Delegelik Sistemi Demokratik Kandırmacadır
Çoğu zaman alıştığımız kalıpların dışına çıkamayız.
Tarih: 27.2.2018 17:25:53
Halit KATKAT

Çoğu zaman alıştığımız kalıpların dışına çıkamayız. Verili sistemde önümüze konanı; yıllarca belki de yüz yıllarca kullanılanı doğru biliriz. Bunun dışına çıkamayız. Bundan başka doğru yoktur sanırız. Hatta hiç sorgulamayız, geldiği gibi uygular gideriz. 

İşte bu kalıplardan biri demokrasi olarak bize sunulan sistemdir. Bize sunulan bu sistemde demokrasiyi sadece sandığa oy atmadan ibaret sanırız. Bu şekilde kitle örgütlerinde iki; genel ve yerel seçimlerde 5 yılda bir oy atmak bir ülkede demokrasi olması için yeterli sayarız. Demokratik sistem elbette bundan ibaret olmadığı gibi tartışması da bu sayfanın sınırlarını aşar.
Ancak bu gün burada partilerde ve sendikalarda kullanılagelen delegelik sistemini ele almak istiyorum. Şimdi diyebilirsiniz ki ülkenin çok önemli sorunları varken bunun sırası mı? Ama sorunları büyümeden çözmek ve iradenin bir kişiye devrinin önüne geçmek için bu tartışmaya gerek var. ‘Şeytan ayrıntıda gizlidir´ diye bir özdeyişimizi hatırlayalım.
Yönetimde, özellikle demokratik yönetimde esas olan tavan ile taban arasındaki iletişim mesafesinin kısa olmasıdır. Şimdi üye sayısı beş yüzden az olan bir sendika düşünelim. Bu kitleyi bir salonda toplar; seçimleri doğrudan üyelerin oyları ile yaparsınız. Burada üyelerin iradesi tam olarak yansıtılmış olur. (Elbette bu durumda üyelerin yanıltılması ve vaatlerle kandırılması ihtimallerini yok sayıyoruz.) Bu şekilde seçilmiş bir yönetimin denetlenmesi ve beğenilmeyen yönetimin üyelerin yeniden seçim istemesi ile değiştirilmesi de kolay olur.
Üye sayısı çoğaldıkça doğrudan seçim de zorlaşır. Örneğin bin ve üzeri üye sayısına sahip olan sendika, parti vb. örgütlerin bu kadar kitleyi bir salona, alana toplamaları ve seçim yapmaları mümkün olmaz. ‘İşte bu durumda ne yapılabilir?´ sorusu akla gelir.
Burjuva demokratik sistem, delegelik diye bir yapı icat etmiş; bu sorunu bu yapı ile çözmeye çalışıyor. Nedir delegelik: Belli sayıdaki, örneğin 20, 50 ya da 100 diyelim, üyeyi temsil eden kişi. Bu kişi temsil ettiği varsayılan kişilerin doğrudan oyu ile seçilmiyor. Genel kurula katılan üyelere bir delege listesi sunuluyor. Üyeler sunulan bu listeyi toptan oyluyorlar. Kazanan listedeki delegeler de genel merkez seçiminde varsayılan bu üyeleri temsilen oy kullanıyorlar. Yani bu günün deyimi ile bir nevi sanal temsilcilik.
Delege, temsil ettiği kişileri ve bu kişilerin genel kurula hangi talepleri iletmek istediklerini bilmez. Delegeden istenen nasıl olursa olsun seçilmesi ve genel kurulda kendini listeye koyan tarafa oy vermesi... Üyeler de hangi delegenin kendisini temsil ettiğini bilmez ve genel kuruldan sonra ondan hesap soramaz. Dolayısıyla delegelik, sorumluluğu ve hesap verme zorunluluğu olmayan bir kurumdur. Bu şekliyle demokratik işleyişi bulanıklaştıran, yönetimleri bürokratlaştıran bir yapıya sahiptir.
‘Bunun yerine ne konulsun?´ sorusuna verilecek yanıt şudur: Delegelik yerine işyeri veya birim temsilciği konulmalıdır. Ne farkı var? derseniz... Delegeliğin tersine temsilci, işçiler/üyeler tarafından tanınan, bilinen mücadele içinde sınanmış ve hepsinden önemlisi temsil ettiği kitle tarafından hesap sorulabilen bir kişidir. Aynı durum genel merkez delegeliği için de geçerlidir. Genel merkeze sorumluluğu olmayan ve kimsenin hesap soramayacağı bir kişiyi delege seçmek yerine yürütme sorumluluğu olan ve kendi kitlesiyle devamlı karşılaşan ve hesap verme zorunda olan şube başkanı; ya da partiler için söylersek il, ilçe başkanına bu görev verilmez?
Fabrikalarda temsilciler kuruluna, genel merkezler için ise başkanlar kuruluna yönetimi seçme ve denetleme yetkisi vermek daha demokratik ve hesap sorulabilir daha anlaşılır bir sistem değil midir?

Yazarın Diğer Yazıları
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi