşamayı öğrenmek (28 Ocak 2020 - Salı)
Değişim isteği (14 Ocak 2020 - Salı)
Güç, işçilerin kendisindedir (07 Ocak 2020 - Salı)
2019 yılı biterken (31 Aralık 2019 - Salı)
Siyasette eski ve yeni karşıtlığı (17 Aralık 2019 - Salı)
Bireysel ve toplumsal irade (03 Aralık 2019 - Salı)
Emekli maaşlarının ekonomiye etkisi (19 Kasım 2019 - Salı)
Çağımızın çelişkileri (29 Ekim 2019 - Salı)
Birlik üzerine (15 Ekim 2019 - Salı)
Krizin sermaye ve emekçi tarafı (08 Ekim 2019 - Salı)
Kapitalist üretim ve doğal afetler (17 Eylül 2019 - Salı)
Kayyum ve demokrasi (10 Eylül 2019 - Salı)
Halk meclisleri söylemleri ve kent konseyi (04 Eylül 2019 - Çarşamba)
Memurlarla Hükumet masada anlaşamadı (27 Ağustos 2019 - Salı)
Metalde TİS görüşmeleri ve bir örnek (06 Ağustos 2019 - Salı)
Öğrenme, itaat ve özgürlük (09 Temmuz 2019 - Salı)
Politika, ittifaklar ve iktidar (02 Temmuz 2019 - Salı)
İstanbul seçimi ve halk iradesi (25 Haziran 2019 - Salı)
Demokrasi dedikleri... (28 Mayıs 2019 - Salı)
Cığızlığın çözümü ne (14 Mayıs 2019 - Salı)
İşsizlik rakamlarının söylediği (16 Nisan 2019 - Salı)
Sandık birlik sorununu çözemedi (09 Nisan 2019 - Salı)
Kent yönetimi, projeler ve demokrasi (19 Mart 2019 - Salı)
İki siyasetin etkisindeki seçmen (12 Mart 2019 - Salı)
Tanzim satış gereklidir ama nasıl? (05 Mart 2019 - Salı)
Ekonomik kriz ve etkileri (26 Şubat 2019 - Salı)
Değişim Umudu ve Seçimler (19 Şubat 2019 - Salı)
Yerel yönetimler ve çöken binalar (12 Şubat 2019 - Salı)
Yerel seçimler ve kent konseyi (06 Şubat 2019 - Çarşamba)
Fiyatları piyasa belirler (29 Ocak 2019 - Salı)
Asgari ücret ve sendikalaşma (22 Ocak 2019 - Salı)
Korku ve birlik ihtiyacı (08 Ocak 2019 - Salı)
Yeni yıla aktarılanlar (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Birlik ihtiyacı ve yerel seçimler (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
Ücretler asgari, kårlar azami (18 Aralık 2018 - Salı)
Sesiz kalabalıkların değişimi (11 Aralık 2018 - Salı)
Enflasyon artışı ve maaş zamları (04 Aralık 2018 - Salı)
Sel felaketi ve yerel yönetimler (20 Kasım 2018 - Salı)
Yerel yönetim seçimleri ve talepler (06 Kasım 2018 - Salı)
Asgari ücret ve maaş zamları (30 Ekim 2018 - Salı)
Yerel Seçimler ve Halk İradesi (02 Ekim 2018 - Salı)
Faturayı kim ödesin? (18 Eylül 2018 - Salı)
Önümüzdeki Dönemde Ekonominin Durumu (11 Eylül 2018 - Salı)
Ekmek zammı ve düşündürdükleri (07 Ağustos 2018 - Salı)
Yanan Ormandan Daha Fazlası (31 Temmuz 2018 - Salı)
Angus kokusu aslında sistemin kokusudur (17 Temmuz 2018 - Salı)
Başka bir seçenek mümkün (10 Temmuz 2018 - Salı)
Çok bilinmeyenli bir seçim (26 Haziran 2018 - Salı)
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi