Babam cumhuriyetle yaşıttı
NURULLAH ER
Tarih: 11.5.2021 16:04:43
Nurullah ER

Babam Cumhuriyetle yaşıttı.

Resmi kayıtlarda nüfus cüzdanında doğumu, 01.07.1923 olarak geçer.
O günün koşullarında doğumu ne kadar gerçekçi olsa da O, Cumhuriyetle yaşıttır.
Öylesi bir tarih beni Kurtuluş Savaşı yıllarına ve Cumhuriyetin kuruluş yılına götürür.
Kuvay-ı Milliye askeri olan babasının evine dönüp, mavzerini ve fişekliğini evinin orta direğine astığı, Atatürk tarafından Cumhuriyetin ilanı için hazırlıkların yapıldığı günler…
Ülkenin küllerinden yeniden doğduğu, yorgun ve bitkin düştüğü, gözyaşı acılarının daha kurumadığı, hastalıkların, yoklukların, kıtlıkların yaşandığı yıllar…
Babası bir Osmanlı, kendisi Cumhuriyet´e doğmuştu. O yıllardan günümüze kadar ülkenin sosyal, siyasal, ekonomik yapısında yaşananlar yaşamını etkiler. Her dönem bir anı olarak kalır asırlık ömründe babamın.
Yedisinde kaybedince babasını yaşam mücadelesi içinde kendini bulur. Öyle oturup kalmak olmazdı. Öyle de yapar. Dul kalan annesi ve ağabeyi ile babasının günlerini aratmayacaktı. Öküzleri çifte koşacak, çobanla birlikte davar güdüp, koyun otlatacak, okur yazar olan çobandan okumayı yazmayı sökecektir o yaşta.
Doğduğu Andırın´ın dağları eşkıya kaynıyordu o yıllarda. Amcasının evini basan eşkiyaların işkence için amcasının ayak tabanlarının, kalçasının sıcak maşayla dağlanması için odun taşıyacak, ateşine üfleyecekti. Annesinin fesindeki mecidye altınlarının eşkiyalar tarafından sökülüp alınmasını görecek, asker takibinden kaçan eşkiyaların dağın yamacına kurduğu pusuyla bir manga askerin öldürülüşü değirmen yolunda gözünün önünde olacak. O yaşta bu yaşananlar korkularını büyüttükçe büyütüp, geceleri uyku tutmayacak gözleri.
İkinci Dünya Savaşı yıllarında dört yıl sürer askerliği. Mardin´de jandarmalık yapar. Babam, bir Yaşar Kemal kadar Toroslar´daki eşkiyaları, Bekir Yıldız kadar da Güneydoğu´daki kaçakçılığı analatacak kadar görmüşlüğü ve bilmişliği vardı.
Her çocuk ilk önce annesinin ve babasının sesini tanır. Onlardan biri ömür boyu belleğinde yer eder. Benim babamın belleğimde yer eden ilk sesi, sabahleyin ahırda at yemlerken söylediği; “Odam kireç tutmuyor”, ardından “Uzun olur gemilerin direği” türküsü olmuştu.
O türküleri çok severdi. Çiftte çubukta, davarda söyler, ondan güç alır, moral bulurdu… İlk önce bataryalı bir radyosu ve gramofonu varmış. Ben çocukken pilli radyo ve pikap almıştı. Komşular akşam oturmasına bize radyo dinlemeye gelirlerdi. Nezahat Bayram, Muazzez Türünk, Nuri Sesigüzel, Neşat Ertaş… gibi halk müziği sanatçılarının türküleri sürekli dinlenirdi. Birde Kadirli´den, Maraş´tan aldığı, Köroğlu, Aşık Garip, Leyla ile Mecnun… gibi halk hikayesi kitapları okunurdu. Genelde bana okuttururlardı akşamları.
Menderes dönemini nefes aldığı yıllar olarak anlatırdı. Artık keçileri koyunları tahsildardan kaçırmaz, buğdayları kuyulara saklamaz, Tahsildar Nuri´yi evinde ağırlamaz olmuştu. O yıllar benim de ilk okula başladığım yıllardı. Birgün okuldan getirdiğim süt tozunu görünce alıp döktü. ‘Bizim keçilerimizin, koyunlarımızın sütüne nice olmuş da böylesi kokar sütü size içiriyorlar, bunlar hastalık yayar´ diyerek kızmıştı. Karakılçık buğdayın kayboluşuna hayıflanırdı, Meksika buğdayından verim fazla alsa da. Bir de Kore´ye gönderilen askerleri konuşurdu. Atatürk olsaydı bunlar yaşanmazdı. “Bunlara yuların ucunu kaptırmayacaksın. Alır bir uçurumun başına götürürler sonra. Bu milletin gözyaşı kurumadı daha, Kore´de ne işi olur askerlerimizin” derdi.
Tarıma teknolojinin girmesiyle almıştı traktörü. Artık daha çok kazanç sağlıyordu. Tutumlu olsa da tamahkar değildi. Yokluk çekenlere, zorda kalanlara maddi manevi elini hep uzatmışlığı olmuştur.
1986 yılında annemi kaybedince ikinci evliliğini yaşadı. Onunla yaşamını sürdürmekteydi. Çocukları evlenip iş güç sahibi olsa da ondan kopmadılar. O da bizden… Sürekli ziyaretine gider, gidemediğimiz zaman telefon ederdik. Hayvancılığı bırakmış olsa da toprakların işletmeciliğini kendisi yapardı.
Babam bir Cumhuriyet çocuğu idi. Babasından gelen Osmanlılığı, Cumhuriyetle kazanılan değerler doldurmuştu bir asırlık ömrünü. Yeniliklere açıktı. Biz çocukların yaşamına müdahalesi pek olmamamıştır. Bizlere yalnızca, “Dilinizi yalandan, elinizi haramdan sakının” türü nasihatları olurdu. Günlük konuşmaları benzeri olsa da farklı düşünceler çağrıştırırdı.
Babam yaşamla yaşlanan birisiydi. Herkes gibi onunda yapamadıklarında dolayı “keşkeleri” olmuştu. Öyle anıları vardı ki, hatırlaması bile acı verirdi kendine. Anlatırken sesi çatallanır, gözleri ıslanırdı. Mutluluğu küçük şeylerde bulur, onu büyüttükçe büyütür yaşamına katardı. Kuru gururu, kibiri yoktu. Yaşanan yoklukları, kıtlıkları, acıları, hastalıkları, insanın insana yaptığı kötülükleri yok bilip, yüreğinde sevgiyi büyütmek, hoşgörülü davranmak, yardımsever olmak herkesin yaşayacağı bir duygu, oluşturacağı bir düşünce olmasa da babam bunu yapmıştır. Uzun yaşamanın sırrını belki de burada bulmuştu. Kalp kırmadan, gönül yıkmadan yaşamıştır.
Korona vakası nedeniyle telefonla görüşürdüm. Geçen yıl yine bu aylarda kaçak göçek gittiğimde evin arakasında güneşe karşı oturmuş, elindeki bastonuyla önündeki toprağı karıştırıyordu. Elini öpüp, sandalyeyi çekiştirerek yanına oturdum. “nasılsın?” dediğimde, “nasıl olalım bir emaneti iyi kötü taşıyorum.”
Başını kaldırıverdi, evin arka tarafındaki Romalılardan kalan kaleyi gösterdi. “Nerede bu kalenin kralları, paşaları, beyleri? Kimler gelmiş kimler geçmiş buralardan. Şu dağlar eşkıya kaynardı, kapı dışarı çıkamazdık. Evindeki malını sahiplenmezdin. Nerede şimdi onlar? Kime kalmış ki bana kalacak, herkes yaptığıyla göçüp gidecek… Ağaç dalıyla gürler derler. Aşiret dağıldı, sizler çekip gittiniz, ben de şimdi elektrik tellerine konan kırlangıçları, uçuşan kelebekleri sayıyorum, dolaşan karıncalara bakıyorum. Yalnız insan eksik insandır, yarım insandır.” deyince gözleri ıslandı.
O, 28 Nisan günü baharla, baharın toprağıyla buluştu. Sessiz olsa da arkasından geliyordu sevdiği türküleri. Gidip gezdiği yerler, girip çıktığı evler, evine gelip gidenler, açtığı sofralar… Bir asırlık ömrü peşinden sürekleniyordu. O bir sevgi seli, hoşgörü seliydi.
Babam yaşamın insanıydı. Kendiyle barışıktı. O şimdi kavalsız bir çoban, karasabansız bir çiftçi, kasketsiz bir köylüdür. Yıldızları çoğalan gökyüzü olmasa da, ardından bıraktıkları yıldız gibi ışıldayacaktır.

Anahtar Kelimeler: Babam, cumhuriyetle, yaşıttı
Yazarın Diğer Yazıları
Mevsim Sonbahar Aylardan Eylül (21 Eylül 2021 - Salı)
EMEKLİ FAKİR (14 Eylül 2021 - Salı)
Emperyalizmle savaşmak (01 Eylül 2021 - Çarşamba)
DOĞA İNTİKAMINI ALIR (18 Ağustos 2021 - Çarşamba)
Ağustos günlerindeyiz (10 Ağustos 2021 - Salı)
Ömrün yaprakları (28 Temmuz 2021 - Çarşamba)
Baharda Ölmek (25 Mayıs 2021 - Salı)
İNCE ŞEYLER (13 Nisan 2021 - Salı)
Kişilik (07 Nisan 2021 - Çarşamba)
Bahar ses veriyor (31 Mart 2021 - Çarşamba)
İŞSİZLİK (16 Mart 2021 - Salı)
Bir tutam kır menekşesi (09 Mart 2021 - Salı)
NERGİS GÜNLERİ (26 Ocak 2021 - Salı)
Olanlar yaşananlar (12 Ocak 2021 - Salı)
KAYBEDİLENLER (29 Aralık 2020 - Salı)
Ortak akıl (15 Aralık 2020 - Salı)
YAPRAK DÖKÜMÜ (08 Aralık 2020 - Salı)
Günümüzün sessiz kahramanları (02 Aralık 2020 - Çarşamba)
ZOR YILLAR (25 Kasım 2020 - Çarşamba)
İSDEMİR ELLİ YAŞINDA (07 Ekim 2020 - Çarşamba)
Arsuz bölgesinde elektrik kesintisi (30 Eylül 2020 - Çarşamba)
AMANOS DAĞLARI (23 Eylül 2020 - Çarşamba)
Ağustos günleri (31 Ağustos 2020 - Pazartesi)
MAYIS VE ANNELER GÜNÜ (11 Mayıs 2020 - Pazartesi)
SEKİZ SAATLİK İŞ GÜNÜ (04 Mayıs 2020 - Pazartesi)
Ulusal Egemenlik Yüz Yaşında (27 Nisan 2020 - Pazartesi)
SOKAKLARIN SESSİZLİĞİ (20 Nisan 2020 - Pazartesi)
İnsan-LIK (13 Nisan 2020 - Pazartesi)
NİSAN YAĞMURU (06 Nisan 2020 - Pazartesi)
KORONAVİRUS VE EMEKLİLER (23 Mart 2020 - Pazartesi)
İHANET! (16 Mart 2020 - Pazartesi)
İSDEMİR GREVİ (09 Mart 2020 - Pazartesi)
Ağlayan ANA dolu... (02 Mart 2020 - Pazartesi)
EMEKLİNİN PROMOSYON BEKLENTİSİ (24 Şubat 2020 - Pazartesi)
KİTAP FUARI (17 Şubat 2020 - Pazartesi)
Kendini yakmak (10 Şubat 2020 - Pazartesi)
Kütüphane yapılmaz büyür (05 Şubat 2020 - Çarşamba)
Emekliler... (06 Ocak 2020 - Pazartesi)
Yoksullukta eşitlik (30 Aralık 2019 - Pazartesi)
Ekonomide göstergeler (09 Aralık 2019 - Pazartesi)
Aynalar yalan söylemez (02 Aralık 2019 - Pazartesi)
Sular altında kalan tarih (25 Kasım 2019 - Pazartesi)
Emeklinin hali (18 Kasım 2019 - Pazartesi)
29 EKİM´DEN 10 KASIM´A (11 Kasım 2019 - Pazartesi)
Ağaçlar ve barış (04 Kasım 2019 - Pazartesi)
DOSTLUK (21 Ekim 2019 - Pazartesi)
Ekmekler bozuldu-sular kirlendi (14 Ekim 2019 - Pazartesi)
Çocuk sevgisi (07 Ekim 2019 - Pazartesi)
İskenderun şehir içi trafiği (30 Eylül 2019 - Pazartesi)
Otuz yıl önceki İSDEMİR grevi (23 Eylül 2019 - Pazartesi)
Tatıl (26 Ağustos 2019 - Pazartesi)
Üniversiteli işsiz (22 Temmuz 2019 - Pazartesi)
GEÇEN HAFTA URFA´DAYDIM (15 Temmuz 2019 - Pazartesi)
81 yıl öncesinin 5 Temmuz´u (08 Temmuz 2019 - Pazartesi)
EMEKLİLER HAFTASI (02 Temmuz 2019 - Salı)
Milliyetçilik (24 Haziran 2019 - Pazartesi)
Tokların açlık medeniyeti (10 Haziran 2019 - Pazartesi)
Mevsim baharsa (27 Mayıs 2019 - Pazartesi)
YÜZ YIL!... (20 Mayıs 2019 - Pazartesi)
İŞÇİSİZ 1 MAYIS (06 Mayıs 2019 - Pazartesi)
BAHARIN KÜSKÜNLÜĞÜ (29 Nisan 2019 - Pazartesi)
AMANOSLARIN ÇIĞLIĞI (15 Nisan 2019 - Pazartesi)
Seçimler ve seçmenler (08 Nisan 2019 - Pazartesi)
SİYASET DİLİ (18 Mart 2019 - Pazartesi)
Sosyal felaketler (04 Mart 2019 - Pazartesi)
ÖLÜM ACISI (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
ŞEHR-EL EMİN (18 Şubat 2019 - Pazartesi)
KIŞIN KIŞLIĞI (11 Şubat 2019 - Pazartesi)
DOĞANIN DİLİ OLMAK (04 Şubat 2019 - Pazartesi)
MODERN KÖLELİK (28 Ocak 2019 - Pazartesi)
Hangi balon patlamaz ki!... (21 Ocak 2019 - Pazartesi)
Gelecek korkusu (14 Ocak 2019 - Pazartesi)
TARİHTEN GELEN SES (24 Aralık 2018 - Pazartesi)
KAŞIKLA VERİP KEPÇEYLE ALMAK (17 Aralık 2018 - Pazartesi)
İSDEMİR KÜLTÜRÜNE SAHİP ÇIKMAK (03 Aralık 2018 - Pazartesi)
TAHA AKYOL VE POPÜLİZM (26 Kasım 2018 - Pazartesi)
HATIR SORMAK GÖNÜL ALMAK... (19 Kasım 2018 - Pazartesi)
GÖNÜL BAĞI (12 Kasım 2018 - Pazartesi)
HATAY SORUNLARININ ARAŞTIRILMASI (06 Kasım 2018 - Salı)
HER FABRİKA BİR KALEDİR (30 Ekim 2018 - Salı)
İSDEMİR EMEKLİLERİ GECEDE BULUŞTU (22 Ekim 2018 - Pazartesi)
İŞSİZLİK ARTARKEN (17 Ekim 2018 - Çarşamba)
EKONOMİ CAN YAKIYOR (09 Ekim 2018 - Salı)
Lavanta Kokulu Köy (17 Eylül 2018 - Pazartesi)
HOŞ GELDİN HÜZÜN!... (10 Eylül 2018 - Pazartesi)
3O AĞUSTOS´UN ÖNEMİ (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Alışveriş yorgunluğu (13 Ağustos 2018 - Pazartesi)
Ambulans Sesiyle Uyuyup Uyanmak (06 Ağustos 2018 - Pazartesi)
YİĞİT MUHTAÇ OLMUŞ KURU SOĞANA (16 Temmuz 2018 - Pazartesi)
EMEKLİLER GÜNÜ (03 Temmuz 2018 - Salı)
İNSAN İSTER!... (25 Haziran 2018 - Pazartesi)
AÇLIK SINIRINDA YAŞAMAK (19 Haziran 2018 - Salı)
EMEKLİYE SENDİKA HAKKI (11 Haziran 2018 - Pazartesi)
DİN İSTİSMARI VE SİYASET (04 Haziran 2018 - Pazartesi)
Ülkemiz seçim atmosferine girdi. (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
SAMSUN VE MUHARREM İNCE NURULLAH ER (21 Mayıs 2018 - Pazartesi)
TÜM ANNELERİ SEVDİM (14 Mayıs 2018 - Pazartesi)
BAHAR KOKUSUNA KARIŞAN ANGUS KOKUSU (07 Mayıs 2018 - Pazartesi)
EMEKLİLİK ZOR YAŞAM (16 Nisan 2018 - Pazartesi)
ENFLASYON (02 Nisan 2018 - Pazartesi)
BADEMLER VE ERİKLER ÇİÇEK AÇARKEN (26 Mart 2018 - Pazartesi)
BANA DAMDAN DÜŞENİ GETİRİN (18 Mart 2018 - Pazar)
"VURUN KAHPEYE" (12 Mart 2018 - Pazartesi)
MAHSUNİ ŞERİF VE AMERİKA (18 Şubat 2018 - Pazar)
TÜRKLER VE ARAPLAR (11 Şubat 2018 - Pazar)
REYHANLI (04 Şubat 2018 - Pazar)
Bozulmak (21 Ocak 2018 - Pazar)
GÜVERCİNLİ PARK (07 Ocak 2018 - Pazar)
KITLIK (24 Aralık 2017 - Pazar)
ÇOCUĞA GELİNLİK, KADINA ZALİMLİK... (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
HALKIN ENFLASYONU (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
İSDEMİR emekliler lokali (04 Aralık 2017 - Pazartesi)
HATAY BÖLGESİNİN İŞGALİ (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
Kuşlara yem atmak (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
iş SİZLİK (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
CUMHURİYET NEREDEN NEREYE (30 Ekim 2017 - Pazartesi)
TEOG BELİRSİZLİĞİ (23 Ekim 2017 - Pazartesi)
ÇOCUKLUK FOTOĞRAFLARI (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
HATAY MUTFAĞI (02 Ekim 2017 - Pazartesi)
SURİYELİLERLE SORUNLAR (25 Eylül 2017 - Pazartesi)
Kuş Sesleri (20 Eylül 2017 - Çarşamba)
ŞİMDİ ZEYTİN ZAMANI (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
BANA NE! (11 Eylül 2017 - Pazartesi)
İSKENDERUN´UN YAZ SICAĞI (21 Ağustos 2017 - Pazartesi)
HORMONLU BÜYÜME (14 Ağustos 2017 - Pazartesi)
DOĞANIN UYARISI (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
GERÇEKTEN BİZ KAÇ KİŞİYDİK? (17 Temmuz 2017 - Pazartesi)
İSDEMİR ÇALIŞANLARI VE EMEKLİLERİ (10 Temmuz 2017 - Pazartesi)
SÖYLEMEZ- SÖYLENİRİZ (12 Haziran 2017 - Pazartesi)
ÇANAKKALE´Yİ GÖRMEK (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
GEZMEK... (29 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ARSUZ OVASININ GELECEĞİ (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ELEKTRİK ÇARPMASI (08 Mayıs 2017 - Pazartesi)
SARI ÖKÜZ (01 Mayıs 2017 - Pazartesi)
ÜÇ YAŞINDAYDILAR... (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi