Krizin sermaye ve emekçi tarafı
Halit Katkat
Tarih: 8.10.2019 10:57:18
Halit KATKAT

Kapitalist ekonomi kendi uzlaşmaz iç çelişkileriyle birlikte yürür. Bu nasıl olabilir; "hem uzlaşmaz hem birlikte" diyenler olabilir. Ama bu kapitalizmin kendi işleyiş yasalarından yani bir zamanların söyleyişiyle onun "fıtratından" kaynaklanıyor. Ülkemizdeki haberleri iyi kötü takip edenler bilir: Büyük firmalar ve bankalar durmadan karlarını artırıyor servetlerini büyütüyorlar. Diğer yandan işçi ve emekçiler açısından bakıldığında ise işsizlik artıyor, emeğiyle geçinenlerin alım güçleri düşüyor. Buna bir örnek: Ankara´daki Sincan OSB´de bulunan Arçelik bulaşık makinesi fabrikasının depoları tıka basa bulaşık makinası dolu; ama bir bakıyoruz 400 işçi kapı dışına konmuş. Bu durum çelişkili görünse de sitemin normal işleyişine uygundur. Kapitalizmin krizini Marks "aşırı üretim krizi" olarak tarif ederken bunu sanki bu aşırı üretimden toplumun her ferdi yararlanıyormuş, bolluk bereket varmış gibi algılayarak karşı çıkanlar oluyor. Hal bu ki kapitalist, bir taraftan depoları aşırı üretimle doldururken bu malı üreten emekçiler aynı malı alamaz duruma gelirler. Depoları dolu olan kapitalist, kriz döneminde elindeki malları paraya dönüştürene kadar işçi sayısını azaltıp, çalışan işçilerin ücretlerini aşağı çeker. Böylece kapitalistin karı bir miktar azalsa da servetini büyütmeye devam ederken işçi ve emekçiler işsizlik ve açlıkla karşı karşıya kalırlar. 

Son verilere göre gelir dağılımında toplumun en alt düzeyindekilerin gelirden aldığı pay azalıyor, en üst düzeyindekilerin gelirden aldığı pay ise artıyor. Bu da, krizin yoksuldan zengine aktarım yapmak anlamına geldiğini gösteriyor. Bu aktarımın aracısı devlettir. Bunun somut örneklerini şöyle sıralayabiliriz: Devlet geçiş garantili köprüler yaptırıyor; yani garanti ettiği sayıdan az geçiş olursa aradaki farkı devlet bütçeden ödüyor. Yine şehir hastaneleri yaptırıyor; bu da müşteri garantili. Burada müşteri hasta oluyor. Eğer garanti edilen müşteri sayısından az müşteri gelirse aradaki fark bütçeden ödeniyor. Bütçeden yani vatandaşın cebinden ödeniyor. Çünkü bütçe vatandaşın ödediği vergilerden oluşuyor. Bu vergilerinde bir emekçi bir de zengin tarafı var. Yurttaşın vergisine, elektrik, doğal gaz vb. temel tüketim mallarına durmadan zam yapılırken ve emekçilerin borçlarında zerre kadar indirim yapılmazken bir bakıyoruz büyük firmaların vergi borçları siliniyor. Bunlar arasında Tuvtürk A.Ş, Akbank, Cengiz inşaat, Sabancılar, Ağaoğlu inşaat gibi büyük şirketler yer alıyor.
Emekçilerin maaşlarına yüzde 3-4 gibi cüzi zamlar yapılırken enflasyonun üzerinde zam yaptık demek için enflasyon düşük gösteriliyor. Sözleşme bittikten sonra emekçilerin tüketim mallarına zamlar yağıyor. Ama bu yüzdeli zamlar da işçiler için yanıltıcı ve esas sömürünün üstünü örtücü bir durumdur. İşçinin ürettiği malın değer artışı ile işçinin aldığı ücretin artışı arasında bir bağıntı yoktur. Bu da işçinin sömürüyü görmesini engelliyor. Dolayısıyla ücret artışı sanki yukarıdan veriliyor izlenimi yaratıyor. Halbuki "verilen zam" işçinin yarattığı değerden çok küçük bir parça...
Bu durumu değiştirecek kötü gidişi tersine çevirecek olan işçi sınıfının kendisidir. Çünkü üretimdeki yeri, kitlesel oluşları ve doğrudan sömürüye maruz kalmaları dolayısıyla sermaye sınıfına karşı en kararlı ve tutarlı mücadele verecek sömürüyü ortadan kaldıracak, aynı zamanda diğer sömürülen sınıfları da kurtaracak sınıftır.
Bu durumda işçi ve emekçinin hakkını koruması gereken sendikalar işçinin taleplerini savunamıyor; çünkü onlar işçinin iradesini ve reflekslerini yansıtacak şekilde örgütlenmemiştir.

Anahtar Kelimeler: Krizin, sermaye, emekçi, tarafı
Yazarın Diğer Yazıları
Kapitalist üretim ve doğal afetler (17 Eylül 2019 - Salı)
Kayyum ve demokrasi (10 Eylül 2019 - Salı)
Halk meclisleri söylemleri ve kent konseyi (04 Eylül 2019 - Çarşamba)
Memurlarla Hükumet masada anlaşamadı (27 Ağustos 2019 - Salı)
Metalde TİS görüşmeleri ve bir örnek (06 Ağustos 2019 - Salı)
Öğrenme, itaat ve özgürlük (09 Temmuz 2019 - Salı)
Politika, ittifaklar ve iktidar (02 Temmuz 2019 - Salı)
İstanbul seçimi ve halk iradesi (25 Haziran 2019 - Salı)
Demokrasi dedikleri... (28 Mayıs 2019 - Salı)
Cığızlığın çözümü ne (14 Mayıs 2019 - Salı)
İşsizlik rakamlarının söylediği (16 Nisan 2019 - Salı)
Sandık birlik sorununu çözemedi (09 Nisan 2019 - Salı)
Kent yönetimi, projeler ve demokrasi (19 Mart 2019 - Salı)
İki siyasetin etkisindeki seçmen (12 Mart 2019 - Salı)
Tanzim satış gereklidir ama nasıl? (05 Mart 2019 - Salı)
Ekonomik kriz ve etkileri (26 Şubat 2019 - Salı)
Değişim Umudu ve Seçimler (19 Şubat 2019 - Salı)
Yerel yönetimler ve çöken binalar (12 Şubat 2019 - Salı)
Yerel seçimler ve kent konseyi (06 Şubat 2019 - Çarşamba)
Fiyatları piyasa belirler (29 Ocak 2019 - Salı)
Asgari ücret ve sendikalaşma (22 Ocak 2019 - Salı)
Korku ve birlik ihtiyacı (08 Ocak 2019 - Salı)
Yeni yıla aktarılanlar (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Birlik ihtiyacı ve yerel seçimler (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
Ücretler asgari, kårlar azami (18 Aralık 2018 - Salı)
Sesiz kalabalıkların değişimi (11 Aralık 2018 - Salı)
Enflasyon artışı ve maaş zamları (04 Aralık 2018 - Salı)
Sel felaketi ve yerel yönetimler (20 Kasım 2018 - Salı)
Yerel yönetim seçimleri ve talepler (06 Kasım 2018 - Salı)
Asgari ücret ve maaş zamları (30 Ekim 2018 - Salı)
Yerel Seçimler ve Halk İradesi (02 Ekim 2018 - Salı)
Faturayı kim ödesin? (18 Eylül 2018 - Salı)
Önümüzdeki Dönemde Ekonominin Durumu (11 Eylül 2018 - Salı)
Ekmek zammı ve düşündürdükleri (07 Ağustos 2018 - Salı)
Yanan Ormandan Daha Fazlası (31 Temmuz 2018 - Salı)
Angus kokusu aslında sistemin kokusudur (17 Temmuz 2018 - Salı)
Başka bir seçenek mümkün (10 Temmuz 2018 - Salı)
Çok bilinmeyenli bir seçim (26 Haziran 2018 - Salı)
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi