Çamlarla Kuşanmış Soğukoluk Yaylası
Sadullah Çağlar
Tarih: 14.6.2019 12:22:38
Sadullah ÇAĞLAR

Dağ havası iklim olarak insan yaşamında belirleyici oldu. Gazeteler sürekli olarak yazıyor. Kafkaslar yada isviçre Alpleri ilgi alanı. Neden? Dağ iklimi çekim merkezi olmuştur. Kişinin uzun ömürlü olmasını doğayla beraber yaşamasına borçlu. 

Geçmiş yıllarda verem hastaları Alplerdeki kliniklerde tedavi edilirdi.
En uzun yaşamın Kafkaslarda olduğu hep yazıldı.
Türkiye´de 1950 yıllarına kadar yayla kültürü hakimdi. Özellikle Akdeniz Hatay çok zengin ormanlarla donanmıştı. Örneğin Adana Mersin Toros dağları ormanlarıyla donanmış. Yüksek tepeler Gülek Geçiti´nde anıtsal kayalara yaslı kocaman yılan görüntüsü o kadar canlıki şaşırtıcı.
Torosların keşfi ölümsüz yazarımız Yaşar Kemal´le oldu. Duygu dolu kalemiyle sanki kapalı dünyasını teşhir ederek kitaplarıyla dünya insanına Torosları tanıttı.
İnce Memet, o güzel dağların efsane tabiatını görüntüledi.
Gazetelerde ilginç haber; Toros dağlarının ortasında ormanla kaplı olan bir otel açıldı. Tıpkı Avusturalya Alpleri gibi modern. Hatay´a baktığımız zaman dünyanın hiç bir coğrafyasında denizle dağın yakın mesafesi yoktur. Belen, Nergizlik, Atik, Soğukoluk yaylaları; Antakya Batı Ayaz, Kırıkhan´a bağlı Alan Yaylası yarım saat ya da bir saat süre ile iklim değişikliğine, inanılmaz tabiat zenginliğine sahip. 1950 yılına kadar bu eşsiz iklimler, insan çığlıklarıyla coşardı.
Nergizlik yaylası ile Soğukoluk otobüsleri şimdiki Cumhuriyet Meydanı´ndan kalkardı. Yapı Kredi Bankası´nın bulunduğu yer Marmara Gazinosu´ydu. Kent kültürlü insanlar masalarda limonata dondurmaları yer, sonra otobüsle yolculuk başlardı.
Otobüs seferlerinin şoförleri deneyimli uzmanlardı. Şöför Recep Anar´la Ali, Giritli Ahmet...
Soğukoluk, diğer yayla kültürüne sahip alanlara göre daha çok aristokrat ya da burjuva yapısı insanlardan oluşuyordu. Yabancılar. Lübnan Beyrut ve Suriye´den gelen değişik kişilerdi. Soğukoluk´un özelliği çam havası, bütün çevrede hissedilirdi. Geçmiş tarihte bölgeyi keşfeden doktor Antanyus; dağın içerisine villa kondurmuş. Çevrede yüzme havuzu, spor sahaları tenis sahası, voleybol, ormanın içinde asırlık ağaçlarla süslü. Soğukoluk´ta ayrıca günlük pazar kurulurdu. Tüm bölgenin taze meyveleri sebzeleri taze tereyağı Kırıkhan´nın koyun peyniri ovanın kavunları günlük pazarda bulunurdu.
1946´da ya da 1947 dönemi Cumhurbaşkanı İnönü, Soğukoluk´ta misafir edilir.
Soğukoluk´ta öğleden sonraları coşkulu geziler… akşam başlangıcı Kınalıtepe, sanki panayırdı. Genç ve güzel kadınlar en şık giyimleri içinde yaşama coşku katardı. Ne demişti büyük Sokrat, "Bir kadını bütün sanatlara tercih ederim”.
Modern kent kültürüyle gelişmiş Soğukoluk, küçük kitapeviyle dünya klasiklerini inceleyen aydın okurlar… ayrıca İskenderun´dan günlük gazeteler, hafta yedi gün mecmuası sabırsızlıkla beklenirdi. Geçmiş yıllarda Lübnan´dan gelen yakın akrabamız Soğukoluk´un çamlık doğasına hayran kaldı. Bize gelen, “Lübnan´da öyle geniş ormanlık yoktur. Özellikle Çam kokusu burada her yerden insanı kuşatıyor” demişti.
Şimdi hiç hatırlanmayan tarihi hamam, çarşı kafelerin yanında sıcakta dağ suyuyla tercih edilirdi.
Yaylaya hemen girişte Acem ailesinin çam korusuyla kuşatılmış malikanenin bahçesi çimle kaplı, öbür tarafta üzüm bağları.. Bu mimari güzellik şimdi valilikçe kullanılmakta. 1946-1947 yılları yine Soğukoluk´un ormanla iç içe geçmiş tarihi Alman Tepesi… yüksek tepenin karşısı büyük vadi. Ormanla kaplı görüntü manzara sanki Belen, İskenderun Körfezi, gözünüzün önünde gibi yakın ve bu doğa güzelliği sanki sizi çağırıyor.
Bu görkemli Alpler benzeri bu yüksekliğin üstündeki mimari sanat harikası villanın yaşı belki yüzyıla yakın olabilir. Bu estetik binanın güzelliği, ormanla kaplı bahçesi çimle örülü görüntüsüne hayran olmamak mümkün mü?
Peki neden Alaman Tepesi? 1914, 1. Dünya Savaşı. Osmanlı Devleti, Almanya´yla müttefiklik dönemi. Mısır Süveyş Kanal seferi… Alman askerleri Ortadoğu´ya gitmek için askeri kamp kurmuşlardı. Askerler Soğukoluk´ta geçici olarak kaldılar.
Aslında Hatay´ın dağ yaylalarında tarihi zenginliklerle her an karşılaşırsınız.
Genel olarak Soğukoluk´u geliştiren Ayvazyan adında kent kültürlü bir aristokrattı. Şimdi maziye karışan Ayvazyan oteli, bir dönem bölgenin en işlek lokantası ile turistlerin kaldığı yerdi.
Akşamları otelde klasik fasıl müzik başlar, çigan müziğiyle devam ederdi. Misafirlere körfezin çeşitli balıkları ikram edilirdi. Ve küçük sepetlerle Soğukoluk´un meşhur taze cevizleri ikram edilirdi. Sabahlara kadar sohbetler devam ederdi.
Yaylanın en işlek merkezi karşısında Nuri Has´ların asırlık ağaçlarla donanmış köşkü, ona yakın komşusu Lionel Makzume´nin eski taşlarla yapılmış köşkü şimdi yanlızlığa terkedilmiş. Akşamları baykuşların ötüşleri kulaklarınızda yankı yapıyor. Soğukoluk; geçmişin görkemli yaylası, sanki ıssızlık içinde geçmişine ağıt yakmakta. Biz yine bu efsane güzelliği anlatmaya devam edelim...
Yaylanın çarşısı kır kahvelerini andıran yeşil çimlerle süslenen masaları. Temiz örtüyle ve beyaz ceketleriyle müşterilere saygıyla hizmet ederlerdi.
Kafelerde kadınlı erkekli konuşmalar sohpetler dikkati çekerdi.
Aslında geçmişteki kültür. Sanki, sanki bir yerlere gitti... Yani unutuldu gibi. Günümüzde halk denize koşuyor. Denize yüzmeye gidiyor. Kalıcı olunmaz. Örneğin Avrupa´da Fransa´da Nis, deniz eğlence merkezi. İtalya´nın Kapri adası Motrofino yarı kırsal denizle iç içe. Tıpkı Büyükada, Heybeli gibi tabiat zenginliği ormanı cömertçe bölgeye taşımış.
Acaba geçmiş yıllarda Heybeli verem hastanesi neden bölgeye yapıldı? Çam iklimi nedeniyle.
Soğukoluk geçmiş yıllarda en büyük özelliği evrensel insan görüntüsü 21. yüzyıl insanını resmediyordu.
Ve, çok eski tarihte yapılan Soğukoluk´un eşsiz yazlık tarihi sineması, Roma sütunlarıyla süslü eşsiz mimari...Annem bize 1940 yıllarında bu muhteşem yazlık sinemada Chaplin´nin sessiz filmlerini seyrettiğini anlatmıştı. Yazlık sinema salonunda vadiye baktığınız zaman İskenderun ve Körfez sanki size çağrı yapıyor gibi; görkemli manzara sizi büyülerdi. Soğukoluk´un aşağı ormanlıkta eski yıllarda kullanılan rahibe okulu, 1950 sonrası otel olarak kullanıldı. Aynı zamanda pavyon eğlence yeri olarak hizmet verdi. 12 Eylül sonrası başta Soğukoluk olmak üzere tüm dağ yaylaları üstüne bir şal örtündü.
Süreç içinde deniz sanki moda oldu. Kitleler denize koştu. güzelim yaylalar. yanlızlığa bırakıldı. Artık çamlar rüzgarla karışık elem şarkıları söylemiyor.

Yazarın Diğer Yazıları
DERTLİ PINAR (06 Aralık 2019 - Cuma)
Şampanya İçilerek Kutlanan Ölüm (29 Kasım 2019 - Cuma)
Umutsuz adamdan uzak durun (22 Kasım 2019 - Cuma)
BAĞ BOZUMU (15 Kasım 2019 - Cuma)
TARİHSEL UNUTULMAZ MEKTUPLAR (01 Kasım 2019 - Cuma)
BABALAR VE OĞULLARI (20 Eylül 2019 - Cuma)
BEYAZ PERDEDEN SEÇMELER (13 Eylül 2019 - Cuma)
TROYA DAĞLARI UYGARLIĞIN BEŞİĞİDİR (30 Ağustos 2019 - Cuma)
İlhan Selçuk´tan politik anılar (12 Temmuz 2019 - Cuma)
Romalı Brutus´ün yanılgısı (05 Temmuz 2019 - Cuma)
Benden resim aşıranlara zıkkım ola (06 Haziran 2019 - Perşembe)
BİR DOSTUN ARKASINDAN (31 Mayıs 2019 - Cuma)
İskenderun ve Kitaplı Yıllar (24 Mayıs 2019 - Cuma)
MISIRLI ESMA HAN´IN UMUTSUZ AŞKI (17 Mayıs 2019 - Cuma)
Don Kişot´lar öncüdür (10 Mayıs 2019 - Cuma)
KEŞİFLER DÜNYASI (05 Nisan 2019 - Cuma)
BEYAZ PERDEDE BİR EFSANE (15 Mart 2019 - Cuma)
Ahım gibi ah var mı acep (01 Mart 2019 - Cuma)
Modası Geçmeyen Bir Yolculuk (22 Şubat 2019 - Cuma)
14 ŞUBAT´IN ANLAMI (15 Şubat 2019 - Cuma)
LATİN AMERİKA VE YAKIN TARİHİ (08 Şubat 2019 - Cuma)
BUĞDAY İHRAÇ EDEN ÜLKEYDİK (25 Ocak 2019 - Cuma)
UNUTULAN DOSTLUKLAR VE EDEBİYAT (18 Ocak 2019 - Cuma)
SÖZ UÇAR YAZI KALIR (11 Ocak 2019 - Cuma)
TARİHTEN BİR YAPRAK 1960´LI YILLAR (28 Aralık 2018 - Cuma)
YAŞAR KEMAL VE NOBEL ÖDÜLÜ (21 Aralık 2018 - Cuma)
Elveda Hindistan (14 Aralık 2018 - Cuma)
YAŞAM VE DOĞA KÜLTÜRÜ (09 Kasım 2018 - Cuma)
Dünya Edebiyatı ve Savaşlar (19 Ekim 2018 - Cuma)
ENGELS´İN EVİ (28 Eylül 2018 - Cuma)
Kağıt Fabrikası Olmayan Ülke (14 Eylül 2018 - Cuma)
Köyden Gelen Aydına Veda (31 Ağustos 2018 - Cuma)
BİR USTANIN ANILARI (17 Ağustos 2018 - Cuma)
Çöl Tilkisi´nin Son Günü (03 Ağustos 2018 - Cuma)
TARİHİ ROMA´DA BİR GEZİNTİ (13 Temmuz 2018 - Cuma)
BAŞARI UMUTTAN BESLENİR (06 Temmuz 2018 - Cuma)
BEYAZ PERDENİN UNUTULMAZLARI (29 Haziran 2018 - Cuma)
SANATLA KUŞANMIŞ LİDERLER (22 Haziran 2018 - Cuma)
"İşte Paşam İstanbul" (01 Haziran 2018 - Cuma)
ÖLÜMSÜZLERİN UNUTULMAYAN AŞKLARI (25 Mayıs 2018 - Cuma)
ARKADAŞ (18 Mayıs 2018 - Cuma)
KİTAPSIZ BİLENLER (11 Mayıs 2018 - Cuma)
ARTİST KARTPOSTALLARI (27 Nisan 2018 - Cuma)
TÜRK BASININDA HÜRRİYET GAZETESİ (13 Nisan 2018 - Cuma)
Edebiyat Ustası Victor Hugo (15 Mart 2018 - Perşembe)
Burjuva Kökenden Gelen Bir Aydın (01 Mart 2018 - Perşembe)
14 Şubat: Tarihsel Bir Gün (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Politika Uzlaşma Sanatıdır (08 Şubat 2018 - Perşembe)
Dünya Sinemasında Unutulmazlar (25 Ocak 2018 - Perşembe)
EDEBİYAT VE SANATIN NERESİNDEYİZ (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sevmek Yaşamak Demektir (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Unutulmaz Radyo Günleri (28 Aralık 2017 - Perşembe)
Gözlerden Kalplere Sesler (15 Aralık 2017 - Cuma)
EDEBİYAT TARİHİ AYDINLANMAKTIR (08 Aralık 2017 - Cuma)
SAVAŞLARDAN ÇIKARI OLANLAR (10 Kasım 2017 - Cuma)
Elveda Hindistan (27 Ekim 2017 - Cuma)
Elia Kazan ve Livaneli Dostluğu (20 Ekim 2017 - Cuma)
Halep Gezi Anıları (13 Ekim 2017 - Cuma)
Teknoloji ve bilimin zaferi (06 Ekim 2017 - Cuma)
O bir zamanlar kraliçeydi (22 Eylül 2017 - Cuma)
Türk Sinemasında Kayıplar (25 Ağustos 2017 - Cuma)
İdeal Öğretmen (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Bir Zamanlar Antakya (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Benden resim aşıranlara zıkkım ola (28 Temmuz 2017 - Cuma)
TARiHLE SÖYLEŞİLER (14 Temmuz 2017 - Cuma)
Treni Yürüten Önder (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İhanete giden yol (30 Haziran 2017 - Cuma)
CHP Kendini Ortaya Koydu (23 Haziran 2017 - Cuma)
Senede Bir Gün (16 Haziran 2017 - Cuma)
Batı Dünyasında Son Gelişmeler (09 Haziran 2017 - Cuma)
Sevgisiz hayat bitkiseldir (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kore´ye gidenler geri gelmedi (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Beyazperdenin Unutulmazları (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi