Emekçiler İçin Krizin Etkileri Nasıl Olacak?
Türkiye ve ABD arasındaki gerilim mi krizi doğurdu? Kriz nedeniyle mi gerilim meydana geldi?
Tarih: 28.8.2018 11:08:55
Halit KATKAT

Bu soruların yanıtı her iki tarafta tartışılıyor. Her iki tarafta ithal ettikleri ürünlerden aldıkları gümrük vergilerini yükselterek karşı tarafa yaptırım yaptığı izlenimi yapsa da bu ürünlerin ithalat içindeki payları çok düşük…

Ama Türkiye için, ABD menşeli ürünlerin fiyatı zaten dolar yükseldiği için TL cinsinden yüzde 40-50 civarında yükselmiş durumda. Maaşı bu ürünleri almaya yetmeyenler zaten pahalılığından dolayı alamıyordu. Şimdi ise bu malların fiyatı TL bazında otomatikman artacağı için bu kesimler için alım olanağı ortadan kalkacak. Ama esas olarak gösterildiği gibi sadece krizin etkisi Amerikan mallarında olmayacak; dolarla yapılan bütün ticari malların fiyatları TL´nin değer kaybına bağlı olarak artacak. Örneğin dolarla alınan petrolün zamlanmasıyla ithal edilen ürünlerin maliyetlerine doların TL karşısında artış değerine ek olarak bir de nakliyeden gelen fark binecek. Traktör, biçerdöver vb tarım makineleri kullanan çiftçinin ürün maliyetlerine; dışarıdan getirilen samandan ete, buğdaya tüm tarım ürünlerine kadar yansıyacak. İhraç etiğimiz narenciye, sebze, fındık, Al, çelik vb ürünlerin maliyetleri de gübre, ilaç, hurda vb girdiler dışarıdan alındığı için maliyetlere yansıyacak. Doğal gaz dolarla alındığı için aynı zamanda enerji fiyatları artacak.
Doların başka bir etkisi şimdiden hayati öneme sahip sağlık alanına yansımış durumda. 143 ilaç SGK listesinden çıkarılmış, muadillerine de döviz artışı nedeniyle ulaşılamıyor. Burada Eczacılar Odası şunu diyor: Yurtdışından getirilen ilaçların (zaten ilaçların büyük çoğunluğu yurtdışından getiriliyor) SGK ile yapılan sözleşme ile dolar kuru 2,95 TL ile sabit tutulmuş. Yani eczaneler ilaç alımlarında doların fiyatı ne olursa olsun SGK ödemeyi 2,95 TL´den yapıyor. Şimdi dolar 6 liranın üstüne çıkınca eczacılar bu ilaçları temin etmek istemiyor. Zaten kim 6 liradan aldığı malı 2.95 liraya satar? Eskiden SGK kendisinin ilaç fabrikası vardı. Ama bu hükümet, yani kendine ‘yerli ve milli hükümet´ diyen AKP iktidarı döneminde SGK´nın ilaç fabrikası kapatıldı. Yani ilaç alımlarında tamamen dışarıya bağımlıyız. Dolayısıyla Dolar arttıkça işçi ve emekçiler hayati ilaçları alamaz duruma geleceklerdir.
Krizin etkileri elbette sadece bununla kalmayacak. Girdisini dışarıdan temin eden fabrika ve işyerleri zor duruma girecek ve ürün maliyetleri yükselecek. Bütün kamuya ait üretim yapan fabrika ve işletmeler kapatıldığı için dışarıya bağımlılık daha da artmıştır. Örneğin cevher ve hurdayı dışarıdan alan çelik fabrikalarının ürün maliyetleri artacak ve bu da demir fiyatlarına yansıyacak. Konut fiyatlarına yansıyacak. Maliyetler arttığı için müşteriler azalacak, bu da işçilerin ücretlerinin düşmesine, işten çıkarmalara, sendikasız ve esnek çalıştırmalara yol açacak. Dövizdeki bu artış sadece çelik sektörünü de etkilemeyecek. Piyasadaki ekmekten telefona bütün tüketim mallarına zam olarak yansıyacak. Dolarla borçlanıldığı için otoyol ve köprü fiyatlarına da zam gelecek.
Aynı zamanda devlet, borçların artması nedeniyle vergileri artırarak borçları karşılamak isteyecek ve bu da işçi ve emekçilerin maaşlarına olumsuz yansıyacak. Bugün Mehmet Şimşek´in doğruladığı rakamla Türkiye´nin 453 milyar dolar dış borcu var.
Görüldüğü gibi bazı aklı evvellerin “benim dolarla işim olmaz” lafı boş sözden öte emekçileri kandırmak içindir. Bugüne kadar uyguladıkları ekonomi politikalarıyla ülkeyi ekonomik krize sürükleyenler şimdi “aynı gemideyiz, bu ülke meselesi” diyerek emekçileri suça ortak etmeye çalışmaktadır. Onları destekleyen bir takım siyasi odaklar da “Türk milletine kimse boyun eğdiremez. Hükümetimizin arkasındayız” diyerek emekçileri sermayenin arkasında saf tutmaya ve meseleyi milli mesele olarak gösterip, kriz karşısında özveride bulunmaya razı etmek istemektedirler. Sanki ülkeyi bu duruma emekçiler getirdi.
Şimdi emekçilerin bu durumdan kurtulmalarının yolu bu krizin faturasını krizi yaratanlara; yani devlet işletmelerini satanlara, vergi muafiyetinden yararlananlara, devletten düşük faizle kredi ve ihale alanlara ödetmek olmalı. Ama bu elbette sadece “krizin faturasını işçi ve emekçiler değil, krizi yaratanlar ödesin” demekle olmayacaktır. Bu da ancak tüm işyerlerinden ve tüm fabrikalardan başlayarak işçi ve emekçilerin birliğinin sağlanması ve üretimden gelen birleşik gücün kullanılması ile olabilecektir.

Anahtar Kelimeler: Emekçiler, İçin, Krizin, Etkileri, Nasıl, Olacak
Yazarın Diğer Yazıları
Bireysel ve toplumsal irade (03 Aralık 2019 - Salı)
Emekli maaşlarının ekonomiye etkisi (19 Kasım 2019 - Salı)
Çağımızın çelişkileri (29 Ekim 2019 - Salı)
Birlik üzerine (15 Ekim 2019 - Salı)
Krizin sermaye ve emekçi tarafı (08 Ekim 2019 - Salı)
Kapitalist üretim ve doğal afetler (17 Eylül 2019 - Salı)
Kayyum ve demokrasi (10 Eylül 2019 - Salı)
Halk meclisleri söylemleri ve kent konseyi (04 Eylül 2019 - Çarşamba)
Memurlarla Hükumet masada anlaşamadı (27 Ağustos 2019 - Salı)
Metalde TİS görüşmeleri ve bir örnek (06 Ağustos 2019 - Salı)
Öğrenme, itaat ve özgürlük (09 Temmuz 2019 - Salı)
Politika, ittifaklar ve iktidar (02 Temmuz 2019 - Salı)
İstanbul seçimi ve halk iradesi (25 Haziran 2019 - Salı)
Demokrasi dedikleri... (28 Mayıs 2019 - Salı)
Cığızlığın çözümü ne (14 Mayıs 2019 - Salı)
İşsizlik rakamlarının söylediği (16 Nisan 2019 - Salı)
Sandık birlik sorununu çözemedi (09 Nisan 2019 - Salı)
Kent yönetimi, projeler ve demokrasi (19 Mart 2019 - Salı)
İki siyasetin etkisindeki seçmen (12 Mart 2019 - Salı)
Tanzim satış gereklidir ama nasıl? (05 Mart 2019 - Salı)
Ekonomik kriz ve etkileri (26 Şubat 2019 - Salı)
Değişim Umudu ve Seçimler (19 Şubat 2019 - Salı)
Yerel yönetimler ve çöken binalar (12 Şubat 2019 - Salı)
Yerel seçimler ve kent konseyi (06 Şubat 2019 - Çarşamba)
Fiyatları piyasa belirler (29 Ocak 2019 - Salı)
Asgari ücret ve sendikalaşma (22 Ocak 2019 - Salı)
Korku ve birlik ihtiyacı (08 Ocak 2019 - Salı)
Yeni yıla aktarılanlar (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Birlik ihtiyacı ve yerel seçimler (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
Ücretler asgari, kårlar azami (18 Aralık 2018 - Salı)
Sesiz kalabalıkların değişimi (11 Aralık 2018 - Salı)
Enflasyon artışı ve maaş zamları (04 Aralık 2018 - Salı)
Sel felaketi ve yerel yönetimler (20 Kasım 2018 - Salı)
Yerel yönetim seçimleri ve talepler (06 Kasım 2018 - Salı)
Asgari ücret ve maaş zamları (30 Ekim 2018 - Salı)
Yerel Seçimler ve Halk İradesi (02 Ekim 2018 - Salı)
Faturayı kim ödesin? (18 Eylül 2018 - Salı)
Önümüzdeki Dönemde Ekonominin Durumu (11 Eylül 2018 - Salı)
Ekmek zammı ve düşündürdükleri (07 Ağustos 2018 - Salı)
Yanan Ormandan Daha Fazlası (31 Temmuz 2018 - Salı)
Angus kokusu aslında sistemin kokusudur (17 Temmuz 2018 - Salı)
Başka bir seçenek mümkün (10 Temmuz 2018 - Salı)
Çok bilinmeyenli bir seçim (26 Haziran 2018 - Salı)
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi