Kapitalist üretim ve doğal afetler
Halit KATKAT
Tarih: 17.9.2019 10:30:54
Halit KATKAT


1900´lü yılların başından beri iklim değişiklikleri ve yaratacağı krizler biliniyordu. Bu yıllar aynı zamanda uluslararası tekellerin ve kartellerin ortaya çıktığı yani kapitalizmin emperyalist aşamaya ulaştığı yıllardı. Bu yıllarda kapitalistler artık sadece kendi ülke pazarı için değil aynı zamanda dünya pazarı için de üretim yapmaya başlamıştı. Kapitalist tekeller sadece pazara mal üretmiyor; aynı zamanda çevre kirliliği de üretip çevre felaketlerine de sebep oluyordu. Kapitalist tekeller bir taraftan işçilerin emeğini sömürerek sermaye birikimi sağlarken diğer taraftan yoksulluk üretiyor. Kapitalizmin yol arkadaşlığına ekonomik krizler ve yoksulluğun yanında bir de çevre
felaketleri ekleniyordu.
Bilimin ortaya koyduğu somut delillere karşın devletler iklim değişikliği konusunda uzun bir süre hiç hareket etmediler. Daha sonra da ya ağırdan aldılar ya da iş yapıyor görüntüsü verdiler. Dünyanın havası, suyu ve toprağı her gün kirlenirken, bilimin ve çevreye duyarlı bir çok kesimin bu konuda tartışmaları varken dünya onlarca yıl boşuna bekledi. İlk olarak 1979 yılında birinci iklim konferansı düzenlendi. Bu kadar hareketsiz dönemin ardından atılan adımlar yavaşladı 1992 de BM İklim Değişikliği Çevre sözleşmesi, 1997 yılında Kyoto Protokolu karara bağlandı.
Temelde fosil yakıtların tüketilmesiyle ortaya çıkan, başta karbondioksit olmak üzere sera gazlarının atmosferde birikimi ile oluşan sera etkisine iklim değişikliği deniyor. Bir yanma sonucu oluşan karbondioksit, çürüme ya da gaz kaçağı ile atmosfere karışan metan vb sera gazlarının birikimi tüketilecek ya da bertaraf edilecek kapasiteyi aşınca atmosferde birikiyor. Bunun uc örneği asfalt ve betondur. Çimento üretimi için fosil yakıtlar kullanılır. Bu, üretim aşamasında bile iklim değişikliğine katkı sunar. Sonra beton elde edilir. Beton döküleceği topraktaki organik yaşam yok edilerek yapının temeli dökülür. Çimento üretimi her yıl sabit olsa bile her yıl artan beton yüzey, bir şekilde organik toprak yüzeyini yok ederek azaltır. Bu da daha fazla iklim değişikliği ve daha az karbon yutan atmosfer anlamına gelir. Çimento, para ve diğer emek ürünleri gibi devri daime girmez. Yani parayı her hangi bir ürüne ürünü de tekrar paraya çevirebilirsiniz. Ama Çimento diğer emek ürünleri gibi değildir. Döküldüğü yerde kalıcı bir felaket sağlayan ürüne dönüşür. Türkiye 2018 yılı itibariyle 80 milyon ton çimento üretip 180 milyon ton hazır beton elde etti. Türkiye´nin 2018 yılında ürettiği meyve, sebze, tahıl gibi bütün tarımsal ürünlerin üretimi ise 117 milyon tondu. Tarımsal ürünler yıl içinde tüketilir; ertesi yıla pek kalmaz; ya da salça, makarna, turşu, salamura vb ürünlere dönüşerek ömrünü biraz uzatabilir. Ama betonda durum böyle olmaz. Dökülen beton her yıl birikerek organik toprakları işgal eder.
2002-2018 yılları arası Türkiye´de halkın cebinden fosil yakıt ithalatı için çıkan para 606 milyar dolar. Ayni miktarda devlete vergi olarak verildi. Bunun karşılığında 90´ların 12.5 katı iklim felaketini 2018´de yaşadık. Kişi başına 250 kilogram buğday üretilen ülkemizde kişi başına bir ton çimento, bir ton asfalt üretilerek 6.6 ton sera gazı atmosfere salındı.

Anahtar Kelimeler: Kapitalist, üretim, doğal, afetler
Yazarın Diğer Yazıları
Krizin sermaye ve emekçi tarafı (08 Ekim 2019 - Salı)
Kayyum ve demokrasi (10 Eylül 2019 - Salı)
Halk meclisleri söylemleri ve kent konseyi (04 Eylül 2019 - Çarşamba)
Memurlarla Hükumet masada anlaşamadı (27 Ağustos 2019 - Salı)
Metalde TİS görüşmeleri ve bir örnek (06 Ağustos 2019 - Salı)
Öğrenme, itaat ve özgürlük (09 Temmuz 2019 - Salı)
Politika, ittifaklar ve iktidar (02 Temmuz 2019 - Salı)
İstanbul seçimi ve halk iradesi (25 Haziran 2019 - Salı)
Demokrasi dedikleri... (28 Mayıs 2019 - Salı)
Cığızlığın çözümü ne (14 Mayıs 2019 - Salı)
İşsizlik rakamlarının söylediği (16 Nisan 2019 - Salı)
Sandık birlik sorununu çözemedi (09 Nisan 2019 - Salı)
Kent yönetimi, projeler ve demokrasi (19 Mart 2019 - Salı)
İki siyasetin etkisindeki seçmen (12 Mart 2019 - Salı)
Tanzim satış gereklidir ama nasıl? (05 Mart 2019 - Salı)
Ekonomik kriz ve etkileri (26 Şubat 2019 - Salı)
Değişim Umudu ve Seçimler (19 Şubat 2019 - Salı)
Yerel yönetimler ve çöken binalar (12 Şubat 2019 - Salı)
Yerel seçimler ve kent konseyi (06 Şubat 2019 - Çarşamba)
Fiyatları piyasa belirler (29 Ocak 2019 - Salı)
Asgari ücret ve sendikalaşma (22 Ocak 2019 - Salı)
Korku ve birlik ihtiyacı (08 Ocak 2019 - Salı)
Yeni yıla aktarılanlar (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Birlik ihtiyacı ve yerel seçimler (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
Ücretler asgari, kårlar azami (18 Aralık 2018 - Salı)
Sesiz kalabalıkların değişimi (11 Aralık 2018 - Salı)
Enflasyon artışı ve maaş zamları (04 Aralık 2018 - Salı)
Sel felaketi ve yerel yönetimler (20 Kasım 2018 - Salı)
Yerel yönetim seçimleri ve talepler (06 Kasım 2018 - Salı)
Asgari ücret ve maaş zamları (30 Ekim 2018 - Salı)
Yerel Seçimler ve Halk İradesi (02 Ekim 2018 - Salı)
Faturayı kim ödesin? (18 Eylül 2018 - Salı)
Önümüzdeki Dönemde Ekonominin Durumu (11 Eylül 2018 - Salı)
Ekmek zammı ve düşündürdükleri (07 Ağustos 2018 - Salı)
Yanan Ormandan Daha Fazlası (31 Temmuz 2018 - Salı)
Angus kokusu aslında sistemin kokusudur (17 Temmuz 2018 - Salı)
Başka bir seçenek mümkün (10 Temmuz 2018 - Salı)
Çok bilinmeyenli bir seçim (26 Haziran 2018 - Salı)
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi