Aziz Sancar hoca nükleer reklamında neden oynadı?
Geçen hafta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı´nın ‘Türkiye enerjide nükleer güç istiyor´ sloganıyla bir tanıtım filmi yayınlandı.
Tarih: 10.4.2018 10:26:59
Halit KATKAT



Bu reklam filminde Nobel Kimya Ödüllü bilim insanı Aziz Sancar da rol aldı. Bilindiği gibi bu saygıdeğer bilim insanı İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi 2015 Nobel Kimya ödülünü ‘DNA onarımının mekanistik çalışmaları´ konulu çalışmasıyla insanlığın gelişimine yaptığı katkı nedeniyle almıştı.
Elbette bir bilim insanının kendi mesleğinde yaptığı bir çalışmaya ülkemiz adına, bilime ve insanlığa yaptığı katkı adına saygı duyar, takdir eder ve hatta onur duyarız.
Ama bu bilimsel hizmetine saygı duymamız, onun her konuda yaptığı ve yapacağını takdir edeceğimiz, yanlışlarını görmezden geleceğimiz anlamına gelmez.
Nitekim bu reklam filminde oynaması nedeniyle Elektrik Mühendisleri Odası kendisine bu tavrını kınayan bir açık mektup yayınladı.
Bir bilim insanı toplumun gözü önündedir ve her yaptığı toplum tarafından irdelenir, bilim terazisine konur ve tutarlılık beklenir.
Şimdi burada baktığımızda nükleer enerji, gerçekten ülkemiz enerji ihtiyacı açısından vazgeçilmez bir kaynak mıdır? Elektrik daha ucuza mı mal edilecektir? Ülkemizin bağımsızlığına bir katkı mı sağlayacaktır. Bu sorulara yanıt arayalım.
AKP iktidarı, Akkuyu´da üretilecek elektriğin yüzde 50´sine 15 yıl boyunca 12,35 cent/kwh bedelle alım garantisi verdi. Yani diğer santrallerde 15 kuruş olan elektrik için 50 kuruş alım garantisi veriliyor. Aradaki fark yani toplamda 35 milyar dolar ülke bütçesinden çıkacak. 22 Milyar dolar olarak açıklanan projenin üzerine 35 milyar daha eklenmiş oluyor. Evet, bu olayın ekonomik boyutu…
Bu enerjiyi başka kaynaklardan elde edemez miyiz? EMO (Elektrik Mühendisleri Odası) bu soruya şöyle yanıt veriyor: “… Türkiye´nin coğrafi konumu göz önüne alındığında birçok Avrupa ülkesinden daha fazla rüzgâr, güneş enerjisi potansiyeline sahip olduğu bilinmekle beraber, aynı üretim maliyeti ile yaklaşık 4 katı kapasitede üretimi, yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlayabilmek mümkündür”.
Demek ki nükleer santraller hem kuruluş, hem işletme maliyeti açısından ekonomik değil.
Bir de çevresel etkileri açısından olaya bakalım: Bilindiği gibi 1986 yılında meydana gelen Çernobil Nükleer Santral kazası ile Çernobil kenti ve çevresindeki geniş bir alan 30 yıldır insan yerleşimine kapalı. Bu alanda insan yaşamadığı için elektrik kullanımına da artık gerek yok. 2011 yılında ise Japonya´da Fukuşima nükleer santral kazası meydana geldi. Her iki kazanın da çevreye verdiği zararlar yıllarca sürdü. İnsanlar yıllarca kanser, kusurlu doğum, akciğer vb hastalıklardan acı çektiler. Bir diğer neden; bilim insanları henüz nükleer santral atıklarını çevreye zarar vermeden ortadan kaldıracak bir yöntemi bulmuş değil. Nükleer atıklar toprağa gömülmekte ve orada yüzyıllar sonra bile insanlara ve doğal yaşama zarar verebilmektedir. Ayrıca nükleer teknolojiye sahip ülkeler nükleer santral yaptıkları ülkelere kendi atıklarını yatırım bahanesi adı altında getirip gömebiliyorlar. Demek ki çevresel açıdan da bu nükleer santraller ülkemizin hayrına değil.
Şimdi, iddia edildiği gibi ülkenin bağımsızlığına katkısı var mı? Ona bakalım: Yapılan anlaşma ile projeyi gerçekleştirecek Rus şirkete vergi ve gümrük ayrıcalıklarının sadece Akkuyu inşaatı süresince değil, 90 yıl devam edeceği belirtiliyor. Santralin inşasını üstlenen Rusya aynı zamanda santralin yüzde 51 hisseli sahibi olacak, 15 yıllık alım garantisi ile kendi topraklarımızda Rusya´nın ürettiği elektriği almak zorunda kalacağız… Ayrıca nükleer yakıt ve yedek parça yönünden de Rusya´ya bağımlı olacağız. Demek ki bağımsızlık değil tersi tam bağımlı hale geleceğiz.
Peki! bütün bu sorunlar ortadayken neden Nobel Ödülü almış bir bilim insanı “Türkiye nükleer güç istiyor” reklamında oynatılır? Birinci neden başta Japonya, Almanya, Fransa olmak üzere pek çok ülke nükleer santral kurma politikalarını terk ederek, güneş, rüzgâr başta olmak üzere yenilenebilir enerji üretim yöntemlerine yatırım yapmaktadır. Ülke içinde ve dışında ise çevre örgütleri karşı çıkmaktadır. Bu bakımdan nükleere yatırım yapmak cazip değildir. İkinci neden ise Türkiye´nin nükleer silaha sahip olma sevdasıdır. Nükleere kamuoyunda bu kadar karşı çıkış olunca, bu kamuoyunu yatırım yapmaya ancak saygın bir bilim insanı ikna edebilir.

Anahtar Kelimeler: Aziz, Sancar, hoca, nükleer, reklamında, neden, oynadı
Yazarın Diğer Yazıları
Ekmek zammı ve düşündürdükleri (07 Ağustos 2018 - Salı)
Yanan Ormandan Daha Fazlası (31 Temmuz 2018 - Salı)
Angus kokusu aslında sistemin kokusudur (17 Temmuz 2018 - Salı)
Başka bir seçenek mümkün (10 Temmuz 2018 - Salı)
Çok bilinmeyenli bir seçim (26 Haziran 2018 - Salı)
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi