BİR USTANIN ANILARI
Çağına göre sorumluluğunu yerine getiren ülkede kaç aydınımız var? Çok az, ama bir adam var ki, her dönem tutucu iktidarlara karşı, kalemiyle savaş vermiş ve tüm yaşamı politik kavganın içinde geçmiştir.
Tarih: 17.8.2018 12:19:08
Sadullah ÇAĞLAR

Aziz Nesin için çok şey yazılacak, söylenecek ama, onun asıl nitelikleri açıklanmayacak… Türkiye burjuvazisi bilimsel düşünen bir mizah ustasına tahammül edemedi. Onu yaşarken sürekli yok etmeye çalıştı. Şimdi arkasından timsah gözyaşları akıtıyorlar.
Yıl 1945. Aziz Nesin, Sabahattin Ali ile Marko Paşa, Merhum Paşa, Malum Paşa, Ali Baba adlı dergileri çıkarttı. Bu politik dergilerin sık sık isim değiştirmeleri, iktidar tarafından kapatılmalarını engellemez. Buna rağmen dergi yeni ismiyle yeniden çıkar. Fakat baskılar Aziz Nesin ve ortağı Sabahattin Ali´yi geriletmez. Ne yapmışlardı Marko Paşa´da bu iki kişi? Sosyal devleti savunmuşlardı.
Türkiye´nin A.B.D. ile yakınlaşmasının ülkeyi sömürgeleştireceğini yazmışlardı. Sabahattin Ali, Marko Paşa dergisinde şöyle diyordu; “Biz istiyoruz ki memlekete yapılan her iş üç beş kişinin çıkarına değil, bu topraklarda yaşayan milyonların çıkarına olsun. Her hangi bir karar alınırken, İzmir´deki ortak tüccar, İstanbul´daki ahbap milyoner değil, inleyen yığınlar göz önünde tutulsun. Biz istiyoruz ki bu topraklarda yaşayan milyonlar, hiçbir yabancı devletin oyuncağı olmasın. Eğer böyle düşünmek suçsa, hemen haber versinler, bu suçu işlemekten, bunları yazmaktan vaz geçelim. Ama hayır, biz yolumuza devam etmekte kararlıyız.” (Marko Paşa dergisi 10.02.1947)
Bu arada 1950´de C.H.P iktidarı gitmiş, Bayar-Menderes, Demokrat Parti yönetimi gelmiştir. Ama Nesin´in kaderi değişmişti. O işsizliğe mahkum edilmişti. Hiçbir basın kuruluşu ona yazı yazma imkanı vermedi. Üstelik Menderes hükümeti, C.H.P.´yi aşan şekilde düşünce suçunun cezasını ağırlaştırdı. Demokrasi adı altında katı bir rejim yaşanıyordu. Aziz Nesin çaresiz, yoksulluk içinde kıvranıyordu. Arkadaşları onu gördüğü zaman yolunu değiştiriyordu.
Bir gün Nesin, mizah yazılarını bir dosyaya koyup Akbaba dergisine götürmeye karar verdi. Dergi sahibi Yusuf Ziya Ortaç, büyük kalem ustaları; İlhan Selçuk, Çetin Altan, Orhan Veli, Rıfat Ilgaz ve eskilerden, Reşat Nuri, Refik Halit Karay bu dergiden geçmişlerdi. Akbaba mecmuası büyük bir kaynaktı ve Türkiye´nin gelmiş geçmiş en eski mizah dergisiydi.
Yusuf Ziya duygusal ve açık Türkçesiyle yazdığı haftalık başyazısıyla gündemi yakalıyor, yazı olay oluyordu. Menderes bir demecinde; ‘Bu vatan bize borçludur´ diyordu. Buna karşılık Yusuf Ziya ise şöyle yazdı; ‘Amerika´ya, Almanya´ya borçlu olduğumuzu biliyorduk. Acaba şu dağların üzerinden, gemileri geçirerek İstanbul´u fetheden Fatih Sultan Mehmet böyle bir laf etti mi? Yani vatan bize borçludur diye, Hayır, hayır…´. Ve Yusuf Ziya karizmaydı.
Yusuf Ziya düşünce olarak İsmet Paşa´ya yakındı. Sonra Menderes, Yusuf Ziya´ya yakınlaştı.
Aziz Nesin 1953´te Akbaba dergisinin kapısını çalar. Ortaç orada yoktur. Mecmuanın Müdürü Selami Bey Nesin´i tanır. Ona yazılarını Ziya Ortaç´a vereceğini söyler. Nesin umutsuz bir şekilde Akbaba dergisinden ayrılır. Selami Bey bir gün Nesin´in yazılarıyla, Ortaç´ın yanına gider, yazıları okumasını ister.
Ortaç; “Tanımadığım meçhul yazarların yazılarını okumaktan bıktım” der. Selami Bey; “Ama bunu beğeneceksiniz, rica ederim okuyunuz” diye ısrar eder. Sonrasını Yusuf Ziya´dan dinleyelim; “Başlangıçta yalnız hikayeden değil, Selami´den de kurtulmam gerektiğini düşündüm. Selami Bey´e peki okurum, işim bitsin de dedim. Selami çıktıktan sonra meçhul gencin yazılarını okumaya başladım. Aman efendim aman, o ne hikaye. Selami´yi çağırdım. Harika dedim, hemen matbaaya gönder, dizilsin. Önümüzdeki baskıya yetiştirelim. Muhasebeye söyle bu genç yazara iyi para verelim. Kim bu genç böyle hevesli, mizah edebiyatının bütün ustalarını kafamdan geçirdim. Ne Ercüment Ekrem, ne Refik Halit ne de Reşat Nuri Güntekin… Hiç birinde bu çarpıcı hikayenin konusu yok. Akıcı Türkçesi ise bambaşka bir olay.
‘E e... dedi Selami. Analar ne aslanlar doğuruyor ´.
Ortaç; ‘Bu çocuğun ismi neydi ´.
Selami ; ‘ Aziz Nesin ´.
Ortaç; ´ Aman dedim, bul getir bana´.
‘Gelmez´ dedi Selami Bey.
Ortaç; ´Neden gelmez´ dedi.
Selami; ´Malum duyulmasını istemiyor. Devlet tarafından fişlenmiş. Tek partiden çift partiden çekmediği kalmamıştı.´
Ortaç; “Mutlaka getir bana bu yazarı; onun fişlenmesi vız gelir bana.”
“Kışa yakın bir günde Aziz Nesin geldi. Eski bir ceket üstünde, eski bir ayakkabı ayağında, oldukça tedirgin.
Son derece sevinerek karşıladım, oturması için koltuğu işaret ettim. Çay ısmarladım ve onu övmeye başladım. Bana yalnız isminin konulmasını istemediğini söyledi. ‘Olur mu Aziz Bey, bu eserlerin imzası tanınmalıdır. Kimden korkacağız Aziz Bey? Neden korkacağız? Yazılarınıza sizin imzanızı koymaktan değil, Türk Edebiyatını, Türk Mizahını bu güzel hikayelerden yoksun bırakmaktan korkarım. Siz bana güvenin, imzalarınız Akbaba´dan çıkacaktır, endişelenmeyin.´
Ona özel bir oda hazırlattım, Masa, koltuk, telefon, buyur ettik Aziz Nesin´i makamına. Yıl 1953 ilk işim İstanbul Valisine telefon açmak oldu. Aziz Nesin´i Akbaba kadrosuna aldık. Sayın Vali Prof.Fahrettin Kerim Gökay´dı. Bir kültür adamı sevinciyle karşıladı verdiğim kararı. ‘Çok memnun oldum´ dedi. ‘Yalnız Hükümete bir haber ver´. Ankara´yı aradım. Başbakanı buldum ve birkaç cümle ile övdükten sonra Aziz Nesin´in Akbaba ailesine katıldığını söyledim. Adnan Menderes pek keyiflendi bu haberden; ‘Onun Akbaba´da imzasını görmek bizi sevindirir, kendisine lütfen selamlarımı söyleyin, gönül rahatlığıyla yazılarını yazsın.´
Aziz Nesin´in ilk hikayesi açtığımız ilk yarışmada birinci oldu. Ondan sonra açılan her yarışmada da birinci oldu. Yalnız Türkiye´de açılan yarışmalarda değil, milletlerarası yapılan yarışmalarda Fransızları, İngilizleri, İtalyanları geride bırakarak birinci oluyordu.
Aziz Nesin daha sonraları mizah dergisi Marko Paşayı çıkardı. Tek Parti döneminde cesareti aşan yazılar yazdı. Bunlar siyasi mizahın acı meyveleriydi.
Sonra çileli yıllar geçirdi. Evet 53 yıldır bu parmaklar kalem tutuyor. 43 senedir Akbaba´yı çıkartıyorum bunca yıldır bütün ünlü yazarlar sayfalarımızda yer aldı. Bir eşi yetişmemiş. Ercüment Ekrem, Osman Cemaller, O Reşat Nuriler, O Mahmut Yesariler hiçbiri, hayır hiçbiri değil hepsi birden bir Aziz Nesin olamaz. Kalemi aldı mı yazmayacağı, yazamayacağı şey yoktur. Hikaye, roman, fıkra, taşlama, yerme, alay, kalay.”
Aziz Nesin´i bir kalem ustası Yusuf Ziya Ortaç´ın anılarından dinledik. Yere düşen altın madenini Yusuf Ziya ayağa kaldırmıştı. Çapı olan anlar ancak bu yetenekleri. Nesin´e Akbaba bir çıkış olmuştu. Ama o solcu damgasını yemişti. 1955´te 6-7 Eylül´de İstanbul´un üç gün yağmalanması olayı ile ilgili tutuklanır. Altı ay hapis yatar. ‘6-7 Eylül hareketini solcular yapmış, gelsin eski fişlenmiş solcular…´ Hasan İzzettin Dinamo, Kemal Tahir ve Aziz Nesin… Yusuf Ziya´nın devreye girmesiyle Aziz Nesin´i idamdan döndürür. Nesin, bu konuyu Asılacak Adam adlı eserinde anlatır. 27 Mayıs 1960 sonrası Yassıada Mahkemesinde 6-7 Eylül olayının dönemin iktidarı tarafından tertip edildiği eski Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü tarafından açıklandı.
Aziz Nesin asılmaktan nasıl kurtulduğunu şöyle açıklıyor; “Şu bir gerçek ki, İnönü, o zaman büyük bir cesaret örneği gösterdi. O suçlama havası içinde ortaya çıkıp; ‘Bunlar yapmadı; suçlu bunlar değildir´ dedi. Bütün tepkileri göğüsleyerek bize sahip çıktı. O da şöyle: O zaman, Türkiye´de televizyon yoktu. Ama hükümet bize iftira ederken dünya televizyonlarını unutmuş! Oysa yakıp yıkma ve yağmalamalar sırasında dünya televizyonları olayları çekip yayınlamış. Gösterilen filmlerin hiçbirinde bizler yoktuk. Bunun üzerine İnönü bizi savundu.”
1961´de Tamim gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Bir yazısından dolayı tutuklandı. Sonra Zübük adlı haftalık mizah dergisini çıkardı. 1965´te Veilmar´da yazarlar toplantısına katıldı. 1972´de kimsesiz çocuklar için Nesin Vakfı´nı kurdu. Evet Aziz Nesin ardında 100´e yakın eser bıraktı.

Anahtar Kelimeler: USTANIN, ANILARI
Yazarın Diğer Yazıları
DERTLİ PINAR (06 Aralık 2019 - Cuma)
Şampanya İçilerek Kutlanan Ölüm (29 Kasım 2019 - Cuma)
Umutsuz adamdan uzak durun (22 Kasım 2019 - Cuma)
BAĞ BOZUMU (15 Kasım 2019 - Cuma)
TARİHSEL UNUTULMAZ MEKTUPLAR (01 Kasım 2019 - Cuma)
BABALAR VE OĞULLARI (20 Eylül 2019 - Cuma)
BEYAZ PERDEDEN SEÇMELER (13 Eylül 2019 - Cuma)
TROYA DAĞLARI UYGARLIĞIN BEŞİĞİDİR (30 Ağustos 2019 - Cuma)
İlhan Selçuk´tan politik anılar (12 Temmuz 2019 - Cuma)
Romalı Brutus´ün yanılgısı (05 Temmuz 2019 - Cuma)
Benden resim aşıranlara zıkkım ola (06 Haziran 2019 - Perşembe)
BİR DOSTUN ARKASINDAN (31 Mayıs 2019 - Cuma)
İskenderun ve Kitaplı Yıllar (24 Mayıs 2019 - Cuma)
MISIRLI ESMA HAN´IN UMUTSUZ AŞKI (17 Mayıs 2019 - Cuma)
Don Kişot´lar öncüdür (10 Mayıs 2019 - Cuma)
KEŞİFLER DÜNYASI (05 Nisan 2019 - Cuma)
BEYAZ PERDEDE BİR EFSANE (15 Mart 2019 - Cuma)
Ahım gibi ah var mı acep (01 Mart 2019 - Cuma)
Modası Geçmeyen Bir Yolculuk (22 Şubat 2019 - Cuma)
14 ŞUBAT´IN ANLAMI (15 Şubat 2019 - Cuma)
LATİN AMERİKA VE YAKIN TARİHİ (08 Şubat 2019 - Cuma)
BUĞDAY İHRAÇ EDEN ÜLKEYDİK (25 Ocak 2019 - Cuma)
UNUTULAN DOSTLUKLAR VE EDEBİYAT (18 Ocak 2019 - Cuma)
SÖZ UÇAR YAZI KALIR (11 Ocak 2019 - Cuma)
TARİHTEN BİR YAPRAK 1960´LI YILLAR (28 Aralık 2018 - Cuma)
YAŞAR KEMAL VE NOBEL ÖDÜLÜ (21 Aralık 2018 - Cuma)
Elveda Hindistan (14 Aralık 2018 - Cuma)
YAŞAM VE DOĞA KÜLTÜRÜ (09 Kasım 2018 - Cuma)
Dünya Edebiyatı ve Savaşlar (19 Ekim 2018 - Cuma)
ENGELS´İN EVİ (28 Eylül 2018 - Cuma)
Kağıt Fabrikası Olmayan Ülke (14 Eylül 2018 - Cuma)
Köyden Gelen Aydına Veda (31 Ağustos 2018 - Cuma)
Çöl Tilkisi´nin Son Günü (03 Ağustos 2018 - Cuma)
TARİHİ ROMA´DA BİR GEZİNTİ (13 Temmuz 2018 - Cuma)
BAŞARI UMUTTAN BESLENİR (06 Temmuz 2018 - Cuma)
BEYAZ PERDENİN UNUTULMAZLARI (29 Haziran 2018 - Cuma)
SANATLA KUŞANMIŞ LİDERLER (22 Haziran 2018 - Cuma)
"İşte Paşam İstanbul" (01 Haziran 2018 - Cuma)
ÖLÜMSÜZLERİN UNUTULMAYAN AŞKLARI (25 Mayıs 2018 - Cuma)
ARKADAŞ (18 Mayıs 2018 - Cuma)
KİTAPSIZ BİLENLER (11 Mayıs 2018 - Cuma)
ARTİST KARTPOSTALLARI (27 Nisan 2018 - Cuma)
TÜRK BASININDA HÜRRİYET GAZETESİ (13 Nisan 2018 - Cuma)
Edebiyat Ustası Victor Hugo (15 Mart 2018 - Perşembe)
Burjuva Kökenden Gelen Bir Aydın (01 Mart 2018 - Perşembe)
14 Şubat: Tarihsel Bir Gün (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Politika Uzlaşma Sanatıdır (08 Şubat 2018 - Perşembe)
Dünya Sinemasında Unutulmazlar (25 Ocak 2018 - Perşembe)
EDEBİYAT VE SANATIN NERESİNDEYİZ (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sevmek Yaşamak Demektir (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Unutulmaz Radyo Günleri (28 Aralık 2017 - Perşembe)
Gözlerden Kalplere Sesler (15 Aralık 2017 - Cuma)
EDEBİYAT TARİHİ AYDINLANMAKTIR (08 Aralık 2017 - Cuma)
SAVAŞLARDAN ÇIKARI OLANLAR (10 Kasım 2017 - Cuma)
Elveda Hindistan (27 Ekim 2017 - Cuma)
Elia Kazan ve Livaneli Dostluğu (20 Ekim 2017 - Cuma)
Halep Gezi Anıları (13 Ekim 2017 - Cuma)
Teknoloji ve bilimin zaferi (06 Ekim 2017 - Cuma)
O bir zamanlar kraliçeydi (22 Eylül 2017 - Cuma)
Türk Sinemasında Kayıplar (25 Ağustos 2017 - Cuma)
İdeal Öğretmen (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Bir Zamanlar Antakya (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Benden resim aşıranlara zıkkım ola (28 Temmuz 2017 - Cuma)
TARiHLE SÖYLEŞİLER (14 Temmuz 2017 - Cuma)
Treni Yürüten Önder (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İhanete giden yol (30 Haziran 2017 - Cuma)
CHP Kendini Ortaya Koydu (23 Haziran 2017 - Cuma)
Senede Bir Gün (16 Haziran 2017 - Cuma)
Batı Dünyasında Son Gelişmeler (09 Haziran 2017 - Cuma)
Sevgisiz hayat bitkiseldir (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kore´ye gidenler geri gelmedi (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Beyazperdenin Unutulmazları (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi