Değerli Bir Anı
Leman Göçmen
Tarih: 13.2.2019 11:56:24
Leman GÖÇMEN

Sevgili okurlarım, 

Bugün sizlere hafızamda yer etmiş güzel bir anımı anlatmak istiyorum.
Yıl 1989. Ortanca oğlum Serhat´ın orduevinde düğününü yapacaktık. Ben de prensip olarak kardeşlerimin de çocuklarımın da düğünlerinde, nişanlarında davetiye dağıtırken özen gösterir, ilk aklıma gelen bana samimi hislerinden emin olduklarım, yakın akrabalarım, arkadaşlarımı seçmeye çalışırdım. Bunları kentten gelmiş, köyken gelmiş, işçi sınıfı ya da yüksek tabaka diye ayırmadan…
O dönemde yakın köylerimizden birinden süt, yumurta, taze yetişmiş sebzeler aldığımız bir aile vardı. Şu anda isimlerini vermek istemiyorum. Evleri yol kenarında olmasından dolayı gelip geçtikçe bir hayli yoksul olduklarını görürdüm. Çok genç çiftin 5-6 yaşlarında iki de çocukları vardı. Evlerinin önünde biraz bakımsızca bir de inekleri vardı. O zamanda köyden gelen sütleri belediyeler toplatır ve rögarlara dökerlerdi. Bunu biliyorduk o zaman. Ben de mutlaka mutlaka köy sütlerini tercih ettiğimden bir gün evlerinin önünde durduk, ‘evin sahibi kim´ diye içeri daldım. Hemen karşılayıp buyur ettiler. “Kızım bu inek kimin” diye sordum. “Teyze, bizim” dedi.
“Bu inek biraz bakımsız. Siz buna iyi bakar, hatta bir inek alırsanız sütünün tamamımı ben alacağım. Zira benim mantı lokantam var. Sen her gün bu ineğin sütünü 10 kilo da olsa yoğurt yap, ben alacağım. Bana güvenebilirsin” dedim. Gencecik karı-kocanın yüzleri bir sevinçle parladı. “Ne zaman başlayalım” dediler. “Her gün buradan geçiyorum. Durup bakarım. Yeni bir inek gördüğüm zaman durur sizinle konuşurum” dedim.
Aradan bir 10-15 gün geçmişti. Gerçekten kapının önünde bir inekle alacağı buzağısı vardı. Eşimle durduk, eve doğru yürüdük. Bizi sevinçle karşıladılar. Dolayısıyla muntazaman her gün uğrayıp yoğurdumuzu aldık.
Bu arada da küçücük köy bahçeleri, bostanları vardı. “Kızım ne ekiyorsan topla… patlıcan, domates, biber. Hatta tavuğun, yumurtalarını da.” O zaman da köy tavuğundan başkasını yiyemezdim. Haftada bir bana bir de tavuk temizlemesini söyledim. “Biz kalabalık bir aileyiz. Yumurtalarını da kimseye verme. Ben hepsini alacağım” dedim. Bundan yaklaşık bir sene sonra oğlumun düğün tarihi gelmişti. Onlara da davetiye verdim. Karı koca güzelce kıyafetlerini giymişler, düğüne gelmişlerdi. Kapıda onları görünce geldikleri için çok mutlu olmuştum. Bir ara baktım elinde paket var: “Yenge eve erken gelmek istedik. Ancak buraya yetiştik. Elimdeki paketin içinde bir tane temizlenmiş tavuk var. Öğleden sonra temizledim, bozulmaz” dedi. Güleyim mi ağlayayım mı… birden büyük bir şaşkınlık içine düştüm. “Niye zahmet etmişsiniz” diye teşekkür ederek paketi ellerinden alıp kendi masamızda bir yere yerleştirdik. “Sen seversin diye 2 tane tavuk temizledim” dedi.
Düğün boyunca hiç aklımdan çıkmadı. Çok değişik bir duyguydu, çok orijinal bir düşünceydi. Hatta o gün bir gazeteci oğlumuz Orduevi fotoğrafçısının o gün düğünümüzden çektiği çok güzel fotoğraflarından bazılarını milliyet gazetesinde haberleştirip yayınlatmıştı. O gün onları getirdikleri tavukla değil de kendilerini yanımıza çağırıp veya biz ayaklarına gidip bir fotoğrafla ebedileştiremediğimiz için çok üzülmüştüm.
Düğün bitti ama bizim dostluğumuz bugün hala devam ediyor. Onlar, o yoksulluktan kurtuldu. O günden bu güne her sene evinde ne yaparsa, ne sebzesi yetişirse bana getirmiştir. Ondan sonra 3 çocuk daha dünyaya getirdi. Hepsini büyüttüler ama evin babasının sağlığı çok iyi olmadığından köklü bir işi olamadı. Bir fabrikada işçilik yapıyordu. Bir gün ayağının üzerine demir düşüp parmaklarının ezildiğini duydum. Geçmiş olsuna gittik. Uzun yıllar tedavi gördü. Ama doğru dürüst çalışamıyordu.
O arada yıllar geçmiş, tanışıklığımız 30 seneyi geçmişti. Ben de o yıllarda yayladan ayrılmıştım zaten. Şehre geldikleri bir gün yanıma uğradılar. Dedim ki, “Kızım sütünüzü buraya getirebilir misiniz?”, “Kocamın ayakları iyileşmeye başladı. 10 kilo kadar gönderebilirim” dedi. En az 10 sene müddetle bizim veya bitişikteki oğlumun evine sütünü getirdi, komşularımızla paylaştık.
Onlar da ben de yaşlandık. Onların da çocukları büyüdü. Şu anda bir kızıyla 4 oğlu var. Hepsi ev bark sahibi oldu. Anne babalardan kalma tarlalarına az da olsa zeytin ektiler.
Ne yazık ki bir ay evvel sobalarından sızan gazla zehirlenmişler. Neyse ki ölen yok, hanıma bir şey olmamış ama evin erkeği halen tedavi görüyor. Ben de ancak telefonla geçmiş olsun diyebildim. Onları mutlaka gidip ziyaret etmek istiyorum. Müşterek tanıdığımız birileri geçmiş olsuna gittiklerinde bana selam göndermişler. O tanıdıklarımız “Leman hanım sana selam getirdim. Falan köyde senin bir gelinin varmış” dediler. Tamam dedim. “Leman teyzemin bizim üstümüzdeki emekleri annemizden fazladır” demiş. Ve anlatmış; “Babaları kaza geçirdi, ben bahçemde yetiştirdiğim her şeyi toplayıp gönderdim, o sattı. Yıllarca ben böyle geçinip çocuklarımı büyüttüm. Ne zamanki çocuklarım büyüyüp eli ekmek tuttu, şimdi rahatız” demiş.
“Ben de onların sayesinde her zaman sağlıklı gıdalar, temiz yiyecekler yedim. Geçen bir emeğim de varsa hoş olsun” diye cevap verdim.
Anılardan bir yaprağı daha yazıya döktük.
Hoşçakalın

Anahtar Kelimeler: Değerli
Yazarın Diğer Yazıları
29 Ekim Cumhuriyet Bayramım (29 Ekim 2019 - Salı)
Özlediğim tatil (10 Temmuz 2019 - Çarşamba)
Şair Eşref Azgın Türker (10 Nisan 2019 - Çarşamba)
Yerli Malı (20 Şubat 2019 - Çarşamba)
BULVAR TAKSİNİN HANIM ŞÖFÖRÜ (06 Şubat 2019 - Çarşamba)
Güzel Şehrim, Asil İskenderun (23 Ocak 2019 - Çarşamba)
İskenderun Teyyare Meydanı (16 Ocak 2019 - Çarşamba)
Sevgili İsmet Paşam (09 Ocak 2019 - Çarşamba)
Ozan Mustafa İncedil (19 Aralık 2018 - Çarşamba)
Şair Ahmet Karaca (05 Aralık 2018 - Çarşamba)
Öğretmenler Günümüz (21 Kasım 2018 - Çarşamba)
PAZARA GİTMEK BİR AYRICALIKTIR (07 Kasım 2018 - Çarşamba)
Cumhuriyet Herşeyimizdir (31 Ekim 2018 - Çarşamba)
Angus Cezası (03 Ekim 2018 - Çarşamba)
30 Ağustos (05 Eylül 2018 - Çarşamba)
Apostoli Zirek (29 Ağustos 2018 - Çarşamba)
Yenişehir Mahallesi (25 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Çomça gelin ne ister? (18 Temmuz 2018 - Çarşamba)
BİR HAYAT ÖYKÜSÜ-II (11 Temmuz 2018 - Çarşamba)
BİR HAYAT ÖYKÜSÜ-I (04 Temmuz 2018 - Çarşamba)
Balkonumdaki Mor Marullarım (14 Haziran 2018 - Perşembe)
Atamız ve Fenerbahçe (30 Mayıs 2018 - Çarşamba)
1 Mayıs (16 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Geldi 23 nisan (25 Nisan 2018 - Çarşamba)
Halkevlerimiz (11 Nisan 2018 - Çarşamba)
Anneme Hasretlerimle (04 Nisan 2018 - Çarşamba)
BİRAZ DA SAĞLIK (20 Mart 2018 - Salı)
Sevgili okurlarım (27 Şubat 2018 - Salı)
Hastanede 3 Gün (20 Şubat 2018 - Salı)
Zerrin Özer Sen Çok Yaşa (23 Ocak 2018 - Salı)
Meşk-i Muhabbet (03 Ocak 2018 - Çarşamba)
Meşk-i Muhabbet (03 Ocak 2018 - Çarşamba)
Anılara Değer Vermek (13 Aralık 2017 - Çarşamba)
Bulvar Taksi Durağı Yandı (06 Aralık 2017 - Çarşamba)
Kaybettiğimiz Bir Değer Fahrettin Saraç (29 Kasım 2017 - Çarşamba)
10 Kasım´ın ardından (22 Kasım 2017 - Çarşamba)
Serhat´a hasret (08 Kasım 2017 - Çarşamba)
SEVGİLİ CUMHURİYETİM (01 Kasım 2017 - Çarşamba)
Samanın Hikayesi (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Benim Hayatım Bir Roman (18 Ekim 2017 - Çarşamba)
Akşamın safası (13 Eylül 2017 - Çarşamba)
Annemin Gelinliği Yoktu (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Zafer Haftası (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Günaydın güllerim (30 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Mahallemin bakkalı kepenk kapatıyor (16 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Yazıp Çizme Sevdası (09 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Artık Arsuz´u kıskanmayacağım (02 Ağustos 2017 - Çarşamba)
Otobüs Yolculuklarını Özledim (26 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Karpuz mevsimi (12 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Pazardaki ucuzluk (05 Temmuz 2017 - Çarşamba)
Kayısı senesi (21 Haziran 2017 - Çarşamba)
Zeytin bizim baş tacımızdır (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Cerrah Selver (31 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Anneler Günü (17 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Referandumun ardından (10 Mayıs 2017 - Çarşamba)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi