Birlik üzerine
Halit Katkat
Tarih: 15.10.2019 10:55:31
Halit KATKAT

Ülkede herkes birlikten bahsediyor. Ama herkes kendi inancına, kendi partisine, kendi milliyetine göre "birlik" istiyor. 

Orta çağda din önderleri insanları kendi dini inanışı temelinde örgütleyip diğer inançlara karşı savaş açtıklarında binlerce inanmış kişiyi arkalarından savaşa sürükleyebiliyorlardı. Krallıklar, beylikler ve padişahlıklar kendi sınırlarını genişletmek için dini birliği kullanıyorlardı. 1789 Büyük Fransız devriminden sonra krallıkların sınırlarına artık "vatan" yahut "yurt" denmeye başlandı. Bu "yurt"ta ya da "vatan"da yaşayanlara da yurttaş ya da vatandaş denmeye başlandı. Eskiden kralın ve padişahın kulu yada tebaası olanlar artık yurttaş veya vatandaş olmuştu. Artık daha özgürdüler ve kendi liderlerini seçme hakları vardı. Savaşlar artık din için ya da kral için yapılmıyordu. Yeni neden ülkenin çıkarları ve ülkenin korunması idi. Hatta milliyetçi bakış açısıyla "her şey vatan içindi". Herkes vatan için birleşmeliydi. Bazende emperyalistler Afrika´daki, Orta doğudaki ülkeleri işgal ederken Fransız ihtilalinin sloganları olan özgürlük ve demokrasiyi kullanıyorlardı. İşgal ettikleri ülkelere demokrasi ve özgürlük götürdüklerini iddia ediyorlardı. Peki vatan için birlik nasıl bir birlikti? Savaşan her iki ülkeden İşçi ve emekçiler asker olup savaşa gidiyor, kendi yaptıkları silahları birbirine doğrultup öldürüyor. Ama yeni yerler ve ganimetler, harcanan mermi ve silahlar patronların cebini dolduruyor. Bu nasıl bir birlik olacak? Barış zamanı da işçiler işsizlik korkusu ile az ücretle geçinmeye çalışırken patron işçilerin sırtından milyonlar kazanıyor. Aynı milletten olması çıkarları birbirine zıt olan işçi ile patronu birleştiremez. Bu noktada milli birliği savunmak demek patronun işçiyi sömürmesinden yana olmak demektir. Diğer taraftan dini birliktelikteliği savunmak ta sınıfları inkar etmek ve yine işçi ve patron arasındaki sömürünün örtülmesi anlamına gelir. Çünkü aynı dinden olan patronun aynı dinden olan işçiyi sömürmesine göz yummak anlamına gelir.
Gelelim partilere: İyi kötü işçiden yana olan ya da işçinin oyunu almak isteyen partiler kendilerine "işçi partisi". "sosyalist parti", "komünist parti" vb. adlar koyarlar da peki burjuva partiler patrondan yana oldukları halde neden kendilerine "patron partisi", "işveren partisi", "sanayici, tüccar partisi" "zengin partisi" vb adlarını koymazlar? Çünkü bu adları koyduklarında işçi ve emekçilerden oy alamayacakları ve patron yanlılarının oyları da kendilerini iktidara taşımayacağı için bu adları koymazlar. Daha çok "vatan, adalet, halk, milliyet, refah" vb. adları koyarak tüm yurttaşları saflarına toplamayı amaçlarlar. Ve hepsi de emekçilere "bizim partide birleşelim" propagandası yapar.
Hangi partide olursa olsun patronlar iktidardadır ve her durumda kendi sınıf çıkarlarının gereğini yaparlar. Bu durumda işçilere de kendi sınıf çıkarları temelinde birlik olmaları kalır. Unutulmamalı ki kapitalizm uzlaşmaz sınıf çelişkilerini içinde barındıran sistemdir. Sınıf temelinde birlik, işçiler arasındaki her türlü milliyetçi ve din temelindeki ayrımları ortadan kaldırır.

Anahtar Kelimeler: Birlik, üzerine
Yazarın Diğer Yazıları
Çağımızın çelişkileri (29 Ekim 2019 - Salı)
Krizin sermaye ve emekçi tarafı (08 Ekim 2019 - Salı)
Kapitalist üretim ve doğal afetler (17 Eylül 2019 - Salı)
Kayyum ve demokrasi (10 Eylül 2019 - Salı)
Halk meclisleri söylemleri ve kent konseyi (04 Eylül 2019 - Çarşamba)
Memurlarla Hükumet masada anlaşamadı (27 Ağustos 2019 - Salı)
Metalde TİS görüşmeleri ve bir örnek (06 Ağustos 2019 - Salı)
Öğrenme, itaat ve özgürlük (09 Temmuz 2019 - Salı)
Politika, ittifaklar ve iktidar (02 Temmuz 2019 - Salı)
İstanbul seçimi ve halk iradesi (25 Haziran 2019 - Salı)
Demokrasi dedikleri... (28 Mayıs 2019 - Salı)
Cığızlığın çözümü ne (14 Mayıs 2019 - Salı)
İşsizlik rakamlarının söylediği (16 Nisan 2019 - Salı)
Sandık birlik sorununu çözemedi (09 Nisan 2019 - Salı)
Kent yönetimi, projeler ve demokrasi (19 Mart 2019 - Salı)
İki siyasetin etkisindeki seçmen (12 Mart 2019 - Salı)
Tanzim satış gereklidir ama nasıl? (05 Mart 2019 - Salı)
Ekonomik kriz ve etkileri (26 Şubat 2019 - Salı)
Değişim Umudu ve Seçimler (19 Şubat 2019 - Salı)
Yerel yönetimler ve çöken binalar (12 Şubat 2019 - Salı)
Yerel seçimler ve kent konseyi (06 Şubat 2019 - Çarşamba)
Fiyatları piyasa belirler (29 Ocak 2019 - Salı)
Asgari ücret ve sendikalaşma (22 Ocak 2019 - Salı)
Korku ve birlik ihtiyacı (08 Ocak 2019 - Salı)
Yeni yıla aktarılanlar (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Birlik ihtiyacı ve yerel seçimler (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
Ücretler asgari, kårlar azami (18 Aralık 2018 - Salı)
Sesiz kalabalıkların değişimi (11 Aralık 2018 - Salı)
Enflasyon artışı ve maaş zamları (04 Aralık 2018 - Salı)
Sel felaketi ve yerel yönetimler (20 Kasım 2018 - Salı)
Yerel yönetim seçimleri ve talepler (06 Kasım 2018 - Salı)
Asgari ücret ve maaş zamları (30 Ekim 2018 - Salı)
Yerel Seçimler ve Halk İradesi (02 Ekim 2018 - Salı)
Faturayı kim ödesin? (18 Eylül 2018 - Salı)
Önümüzdeki Dönemde Ekonominin Durumu (11 Eylül 2018 - Salı)
Ekmek zammı ve düşündürdükleri (07 Ağustos 2018 - Salı)
Yanan Ormandan Daha Fazlası (31 Temmuz 2018 - Salı)
Angus kokusu aslında sistemin kokusudur (17 Temmuz 2018 - Salı)
Başka bir seçenek mümkün (10 Temmuz 2018 - Salı)
Çok bilinmeyenli bir seçim (26 Haziran 2018 - Salı)
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi