Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez
Son günlerde şeker fabrikalarının özelleştirilmesi tartışılıyorken bir baktık, şeker fabrikalarının 14 tanesi için Özelleştirme İdaresi Başkanlığı´nın sayfasında da görüleceği üzere 20 Şubat 2018 tarihinde özelleştirme amacıyla ihale ilanına çıkılmış.
Tarih: 12.3.2018 20:11:49
Halit KATKAT

 

Son günlerde şeker fabrikalarının özelleştirilmesi tartışılıyorken bir baktık, şeker fabrikalarının 14 tanesi için Özelleştirme İdaresi Başkanlığı´nın sayfasında da görüleceği üzere 20 Şubat 2018 tarihinde özelleştirme amacıyla ihale ilanına çıkılmış.
Ülkemizde bugün 33 şeker fabrikası bulunmaktadır ve bunların 25 tanesi devlete aittir. Peki neden 14 fabrika için özelleştirme ihalesine çıkılıyor da diğerleri için çıkılmıyor? Şurası açık ki, geri kalanların da yakında özelleştirileceğini söylemek kehanet olmaz. ´80 Sonrası neoliberal politikalar sonucu başlayan özelleştirmelerle Demir Çelik, Sümerbank, Süt Endüstrisi Kurumu, Et-Balık Kurumu vb devletin elinde bulunan ve kamu hizmeti gören pek çok kurum özelleştirilerek bu günlere geldik. Bu gün de sıra devletin elinde kalan bir kaç fabrikaya geldi.
Özelleştirme yapanlar hep bu fabrikaların zarar ettiğini söyleyerek kendilerine haklı gerekçeler bulmaya çalıştılar. Buna karşı geçmişte sorduğumuz soru hep şu oldu: Özel sektörde zarar eden fabrikaları kapatıyor ya da satıyor musunuz? Zarar eden fabrikayı satsanız da kim alır? Devlet zarar eden özel sektöre ait fabrikayı kurtarmak için kredi musluklarını açıyor ve gerekçe olarak "orada istihdam edilen işçileri düşünüyoruz" diyerek haklı gerekçe yaratıyor. Ama kamuya ait fabrikaları ne hikmetse kurtarmıyor.
Diğer sorumuz özelleştirilen bu işletmelerin mülkiyeti ile ilgili: Bu işletmeler halkın verdiği vergiler ile işçi ve köylülerin emeği ile yapılmıştır. Dört ya da beş yıllığına seçilmiş bir hükümet kamu mallarını tamamen ve sonsuza kadar elden çıkarma hakkına nereden sahip oluyor? Bu kurumlar üzerinde onu var edenlerin söz hakkı yok mu? Kaldı ki sizi dört yada beş yıllığına seçenler halkın tamamı değildir. Halkın yüzde 35-40´ının oyunu alıp halkın tamamının mülkiyetini satmak da hakkaniyetli bir tutum değildir.
Şöyle de sorabiliriz: Sizin özel fabrikanızı çalıştırmak için bir işletmeciyle anlaşsanız ve bu işletmeci bir süre sonra size sormadan ‘fabrika zarar ediyordu, ben bunu sattım´ dese ne yanıt verirsiniz? Devletin de kamu adına bir işletmeci olduğunu kabul ederek buna yanıt verin.
Gelelim bu şeker fabrikalarının işlevine. Ülkemizde Şeker Kanunu 2001 yılında çıkarılmış, Adalet ve Kalkınma Partisi ülkemizi 2002 yılı sonundan itibaren yönetmeye başlamıştır. Şeker Kanunu çerçevesinde kurulan Şeker Kurumu şirketlere şeker üretim kotaları tahsis etmiş, şirketler de ihtiyaçları çerçevesinde sözleşmeli üretimle çiftçilere taahhütleri karşılığında üretim yaptırmıştır. Bu şeker Kanunu ile yurt içi pancar şekeri üretimimizin yüzde 15´i düzeyinde mısırdan elde edilen nişasta bazlı şeker (NBŞ) kotası belirlenmiştir. Bu kota 28 üye devlete sahip AB´de yüzde 5 ile ABD´de yüzde 8 ile sınırlandırılmıştır. Bu politikalar sonucunda çiftçimiz şeker pancarı ekmez olmuştur.
Şeker fabrikaları sadece ürettiği şekerle değerlendirilemez.
Ülkemiz tarımında gerçek anlamda ilk kooperatifleşme pancar tarımı sayesinde gerçekleşmiş ve gelişmiştir. Bu sayede üreticilerin örgütlenmesinin temeli atılmıştır.
Şeker pancarı tarımı Gayri Safi Milli Hasıla´ya (GSMH) buğdaya göre 6, ayçiçeğine göre 3,5 kat daha fazla katkı sağlar.
Şeker pancarı bitkisi, her yıl ekilmez. Dört yıl aradan sonra aynı toprağa yeniden ekilir. Bu münavebede kendinden sonraki bitkiye verimli bir tarla bırakır. Kendinden sonra ekilen hububatta yüzde 20 verim artışı sağlar. Şeker pancarının baş ve yapraklarının toprakta bırakılması halinde dekara 4 kg saf fosfat, 15 kg saf potasyuma eş değer besin maddesi sağlar.
Şeker pancarı tarımı yılda yaklaşık 25 milyon tonluk taşıma hacmi yaratarak, şeker pancarı tarımı taşıma sektörüne büyük bir pazar oluşturur.
Şeker pancarı tarımı, aynı büyüklükteki bir ormana göre 3 kat daha fazla oksijen sağlar. İnsanlar için önemli bir oksijen kaynağıdır. Bir dekar pancar tarlası 6 kişinin yıllık oksijen ihtiyacını karşılayabilmektedir.
Pancar tarımı, alternatif ürünlerden buğdaya kıyasla 13, mısıra göre 8 ve ayçiçeğine kıyasla 5 kat daha fazla istihdam yaratmaktadır.
Özelleştirilen fabrikaların 5 yıl üretim yapma zorunluluğu konacağı söylenerek tepkiler önlenmeye çalışılmaktadır. Ancak bu beş yıl sonra fabrikaların kapatılacağı anlamına da gelmektedir.

Anahtar Kelimeler: Şeker, fabrikaları, sadece, şeker, üretmez
Yazarın Diğer Yazıları
Ekmek zammı ve düşündürdükleri (07 Ağustos 2018 - Salı)
Yanan Ormandan Daha Fazlası (31 Temmuz 2018 - Salı)
Angus kokusu aslında sistemin kokusudur (17 Temmuz 2018 - Salı)
Başka bir seçenek mümkün (10 Temmuz 2018 - Salı)
Çok bilinmeyenli bir seçim (26 Haziran 2018 - Salı)
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi