Kent yönetimi, projeler ve demokrasi
Halit Katkat
Tarih: 19.3.2019 14:39:50
Halit KATKAT

Kentimizi yönetmeye talip üç ayrı partiden üç belediye başkan adayı var. Bu adaylara bakıyoruz her biri mal pazarlar gibi kendi projelerini pazarlıyor. Düşüncesi bu alışıldık sistemin dışına çıkmayanlar bunu, yani bu pazarlamayı çok normal karşılayabilir. Sonuçta bu sistem içerisinde düşünüldüğünde politika da diğer ürünler gibi bir ticari işlemdir. Yani umut ticaretidir. Adaylar da bunu iyi bilen kişiler ve buna uygun davranıyor; kendi kafasındaki halka şirin gelen projeleri halka inandırarak onların oyunu almaya çalışıyor. Burada projelerini anlatırken kendini de pazarlamış oluyor. Eğer kendini iyi pazarlayabilirse seçmen çoğunluğunun oyunu alabilir ve beş yıl kentte egemenlik sürüp yatırımları (yani rantı) istediği gibi yönetebilir. Tabii ki bu politik faaliyetin ekonomik bir bedeli var. Onu bu seçim faaliyeti döneminde kendisi karşılar ve kazandığında bunun karşılığını fazlasıyla alır. Kapitalist sistemin devindirici gücü kârdır. Bu cümleden olarak adayların hepsi kenti sevdiğinden, hatta bu kente aşık olduğundan ve birlik beraberlikten bahseder. İyi de bu birlik ve beraberliğin içerisinde halkın yeri nerede, pazarladığınız bu projeleri halkın katılımı, kararı ve onayı ile mi hazırladınız? Hayır. Yöneteceğiniz bu kentten toplanan vergilerle oluşan bütçenin harcanmasında, yapılacak yatırımlarda halkın rolü olacak mı? Yani kent yönetiminde halkın söz ve kararlarına yer verilecek mi? Hayır.
Kentin yönetilmesine talip olan bu adayların hırsı, çabası ve inancının bir miktarının da kentte örgütlenmeleri bulunan ve halkın örgütlü kesimlerini temsil eden sendika, meslek odası, muhtar, dernek, kooperatif vb yöneticilerinden beklenir. Ama bu konuda bir tek mühendis ve mimarların meslek örgütü TMMOB İKK sorumluluğunu yerine getiriyor ve seçim bildirgesi yayınlıyor. Bu Seçim Bildirgesi sadece bir basın açıklaması değil. Bildirgede “Yerel Yönetim anlayışımız” başlığı altında şu görüşlere yer veriliyor:
“Yerel yönetimler, kentteki gerçek ve tüzel kişilerin, tüm kentlilerin; mahalle, semt, ilçe meclislerinin yanı sıra kadın, memur, işçi, genç, emekli, işsiz, engelli vb. kesimlerin oluşturacağı meclisler ve bu meclislere dayanacak kent meclisleri aracılığı ile karar alma, uygulama ve denetim süreçlerine etkin katılımını sağlamalıdır.
Kentin kaderini etkileyecek büyük projeler halkın tartışmasına açılmalı; meslek odalarının, uzman kişilerin ve üniversitelerin görüşleri ve hukuka, bilime ve tekniğe bağlılık esas alınmalıdır.”
Yazılanlar halkın yönetime katılımı açısından önemli ama bu sayılanlar zaten kent konseyinin yasa ve yönetmeliğinde zaten var. Arkadaşlar bunu yazmışlar ama arkasından bir de “Kent Konseyi etkin hale getirilmelidir” diye bir madde eklemişler. Sanki kent konseyi ayrı yukarıda sayılan “meclisler” ayrı şeylermiş gibi algılanmış. Eğer bu bildirgeyi hazırlayan arkadaşlar “Kent Konseyi” yönetmeliğini inceleselerdi aynı şeylerin orada olduğunu göreceklerdi.
Elbette bir hakkın yasalarda olması, onun uygulanacağının garantisi değil. Örneğin sendika hakkı yasalarda var; ama sendikalaşmaya çalışan işçiler patronlar tarafından işten atılabiliyor. Ya da grev hakkı yasalarda var; ama sendikalar tarafından uygulanmazsa bunun yasalarda olması bir şey ifade etmiyor.
Bu bakımdan kent konseyinin kentin en yetkili meclisi olarak çalıştırılabilmesini sadece belediye başkanlarından istemek ve hatta belediye başkanının da bunu samimiyetle istemesi yetmez. Bu meclisin gerektiği gibi çalıştırılması ve bir karar organı, yani kent halkının söz ve karar sahibi olması kentteki kitle örgütlerinin ısrarı ve çabasına bağlıdır. Bu bakımdan en önde mücadele vermesi gereken sendikalara bakıyoruz; ya partileri destekliyor, ya sesleri çıkmıyor, ya da bu konuyla hiç ilgilenmiyor.
Geleceğin demokrasisi halkın katılımıyla olacaksa o da bu kent konseylerinin aktif olarak işletilmesinden geçecektir.

Anahtar Kelimeler: Kent, yönetimi, projeler, demokrasi
Yazarın Diğer Yazıları
Krizin sermaye ve emekçi tarafı (08 Ekim 2019 - Salı)
Kapitalist üretim ve doğal afetler (17 Eylül 2019 - Salı)
Kayyum ve demokrasi (10 Eylül 2019 - Salı)
Halk meclisleri söylemleri ve kent konseyi (04 Eylül 2019 - Çarşamba)
Memurlarla Hükumet masada anlaşamadı (27 Ağustos 2019 - Salı)
Metalde TİS görüşmeleri ve bir örnek (06 Ağustos 2019 - Salı)
Öğrenme, itaat ve özgürlük (09 Temmuz 2019 - Salı)
Politika, ittifaklar ve iktidar (02 Temmuz 2019 - Salı)
İstanbul seçimi ve halk iradesi (25 Haziran 2019 - Salı)
Demokrasi dedikleri... (28 Mayıs 2019 - Salı)
Cığızlığın çözümü ne (14 Mayıs 2019 - Salı)
İşsizlik rakamlarının söylediği (16 Nisan 2019 - Salı)
Sandık birlik sorununu çözemedi (09 Nisan 2019 - Salı)
İki siyasetin etkisindeki seçmen (12 Mart 2019 - Salı)
Tanzim satış gereklidir ama nasıl? (05 Mart 2019 - Salı)
Ekonomik kriz ve etkileri (26 Şubat 2019 - Salı)
Değişim Umudu ve Seçimler (19 Şubat 2019 - Salı)
Yerel yönetimler ve çöken binalar (12 Şubat 2019 - Salı)
Yerel seçimler ve kent konseyi (06 Şubat 2019 - Çarşamba)
Fiyatları piyasa belirler (29 Ocak 2019 - Salı)
Asgari ücret ve sendikalaşma (22 Ocak 2019 - Salı)
Korku ve birlik ihtiyacı (08 Ocak 2019 - Salı)
Yeni yıla aktarılanlar (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Birlik ihtiyacı ve yerel seçimler (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
Ücretler asgari, kårlar azami (18 Aralık 2018 - Salı)
Sesiz kalabalıkların değişimi (11 Aralık 2018 - Salı)
Enflasyon artışı ve maaş zamları (04 Aralık 2018 - Salı)
Sel felaketi ve yerel yönetimler (20 Kasım 2018 - Salı)
Yerel yönetim seçimleri ve talepler (06 Kasım 2018 - Salı)
Asgari ücret ve maaş zamları (30 Ekim 2018 - Salı)
Yerel Seçimler ve Halk İradesi (02 Ekim 2018 - Salı)
Faturayı kim ödesin? (18 Eylül 2018 - Salı)
Önümüzdeki Dönemde Ekonominin Durumu (11 Eylül 2018 - Salı)
Ekmek zammı ve düşündürdükleri (07 Ağustos 2018 - Salı)
Yanan Ormandan Daha Fazlası (31 Temmuz 2018 - Salı)
Angus kokusu aslında sistemin kokusudur (17 Temmuz 2018 - Salı)
Başka bir seçenek mümkün (10 Temmuz 2018 - Salı)
Çok bilinmeyenli bir seçim (26 Haziran 2018 - Salı)
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi