Grev hakkı sendikal hakların ayrılmaz bir parçasıdır
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan yabancı sermaye yatırımcılarına 15 Temmuz darbe girişiminin birinci yılı nedeniyle yaptığı konuşmada, "Olağanüstü hali biz iş dünyamız daha iyi çalışsın diye yapıyoruz.
Tarih: 18.7.2017 10:50:06
Halit KATKAT

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan yabancı sermaye yatırımcılarına 15 Temmuz darbe girişiminin birinci yılı nedeniyle yaptığı konuşmada, "Olağanüstü hali biz iş dünyamız daha iyi çalışsın diye yapıyoruz. Soruyorum, iş dünyanızda herhangi bir sıkıntınız, aksamanız var mı? Biz göreve geldiğimizde OHAL vardı. Ama bütün fabrikalar grev tehdidi altındaydı. Hatırlayın o günleri. Şimdi böyle bir şey var mı? Tam aksine. Şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL´den istifadeyle anında müdahale ediyoruz. Diyoruz ki hayır, burada greve müsaade etmiyoruz, çünkü iş dünyamızı sarsamazsınız" dedi.

Bu ifadeden çıkan sonuç şu ki: Darbe bahane edilerek işçilerin en temel hakkı olan grev hakkı gasp edilerek işverenlerin daha fazla kazanç sağlamaları amacıyla mı OHAL ilan edilmiş? OHAL darbecilerin yakalanması ve yargılanması için ilan edilmemiş mi?
AKP´ ye oy ve destek vermiş işçi ve emekçiler, umarım bu söylemden sonra destek verdikleri partinin kime hizmet ettiğini anlarlar.
İşçiler, yıllardan beridir, iş cinayetlerine, taşeron işçiliğine, kıdem tazminatı hakkının ortadan kaldırılmasına ve grev yasaklarına karşı taleplerini dile getiriyorlardı. Ama tüm işçileri kapsayacak topyekün bir greve dönüşmediği bu taleplerde bir kazanım elde edemiyorlardı.
Gerek tamgün süreli, güvenli ve güvenceli çalışma, gerekse sendikal hak ve özgürlükler işçilerin kazanılmış haklarıdır. Sendikal hakların bölünmez bir parçası olan grev hakkı, aynı zamanda diğer hakların korunabilmesi için de etkili bir mücadele aracıdır. Güvence altına alınması durumunda diğer hakları da koruyucu ve aynı zamanda yeni haklar elde etme işlevi vardır.
Bu günlerde yeniden yetkinin Çelik İş´e verildiği İSDEMİR işçileri,1989´da 139 gün süren grevden sonra ücretlerinin hemen hemen üç kat arttığını hatırlayacaklardır. Bu grev sadece işçilerin ücretlerini artırmakla kalmadı; aynı zamanda İSDEMİR´de çalışan kamu emekçilerini de harekete geçirdi. Hak almanın en etkili yönteminin iş bırakmak olduğunu gören İSDEMİR kamu emekçileri de iş bırakma eylemleri yaptılar. İSDEMİR grevi aynı zamanda İskenderun, Dörtyol, Payas ve Erzin esnafını da ekonomik olarak etkiledi. Birincisi grev zamanı ücret alamayan işçiler esnaftan borca mal almaya başladılar; bu esnafı zor durumda bıraktı. Ama grevden sonra işçilerin ücretlerinin artması ve birikmiş paralarını toptan almaları nedeniyle hem esnafa olan borçlarını ödediler hem de beyaz eşya, otomobil vb tüketim mallarını alarak piyasaya bir anda bol para girmesini sağladılar. İşçilerin ücretlerinin yükselmesi demek aynı zamanda piyasaya tüketim eşyaları karşılığında para arzı demektir. Bu küçük esnafa yaradığı gibi bir çok tüketim malı üreten fabrikanın da üretiminin artması demektir. Bu durumda şöyle bir soru akla gelebilir: Madem öyle işverenler neden işçilerin ücretlerini artırıp piyasayı canlandırmak istemezler? Bu kapitalizmin temel ve uzlaşmaz çelişkisidir. Bir taraftan kar etmek için ürettikleri malın daha çok satılmasını ve dolayısıyla fazla kar etmek isterler; diğer taraftan işçiye fazla ödeme yaparlarsa ürettikleri malın maliyetinin artacağından ve diğer işverenlerle rekabet edemeyeceğinden korkarlar.
Grevler işçilerin kendisinde ve toplumsal ilişkilerinde kalıcı ve köklü değişimler yaratır. Daha önce inançları ve milliyetleri ayrı olduğu için öteki olarak gördüğü sınıf kardeşleriyle grev sayesinde birleşir ve kaynaşırlar. Grev kırıcılarını ve kendinden yana olanları tanırlar. Sendikanın ve işverenin tavrını grevde daha açık olarak görürler. Bunun içindir ki her grev aynı zamanda bir mücadele okulu olarak işlev görür.
Kapitalizmin egemen olmaya başladığı dönemde makinaların, üretim araçlarının kırılıp parçalanmasından başlayıp burjuvazinin iktidarını yıkmayı da kapsayan 300 yıla yakın mücadele birikimi içerisinde işçi sınıfının gerçek ve yaygın okulları grev alanları olmuştur.

Yazarın Diğer Yazıları
Yerel Seçimler ve Halk İradesi (02 Ekim 2018 - Salı)
Faturayı kim ödesin? (18 Eylül 2018 - Salı)
Önümüzdeki Dönemde Ekonominin Durumu (11 Eylül 2018 - Salı)
Ekmek zammı ve düşündürdükleri (07 Ağustos 2018 - Salı)
Yanan Ormandan Daha Fazlası (31 Temmuz 2018 - Salı)
Angus kokusu aslında sistemin kokusudur (17 Temmuz 2018 - Salı)
Başka bir seçenek mümkün (10 Temmuz 2018 - Salı)
Çok bilinmeyenli bir seçim (26 Haziran 2018 - Salı)
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi