PARİS SANAT DÜNYASININ RÜYA ŞEHRİ
Sadullah ÇAĞLAR
Tarih: 12.10.2018 12:23:49
Sadullah ÇAĞLAR


Fransa dendiğinde ilk akla gelen yazarlar Balzac, Dumas, Zola, Hugo, Sen nehrinin kıyılarında ressamlar ile Eyfel kulesi, Notre Dame Katedrali. Son derece estetik olan Paris opera binası ve Bastil zindanına yürüyüş yapan halk yığınlarının resmi.
Aslında Fransa yolculuğu, İtalya Napoli´den vapurla başlayıp, Akdeniz üzerinden Marsilya´ya vapur yaklaştığında kıyıdaki If şatosunu yakından görmek gerek. Neden, Aleksander Dumas´ın ölümsüz eseri Monte Kristo romanının kahramanı Edmond Dantes gemide çalışırken güzel nişanlısı Mersedes´e zengin kuyumcu göz koyar.
Sonuç Dantes´e tuzak kurarlar ve tam nişan gecesi polis tarafından tutuklanır. Ve tarihi zindan If şatosuna kapatılır. Buraya girenin buradan ancak cesedi çıkar. Aleksander Dumas´ın Monte Kristo Kontu kitabı dünya edebiyatını önemli bir klasiğidir.
Paris´i nasıl anlatalım bilmem ki önce aydınların uğrak yeri Sen nehrine yakın kaldırım kahvelerine bakalım. Masalardan birinde oturan uluslararası bilge adam Jean Paul Sartre, uzatmalı sevgilisi Simone De Beauvoir´la birlikte.
Sartre ağzında piposu önünde kitaplar dostlarıyla Küba anılarını tartışıyor. Che´den bahsederken; ´Çağımızın en inanılmaz dava adamı olarak selamlıyoruz´. Ayrıca çağın filozofu ekliyor; ´A.B.D. Sacco ile Vanzetti´yi katletti. Rosenberg´leri elektrikli sandalyeye gönderdi. Ve siyah Afrika´da devrimci önder Lumumba´yı öldürdü. Bana göre özgürlük meşalesini elinde tutan heykelin elindeki simge ölüm habercisidir´.
Şimdi Paris´teki sanat bölgesinde Moulin Rouge adını verdikleri unutulmaz Kırmızı Değirmen romanıyla simge olan bu tarihi bina bir pişmanlığın ve vicdan azabının acılarını hatırlatır: Soylu, zengin engelli bir adam olup Paris´in sayılı ressamlarındandır. Sonra barda tanıştığı kadına aşık olur. Bir süre birlikte yaşar ve ayrılırlar. Bir gece gidecek evi olmayan kadın eski dostu ressamın evine gider. Saatlerce kapıyı çalmasına rağmen kapı ona açılmaz.
Ve yaptığı hatayı sonradan anlayan soylu ressam, kayıp kadını arar ama bulamaz. Pişmanlıkla kıvranan soylu ressam sonuçta çareyi ölümde arar.
Paris´teki yüz yılların eseri tarihi Notre Dame de çancı Quasimodo ve Çingene kızı Esmeralda´ya olan tutkulu aşkı vardır. Büyücü diye kırbaçlanan güzel kadını kaçırıp kilisenin ulaşılmaz tepesine taşıyan ve çirkin olan, Paris´in alay edilen adamı Quasimodo… Hergün güzel Esmeralda´ya yemek taşırken tepsiye bir gül koymayı ihmal etmez. Esmeralda ile konuşurken; ´Benden korkma, bende senin gibi bir insanım. Yalnız benim kalbim hasta‘ der.
Bir gece Esmeralda´yı uyurken seyrederken Quasımado umutsuzca; ´Tanrım ne olur beni taş yaratsan´ der.
Paris´teki müzeler içerisinde Louvre müzesinin ayrı bir yeri vardır. Napolyon Mısır seferine çıkarken beraberinde pek çok arkeolog ve tarih bilimci de almış ve piramitlerde bulunan pek çok kıymetli arkeolojik eseri Paris´e taşımıştır. Özellikle 2.Ramses dönemine ait eserleri Louvre müzesinde görmek mümkündür.
Müze o kadar zengin eserlerle doludur ki, müzeden bir günde çıkamazsınız. Örneğin bir tablo çok dikkatinizi çeker, Kraliçe Marie Antoinette´in giyotine çıktığı tabloda zaman adeta donmuştur. Kraliçe başını cellata vermeye hazırlanırken, cellat; ´Metin ol kraliçem´ der. Marie Antoinette ise son anında; ´Sefil adam, senin nasihatine ihtiyacım yok, görevini yap´ der.
Louvre´de sanki tarih canlı gibi. Örneğin Hitler, Paris´i işgal ettiği gün, sabaha karşı müzeyi gezerken yanındakilere; ´Ortaokuldayken resim yaptığım günler hep Louvre müzesini gezmeyi hayal ederdim. Ama müze bana uzay kadar uzaktı. Çünkü çok yoksulduk ve kışın Viyana sokaklarında paltosuz geziyordum. Ama resim yapmak benim tutkumdu, şimdiyse Paris, Almanya´nın bir kenti.´
Paris´in asırlık kestane ağaçlarıyla süslü cafe ve sokakları, metroları ve aşk sahneleriyle dolu… Paris, aşklar dünyası.
Tabii ki yolunuz 1871 komün mezarlığına düşerse, orda yatan insanlığın öncüleri ve onların yanında Türk sinemasını, dünya sinemasına taşıyan Yılmaz Güney´i anmadan geçmek olmaz. Komüncüler için ne demişti Karl Marx; ´Komüncüler gökyüzünün yıldızlarıdır. Onlar bir gün mutlaka yeryüzüne yeniden yıldızlaşarak inecekler.´
Evet Paris´in zafer takı anıtının altından geçerken şehrin Nazilerden kurtuluşundan sonra Londra´dan sürgünden dönen Genaral De Gaulle´ün halkla beraber yaptığı tarihi yürüyüşü hatırlanır.
Ama bir gerçek yazılmaz yada söylenmez, Fransa´nın kurtuluşu için burjuvazi kendini ortaya koymadı. Yurtsever aydınlar işgale meydan okudular. Tarih bunları söylemez, De Gaulle Londra´da yaşarken, esas mücadele edenlerin isimleri yıldızlaştı.
Şimdi Paris´in en önemli sanat harikası tarihi opera salonuna gidelim. Salonun içini gezerken, son derece estetik olan localar dikkatinizi çeker. Gözünüz geçmiş dönemlere gider. Bu salonda neler sergilendi; Mısır´dan Aida operası, Şekspir´in Othello´su, Kamelyalı kadın, Madame Camilla, Balzac´ın Vadideki Zambak, Tolstoy´un Harp ve Sulh ve Turgenyev´in Babalar ve Oğullar gibi büyük oyunlar sergilendi.
Paris operasının zenginliğini anlatmaya sayfalar yetmez. Biz Eyfel kulesine bir bakalım. Kuleye asonsörle çıkıyor, sonra kuledeki kafe´de oturup bir şeyler içiyorsunuz. Şehri yukardan seyrederken kendinizi uçakta zannedersiniz.
Sonra sıraya girip Paris´i teleskopla seyredersiniz. Yüksek bir tepede olan Bastil hemen dikkatinizi çeker. 1789´un görkemini hatırlarsınız.
Ve bu arada unutmadan yazalım dünyanın en tarihsel sahafları Paris´tedir. Çok ilginç kitap düşmanı işgalciler Paris´in işgalinde sahaflara dokunmamış.
Ne demişti Ernest Hemingway? Paris bir şenliktir.

Anahtar Kelimeler: PARİS, SANAT, DÜNYASININ, RÜYA, ŞEHRİ
Yazarın Diğer Yazıları
Elveda Hindistan (14 Aralık 2018 - Cuma)
YAŞAM VE DOĞA KÜLTÜRÜ (09 Kasım 2018 - Cuma)
Dünya Edebiyatı ve Savaşlar (19 Ekim 2018 - Cuma)
ENGELS´İN EVİ (28 Eylül 2018 - Cuma)
Kağıt Fabrikası Olmayan Ülke (14 Eylül 2018 - Cuma)
Köyden Gelen Aydına Veda (31 Ağustos 2018 - Cuma)
BİR USTANIN ANILARI (17 Ağustos 2018 - Cuma)
Çöl Tilkisi´nin Son Günü (03 Ağustos 2018 - Cuma)
TARİHİ ROMA´DA BİR GEZİNTİ (13 Temmuz 2018 - Cuma)
BAŞARI UMUTTAN BESLENİR (06 Temmuz 2018 - Cuma)
BEYAZ PERDENİN UNUTULMAZLARI (29 Haziran 2018 - Cuma)
SANATLA KUŞANMIŞ LİDERLER (22 Haziran 2018 - Cuma)
"İşte Paşam İstanbul" (01 Haziran 2018 - Cuma)
ÖLÜMSÜZLERİN UNUTULMAYAN AŞKLARI (25 Mayıs 2018 - Cuma)
ARKADAŞ (18 Mayıs 2018 - Cuma)
KİTAPSIZ BİLENLER (11 Mayıs 2018 - Cuma)
ARTİST KARTPOSTALLARI (27 Nisan 2018 - Cuma)
TÜRK BASININDA HÜRRİYET GAZETESİ (13 Nisan 2018 - Cuma)
Edebiyat Ustası Victor Hugo (15 Mart 2018 - Perşembe)
Burjuva Kökenden Gelen Bir Aydın (01 Mart 2018 - Perşembe)
14 Şubat: Tarihsel Bir Gün (15 Şubat 2018 - Perşembe)
Politika Uzlaşma Sanatıdır (08 Şubat 2018 - Perşembe)
Dünya Sinemasında Unutulmazlar (25 Ocak 2018 - Perşembe)
EDEBİYAT VE SANATIN NERESİNDEYİZ (11 Ocak 2018 - Perşembe)
Sevmek Yaşamak Demektir (04 Ocak 2018 - Perşembe)
Unutulmaz Radyo Günleri (28 Aralık 2017 - Perşembe)
Gözlerden Kalplere Sesler (15 Aralık 2017 - Cuma)
EDEBİYAT TARİHİ AYDINLANMAKTIR (08 Aralık 2017 - Cuma)
SAVAŞLARDAN ÇIKARI OLANLAR (10 Kasım 2017 - Cuma)
Elveda Hindistan (27 Ekim 2017 - Cuma)
Elia Kazan ve Livaneli Dostluğu (20 Ekim 2017 - Cuma)
Halep Gezi Anıları (13 Ekim 2017 - Cuma)
Teknoloji ve bilimin zaferi (06 Ekim 2017 - Cuma)
O bir zamanlar kraliçeydi (22 Eylül 2017 - Cuma)
Türk Sinemasında Kayıplar (25 Ağustos 2017 - Cuma)
İdeal Öğretmen (18 Ağustos 2017 - Cuma)
Bir Zamanlar Antakya (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Benden resim aşıranlara zıkkım ola (28 Temmuz 2017 - Cuma)
TARiHLE SÖYLEŞİLER (14 Temmuz 2017 - Cuma)
Treni Yürüten Önder (07 Temmuz 2017 - Cuma)
İhanete giden yol (30 Haziran 2017 - Cuma)
CHP Kendini Ortaya Koydu (23 Haziran 2017 - Cuma)
Senede Bir Gün (16 Haziran 2017 - Cuma)
Batı Dünyasında Son Gelişmeler (09 Haziran 2017 - Cuma)
Sevgisiz hayat bitkiseldir (02 Haziran 2017 - Cuma)
Kore´ye gidenler geri gelmedi (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Beyazperdenin Unutulmazları (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi