Salgın dünya kapitalist sistemini ne yönde değiştirir?
Halit KATKAT
Tarih: 13.1.2021 15:56:09
Halit KATKAT

Ünlü Forbes dergisi her yıl yaptığı gibi 2020´nin dünya en zenginleri listesini yayınladı.
Derginin hesaplamalarına göre dünya genelinde 2 bin 95 milyarder bulunuyor, ama bu sayı geçen yıla göre 58 eksik. Yeni koronavirüs salgınının en çok Avrupa ve ABD´de etkili olması sadece sağlık alanında değil, aynı zamanda küresel hisse senedi piyasalarının çökmesine ve birçok servetin dibe vurmasına da neden olduğundan milyarderlerin sayısında da düşüşe neden olmuş.
ABD, 614 zenginle en çok milyarder çıkaran ülke olurken, onu izleyen Çin´den ise 456 isim bu listede yer alıyor.
Kapitalist sistem bireysel mülkiyete dayanır. Kapitalist kendi üretim alanını büyütmek isterken aynı zamanda ürününü pazarlayacağı alanları da büyütmek ister. Aynı pazarı kullanmak isteyen başka kapitalistler de olduğundan, birbirlerinin pazar alanlarını kullanmak isteyen kapitalistler arasında kavga durumu ortaya çıkar. Çıkarları birbirine zıt olan bu kapitalistler bazen birbirlerine tavizler vererek bu durumu çözmeye çalışırlar. Ama çözemedikleri durumda savaşlara baş vururlar. Yani kapitalist, ‘hem üretimimi dolayısıyla sermayemi özgürce istediğim gibi artırayım, aynı zamanda özgürce sınır tanımadan, ürünümü ve sermayemi dünyanın her yerine pazarlayayım´ ister. Üretirken kendi mülkünde özgürce üretir, kendi mülkü dışındaki dünyayı da bürokrasiye takılmadan özgürce kullanmak ister. İşte bu pazar alanlarının kavgasız paylaşımı noktasında diplomasi ve politika devreye girer; bunu da kapitalist devlet sermayeye bedava sağlar.
Her devlet kendi içinde yönetim şekline kendisi karar verebilir. Ama bu şeklin nasıl olacağını sınıfların konumlanışı belirler. Bugün dünyaya yön veren devletlerin yönetim biçimi burjuva demokrasisi olarak tanımlansa da aslında dünyayı tekellerin yönettiği açıktır. Tekellerin yönettiği bu “demokrasi” ekonomik bunalımlar, halk ayaklanmaları ya da bugün olduğu gibi salgın vb. nedenlerle acze düştüğünde mevcut demokratik sistemin dışına çıkabilirler. 2. büyük savaş öncesi Almanya, İtalya, Japonya vb. metropol ülkelerde olduğu gibi faşist yöntemlere başvururlar. Yani burjuva demokratik yollarla yönetemedikleri kitleleri zapturapt altına almak için askeri zora dayalı yöntemlere başvururlar. Kaleleri olan devleti tahkim etmek için her türlü zora başvurabileceklerini iki dünya savaşı ve birçok darbe gören dünya halkları tanıktır.
Bir tarafta sermayelerini devletlerin bütçelerini de aşan miktarlara çıkaranlar, diğer tarafta karnını doyuracak ekmek bulamayan yoksullar oldukça kapitalistler kendilerini güvende hissedemezler. İşte pandeminin de etkisiyle ekonomik krizin büyümesi sonucu, krizin yükünü işçi ve emekçilere yüklemek isteyen kapitalist tekeller ve yandaşı sınıflarla, bu yükü taşımak istemeyen işçi ve emekçi sınıflar arasında mücadele keskinleşir. Bu iki sınıf arasındaki uzlaşmaz çelişkinin çözümü de güce dayanır. Sömürücü sınıfların askeri ve mali gücü varsa işçi ve emekçilerin üretimden gelen gücü vardır. Bu güç karşılaşmasında elbette bir eşitlik yoktur. Sermayenin yüzyıllara dayanan yönetim deneyimi, siyasal partileri, bankaları, örgütlü askeri gücü vardır. Bugün işçi ve emekçi sınıfların ne güçlü birleşik sendikaları ne partileri ne de mali olanakları vardır. Geçmişte halk demokrasileri ve sosyalist sistem vardı. Kendi ülkelerinde işçi ve emekçilerin sosyalist sisteme özenmemeleri için kapitalistler, işçilerin de mücadeleleri sonucunda sosyal haklar verdiler.
Tekeller ve ona bağımlı burjuva devletler elbette iktidarlarını tek elden bürokrasi olmadan yönetmek isterler. Yani meclis iradesi olmadan, yargı bürokrasisine takılmadan, yerel idarelerin engeline takılmadan bir kişinin kararı ile yönetmek kendilerinin çıkarına olandır. İşte bu durumda bile tekeller arasında uzlaşmazlık kaçınılmazdır. Bu karar verici hangi tekelin çıkarını koruyacaktır. Ülkedeki bu tek karar verici ayrıca halk kitlelerinin çıkarını değilse de bu kitlelerin toplu hareketlerini göz önüne almak zorundadır. Kısaca ülkenin demokrasi ile mi yoksa dikta ile mi yönetileceğine tek adam tek başına karar veremez. Örneğin bugün için ilaç tekelleri hastalığın bitmesini istemediği gibi silah tekelleri de savaşların bitmesini istemez. İnşaat sektörünün başındaki tekeller de silah tekelleri gibi düşünür, yani savaşlar olsun inşaat işleri artsın. Bunalım arttıkça bu çelişkiler derinleşir. Bu çelişkilerin gidişine baktığımızda eğer işçi, emekçi, yoksul halk kesimleri ve demokrasi isteyenler güçlü ve örgütlü çıkışlar yapamazlarsa dünyanın gidişatı faşizm yönünde olacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları
Kapitalist sistem ve işçi mücadelesi (20 Ocak 2021 - Çarşamba)
Çekilen sıkıntılardan kim sorumludu? (16 Aralık 2020 - Çarşamba)
İşçilerin gündemi (11 Kasım 2020 - Çarşamba)
Gündem deprem (04 Kasım 2020 - Çarşamba)
Genel Temsil Yerine Mesleki Temsil (28 Ekim 2020 - Çarşamba)
Bekçi Görevini Yapıyor mu? (14 Ekim 2020 - Çarşamba)
12 Eylül Darbesinin 40 Yılı (16 Eylül 2020 - Çarşamba)
Pandemi ve Demokratik Şekil (01 Eylül 2020 - Salı)
Gaz müjdesi ve muhalefetin tavrı (25 Ağustos 2020 - Salı)
İş Kazalarında Sınıf Tavrı (07 Temmuz 2020 - Salı)
Seçilmişler, Atanmışlar ve Demokrasi (22 Haziran 2020 - Pazartesi)
Çemberin Dışına Çıkamama Hali (02 Haziran 2020 - Salı)
Yaşlıların Suçsuz Ev Hapsi (25 Mayıs 2020 - Pazartesi)
Korona ve evrim kuramı (18 Mayıs 2020 - Pazartesi)
Eskisi Gibi Olmayacak Anlayışı (11 Mayıs 2020 - Pazartesi)
Salgınlar Sistemi Nasıl Değiştirir (05 Mayıs 2020 - Salı)
Pandemi ve Ekonomik Kriz Arasında (28 Nisan 2020 - Salı)
Koronanın Düşündürdüğü Değişim (06 Nisan 2020 - Pazartesi)
Kapitalizmin koronoyla savaşı (17 Mart 2020 - Salı)
Politikasızlık diye bir şey yoktur (10 Mart 2020 - Salı)
Sendika içi demokrasi nasıl olmalı (03 Mart 2020 - Salı)
İskenderun Kent Konseyi toplanırken (25 Şubat 2020 - Salı)
Demokrasi gözden mi düşüyor? (18 Şubat 2020 - Salı)
Beslenme önerilerine evrimsel itirazlar (11 Şubat 2020 - Salı)
Depremle yaşamayı öğrenmek (28 Ocak 2020 - Salı)
Değişim isteği (14 Ocak 2020 - Salı)
Güç, işçilerin kendisindedir (07 Ocak 2020 - Salı)
2019 yılı biterken (31 Aralık 2019 - Salı)
Siyasette eski ve yeni karşıtlığı (17 Aralık 2019 - Salı)
Bireysel ve toplumsal irade (03 Aralık 2019 - Salı)
Emekli maaşlarının ekonomiye etkisi (19 Kasım 2019 - Salı)
Çağımızın çelişkileri (29 Ekim 2019 - Salı)
Birlik üzerine (15 Ekim 2019 - Salı)
Krizin sermaye ve emekçi tarafı (08 Ekim 2019 - Salı)
Kapitalist üretim ve doğal afetler (17 Eylül 2019 - Salı)
Kayyum ve demokrasi (10 Eylül 2019 - Salı)
Halk meclisleri söylemleri ve kent konseyi (04 Eylül 2019 - Çarşamba)
Memurlarla Hükumet masada anlaşamadı (27 Ağustos 2019 - Salı)
Metalde TİS görüşmeleri ve bir örnek (06 Ağustos 2019 - Salı)
Öğrenme, itaat ve özgürlük (09 Temmuz 2019 - Salı)
Politika, ittifaklar ve iktidar (02 Temmuz 2019 - Salı)
İstanbul seçimi ve halk iradesi (25 Haziran 2019 - Salı)
Demokrasi dedikleri... (28 Mayıs 2019 - Salı)
Cığızlığın çözümü ne (14 Mayıs 2019 - Salı)
İşsizlik rakamlarının söylediği (16 Nisan 2019 - Salı)
Sandık birlik sorununu çözemedi (09 Nisan 2019 - Salı)
Kent yönetimi, projeler ve demokrasi (19 Mart 2019 - Salı)
İki siyasetin etkisindeki seçmen (12 Mart 2019 - Salı)
Tanzim satış gereklidir ama nasıl? (05 Mart 2019 - Salı)
Ekonomik kriz ve etkileri (26 Şubat 2019 - Salı)
Değişim Umudu ve Seçimler (19 Şubat 2019 - Salı)
Yerel yönetimler ve çöken binalar (12 Şubat 2019 - Salı)
Yerel seçimler ve kent konseyi (06 Şubat 2019 - Çarşamba)
Fiyatları piyasa belirler (29 Ocak 2019 - Salı)
Asgari ücret ve sendikalaşma (22 Ocak 2019 - Salı)
Korku ve birlik ihtiyacı (08 Ocak 2019 - Salı)
Yeni yıla aktarılanlar (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Birlik ihtiyacı ve yerel seçimler (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
Ücretler asgari, kårlar azami (18 Aralık 2018 - Salı)
Sesiz kalabalıkların değişimi (11 Aralık 2018 - Salı)
Enflasyon artışı ve maaş zamları (04 Aralık 2018 - Salı)
Sel felaketi ve yerel yönetimler (20 Kasım 2018 - Salı)
Yerel yönetim seçimleri ve talepler (06 Kasım 2018 - Salı)
Asgari ücret ve maaş zamları (30 Ekim 2018 - Salı)
Yerel Seçimler ve Halk İradesi (02 Ekim 2018 - Salı)
Faturayı kim ödesin? (18 Eylül 2018 - Salı)
Önümüzdeki Dönemde Ekonominin Durumu (11 Eylül 2018 - Salı)
Ekmek zammı ve düşündürdükleri (07 Ağustos 2018 - Salı)
Yanan Ormandan Daha Fazlası (31 Temmuz 2018 - Salı)
Angus kokusu aslında sistemin kokusudur (17 Temmuz 2018 - Salı)
Başka bir seçenek mümkün (10 Temmuz 2018 - Salı)
Çok bilinmeyenli bir seçim (26 Haziran 2018 - Salı)
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi