BAĞ BOZUMU
Sadullah Çağlar
Tarih: 15.11.2019 11:12:16
Sadullah ÇAĞLAR

Akdeniz bölgesinde Hatay genel olarak en verimli topraklara sahiptir. Çukurova´dan sonra, Amik gölünün bulunduğu ova, Kırıkhan, Hassa Aktepe, özellikle Hacılar Köyü, üzüm bağları ile kuşanmış olup her şeye rağmen doğal güzelliğini korumaktadır.
Günümüzde hala ama hala üzüm bağları ile ayakta olan Hacılar Köyünde doğal güzellikleri ile göz dolduran sarıkız çam ağaçlarının yer aldığı ormanların yanı sıra üzüm bağları da yaşamını sürdürmektedir.
Fakat geçmişteki insan kalabalığı oldukça azalmış, köy eski dönemdeki çağlarını aramakta. Köyün orta yerinde akan sudan su doldurmaya gelen köylü kadınları yok.
Hacılar köyünün bir diğer özelliği de Türkiye çapında diş teknisyenleri de burada yetişti. Daha da ilginç olan köy nüfusu azalmasına rağmen, bölgenin en çok üniversite mezunu kişisi Hacılar köyünden çıkmıştır. Tıp doktorları bunu üzümle beslenen köy halkının zekasının gelişmesine bağlamaktadır.
Köyün ekonomik olarak güçlü kişileri Kırıkhan´a yerleşmiştir. Köyün geçim kaynağı üzümün yanı sıra sınır ticareti idi. Sınırdan Suriye´ye şeker ve giyecek gibi şeyler giderdi.
Biz aile olarak Kırıkhan´da yaşıyorduk. Babam Mehmet Çağlar Kırıkhan´da manifatura işi ile uğraşıyordu ve kumaş satan bir dükkanı vardı. İşi oldukça iyi idi. Yazları Alan yaylasına çıkardık, Temmuz sonrası Hacılar köyünde bağımız olduğu için oraya giderdik.
Üzümler olgunlaşınca bağ bozumu yapılır mahsere başlar, pekmez ve reçel yapılırdı. Köyde ayrıca asırlık ceviz ağaçları vardı ve havası kuru olup oldukça güzeldi. Üzüm bağlarında yetişen siyah üzümün tadı bir başka idi.
Geçtiğimiz günlerde yakınlarımızı ziyarete gittik. Bağlarda siyah üzüm yok sadece paf üzüm var. Neden tek çeşit üzüm kaldı dediğimde, paf üzümün daha ticari olduğu ve daha çok para kazandırdığını söylediler.
Yakın zamana kadar şehre gezmeye giden köylüler dostlarına sepetle üzüm götürürlerdi. Bu güzel davranış mazide kaldı. Bir anda yıllar öncesini hatırladım. Sarıkız denen dağın eteğinde rüzgarların estiği gelincik tarlası vardı. Rüzgarlar çam ağacının kokusu ile üzüm kokusunu birlikte taşırdı.
Ben de gramofonumu alır buraya getirir ve Müzeyyen Senar´dan şarkılar dinlerdim. İlk gençlik yıllarımda Antakya´dan köprübaşındaki kitapçıdan aldığım İngiliz Kemal´in Kurtuluş Savaşı Anıları, dönemin mizah gazeteleri; Karagöz, Faik Rıfkı Atay´ın Dünya Gazetesi, Hüseyin Cahit Yalçın´ın Ulus Gazetesi ve Tarih dergisi ´Dün ve Bugün´ o dönemde ,Sarıkız ormanında okumak için 15 yaşıda ergenliğe adım atmakta olan satırların yazarı, gramofon dinlerken okuduklarım arasında idi.
Eylül ayının ortası yine Hacılar köyünde yazı geçiriyoruz ve ben Sarıkız ormanında gramofon dinlerken aslında Türk casusu ve Kuvva-i Milliyeci olan İngiliz Kemal´in anıları romanını okuyordum. 1.cilt kitabında anlattığı işgal günleri ve İstanbullu yurtseverlerin işgale karşı bağımsızlık mücadelesini anlatıyordu. Kendi yuttaşlarını ihbar etmek için kapıda beklediklerini fakat , İngilizler kendi insanlarını ihbar edenlerden nefret ettiklerini de yazıyordu. Kitaplar okurken gramafonda kulağım Perihan Altındağ´ın ´Sevmediklerinle gönül avutma´ şarkısı bana duygu katıyordu.
Dağın çam kokusu eşsiz bir güzellik ve üzüm bağlarının olduğu Hacılar Köyü Sarıkız Ormanında elimde Esat Mahmut´un Son Gece romanını okuyorum. Kitabın konusu 1.Dünya savaşında Almanlarla, Osmanlı müttefikliği konusunu işliyor. Romanyalı genç kız bir Türk subayına aşıktır. Kızın abisi ise bu ilişkiye karşıdır.
Son Gece romanını defalarca okudum. Hacılar köyünde yaylada olduğumuz günlerde kitabı yeniden okurken Dünya iyisi Nefise ablam; Küçük edem acıkmadın mı neden yemeğe gelmedin, sana yemek getirdim deyip, açık köy ekmeği, yayık ayranı ve yanında tavuk kızartması getirmişti.
Ben de abla, niye zahmet ettin dedim, oda küçük edem senin annen Sabiha bize çok iyi baktı, bizde çok emeği var dedi. Şimdi düşünüyorum da, Hacılar Köyünü ve Sarıkız ormanını öyle özlemişim ki yemek aklıma bile gelmiyor.
Bir gün evin halkı erken uyanmış, çocuklar kalkın bağa gidiyoruz dediler. Bağ bozumu başlıyor, mahsere yapacağız. Yollara düşüyoruz, bizim iki bağımız vardı. Biri Hacılara girişte dağın yamacında. Kocaman sepetlerle yükü taşıyan atlar vardı.
Türkü söyleyen değişik kadın ve erkek sesleri vardı. Eniştemiz Kocacık Ömer´in uzun hava söylemesi sabahın seher vakti yankılanırdı. Üzümler toplanırken yaşlı anaların elinden tutup, sen dinlen teyze biz senin yerine toplarız derdik. Acaba bu güzel insanlar nereye gittiler?
Yıllar sonra gittiğim Hacılar Köyünü doğal yapısını korumuş fakat geçmişteki bilge kişilerin olmadığını görüm. Genel olarak bu insan ıssızlığı yalnız Hacılara değil, genelde tüm ülkede yaşanıyor.
Batı bunun önlemini almış, sanayi çağına geçerken kırsal kesime fabrikaları kurmuş. Bizde de köylere örneğin konserve fabrikaları kurulsa köyün gençleri işsiz kalmaz.
Geçen yılın Eylül ayında ablamın torunu Mustafa aradı, Hacılar Köyüne davet etti. Sarıkız ormanına gittik. Uzandım biraz dinlendim, yanımda oğullarım ve yakınlarım vardı. Gözümü açtım sanki zaman donmuştu ve hiçbir şey değişmemişti. Eşsiz doğa manzarası beni yaşadığım yıllar öncesine götürmüştü.
Yıllar önce kaybettiğim güzellikleri yeniden yaşamıştım. İnsanı mutlu eden aile çevresidir. İnsanoğlu kaynaklarından koptuğu zaman yaşamın anlamı olmaz. Yaşamın en güzel yanı paylaşımdır, yani ortak yaşam. Bu güzellikler sanki günümüzde kayboldu.
Köyde gördüğüm en üzücü olay gençlerin işsizlik sorunu yaşamasıydı. Ankara da bürokraside hizmet veren bölgeden yetişmiş pek çok insan var. Geçenlerde bir doktor arkadaşımla konuşurken bana Hassa bölgesinde yetişen insanların bolca üzüm yedikleri için zeki ve başarılı olduklarını söyledi.
Örneğin Fransa´da üzüm bağlarının olduğu bölgelerde üstün yetenekli ve zeki insanların ortaya çıktığını bilim insanları açıkladılar.
Bu açıdan köylerde toprağın canlandırılması için tarıma dayalı sanayinin bu bölgelere kurulması faydalı olur ve böylece köyden kente göç azalmış olur.
Beni Hacılar Köyünü kısa ziyaretimde en çok mutlu eden şey köyün doğal güzelliğini koruması ve betonlaşma hastalığından korunmuş olması. Bu son derece sevindirici ve bunun da ötesinde, Sarıkız korusundaki çamların çoğalması bende büyük sevinç yarattı.
Hani geçmişte ünlü bir yazarımız söylemişti; Orda bir köy var uzakta, gitmesek de bizim köyümüzdür. Hayır, baylar gidilmeyen köy bizim olamaz. Köylerin insan yalnızlığını aşmamız felsefe sorunudur. Yani bilimsel sorun, aslında köylere giden yolları açmalıyız.

Rüzgar söylüyor şimdi, o yerlerde ki şarkımızı....

 

 

 

Anahtar Kelimeler: BOZUMU
Yazarın Diğer Yazıları
FUZULİ´DEN ŞEKSPİR´E MESAJ (28 Ekim 2020 - Çarşamba)
ONLARI UNUTMAK MÜMKÜN MÜ? (22 Ekim 2020 - Perşembe)
EBEDİ AŞK (14 Ekim 2020 - Çarşamba)
Kırsalı Batı´yla taşıyan aydın (07 Ekim 2020 - Çarşamba)
Evrensel Mısır sineması (11 Eylül 2020 - Cuma)
POLİTİK YAŞAMDA YOL AYRIMI (04 Eylül 2020 - Cuma)
MAHATMA GANDİ VE CHARLİE CAHPLİN (28 Ağustos 2020 - Cuma)
CHP´NİN 37.KURULTAY MESAJI (21 Ağustos 2020 - Cuma)
Hiroşima´nın 75.yılı anısına (14 Ağustos 2020 - Cuma)
SANAT DÜNYASINA BİR BAKIŞ (07 Ağustos 2020 - Cuma)
KURTULUŞ LOZAN´DA BELGELENDİ (24 Temmuz 2020 - Cuma)
Sinema tarihinin muhteşem kadını (16 Temmuz 2020 - Perşembe)
SİNEMA TARİHİNE BİR BAKIŞ (03 Nisan 2020 - Cuma)
ANTAKYA TARİHLE KUŞANMIŞ KENT (27 Mart 2020 - Cuma)
SPARTAKÜS YAŞAMA VEDA ETTİ (28 Şubat 2020 - Cuma)
TRENLERİN SESİ DUYULMAZ OLDU (07 Şubat 2020 - Cuma)
Kore´ye gidenler geri gelmedi (24 Ocak 2020 - Cuma)
DERTLİ PINAR (06 Aralık 2019 - Cuma)
Şampanya İçilerek Kutlanan Ölüm (29 Kasım 2019 - Cuma)
Umutsuz adamdan uzak durun (22 Kasım 2019 - Cuma)
TARİHSEL UNUTULMAZ MEKTUPLAR (01 Kasım 2019 - Cuma)
BABALAR VE OĞULLARI (20 Eylül 2019 - Cuma)
BEYAZ PERDEDEN SEÇMELER (13 Eylül 2019 - Cuma)
TROYA DAĞLARI UYGARLIĞIN BEŞİĞİDİR (30 Ağustos 2019 - Cuma)
İlhan Selçuk´tan politik anılar (12 Temmuz 2019 - Cuma)
Romalı Brutus´ün yanılgısı (05 Temmuz 2019 - Cuma)
Benden resim aşıranlara zıkkım ola (06 Haziran 2019 - Perşembe)
BİR DOSTUN ARKASINDAN (31 Mayıs 2019 - Cuma)
İskenderun ve Kitaplı Yıllar (24 Mayıs 2019 - Cuma)
MISIRLI ESMA HAN´IN UMUTSUZ AŞKI (17 Mayıs 2019 - Cuma)
Don Kişot´lar öncüdür (10 Mayıs 2019 - Cuma)
KEŞİFLER DÜNYASI (05 Nisan 2019 - Cuma)
BEYAZ PERDEDE BİR EFSANE (15 Mart 2019 - Cuma)
Ahım gibi ah var mı acep (01 Mart 2019 - Cuma)
Modası Geçmeyen Bir Yolculuk (22 Şubat 2019 - Cuma)
14 ŞUBAT´IN ANLAMI (15 Şubat 2019 - Cuma)
LATİN AMERİKA VE YAKIN TARİHİ (08 Şubat 2019 - Cuma)
BUĞDAY İHRAÇ EDEN ÜLKEYDİK (25 Ocak 2019 - Cuma)
UNUTULAN DOSTLUKLAR VE EDEBİYAT (18 Ocak 2019 - Cuma)
SÖZ UÇAR YAZI KALIR (11 Ocak 2019 - Cuma)
TARİHTEN BİR YAPRAK 1960´LI YILLAR (28 Aralık 2018 - Cuma)
YAŞAR KEMAL VE NOBEL ÖDÜLÜ (21 Aralık 2018 - Cuma)
Elveda Hindistan (14 Aralık 2018 - Cuma)
YAŞAM VE DOĞA KÜLTÜRÜ (09 Kasım 2018 - Cuma)
Dünya Edebiyatı ve Savaşlar (19 Ekim 2018 - Cuma)
ENGELS´İN EVİ (28 Eylül 2018 - Cuma)
Kağıt Fabrikası Olmayan Ülke (14 Eylül 2018 - Cuma)
Köyden Gelen Aydına Veda (31 Ağustos 2018 - Cuma)
BİR USTANIN ANILARI (17 Ağustos 2018 - Cuma)
Çöl Tilkisi´nin Son Günü (03 Ağustos 2018 - Cuma)
TARİHİ ROMA´DA BİR GEZİNTİ (13 Temmuz 2018 - Cuma)
BAŞARI UMUTTAN BESLENİR (06 Temmuz 2018 - Cuma)
BEYAZ PERDENİN UNUTULMAZLARI (29 Haziran 2018 - Cuma)
SANATLA KUŞANMIŞ LİDERLER (22 Haziran 2018 - Cuma)
"İşte Paşam İstanbul" (01 Haziran 2018 - Cuma)
ÖLÜMSÜZLERİN UNUTULMAYAN AŞKLARI (25 Mayıs 2018 - Cuma)
ARKADAŞ (18 Mayıs 2018 - Cuma)
KİTAPSIZ BİLENLER (11 Mayıs 2018 - Cuma)
ARTİST KARTPOSTALLARI (27 Nisan 2018 - Cuma)
TÜRK BASININDA HÜRRİYET GAZETESİ (13 Nisan 2018 - Cuma)
Edebiyat Ustası Victor Hugo (15 Mart 2018 - Perşembe)
Burjuva Kökenden Gelen Bir Aydın (01 Mart 2018 - Perşembe)
14 Şubat: Tarihsel Bir Gün (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Politika Uzlaşma Sanatıdır (08 Şubat 2018 - Perşembe)
Dünya Sinemasında Unutulmazlar (25 Ocak 2018 - Perşembe)
EDEBİYAT VE SANATIN NERESİNDEYİZ (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sevmek Yaşamak Demektir (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Unutulmaz Radyo Günleri (28 Aralık 2017 - Perşembe)
Gözlerden Kalplere Sesler (15 Aralık 2017 - Cuma)
EDEBİYAT TARİHİ AYDINLANMAKTIR (08 Aralık 2017 - Cuma)
SAVAŞLARDAN ÇIKARI OLANLAR (10 Kasım 2017 - Cuma)
Elveda Hindistan (27 Ekim 2017 - Cuma)
Elia Kazan ve Livaneli Dostluğu (20 Ekim 2017 - Cuma)
Halep Gezi Anıları (13 Ekim 2017 - Cuma)
Teknoloji ve bilimin zaferi (06 Ekim 2017 - Cuma)
O bir zamanlar kraliçeydi (22 Eylül 2017 - Cuma)
Türk Sinemasında Kayıplar (25 Ağustos 2017 - Cuma)
İdeal Öğretmen (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Bir Zamanlar Antakya (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Benden resim aşıranlara zıkkım ola (28 Temmuz 2017 - Cuma)
TARiHLE SÖYLEŞİLER (14 Temmuz 2017 - Cuma)
Treni Yürüten Önder (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İhanete giden yol (30 Haziran 2017 - Cuma)
CHP Kendini Ortaya Koydu (23 Haziran 2017 - Cuma)
Senede Bir Gün (16 Haziran 2017 - Cuma)
Batı Dünyasında Son Gelişmeler (09 Haziran 2017 - Cuma)
Sevgisiz hayat bitkiseldir (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kore´ye gidenler geri gelmedi (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Beyazperdenin Unutulmazları (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi