TL´nin hızlı düşüşü nasıl yorumlanmalı
Bu yazı kaleme alındığında Dolar 6.8´ı, Euro 7.8´i görmüştü.
Tarih: 14.8.2018 13:03:06
Halit KATKAT

Buna kimileri dövizin durdurulamayan artışı derken, bazıları TL´nin durdurulamayan düşüşü demektedir. Bana göre de ikincisi doğrudur. Çünkü Dolar ve Euro diğer ülke paraları karşısında aynı davranışı göstermiyor. Yani değer kaybı olsa da TL´nin değer kaybı kadar olmuyor. Bu bakımdan bunu TL´nin önlenemez düşüşü olarak nitelemek daha doğru.

TL´nin önlenemez düşüşünü Amerikalı papazın tutukluğuna bağlayanlar olduğu gibi, benzer şekilde dış güçlerin Türkiye´ye kasıtlı yaptırımı olarak yorumlayanlar var. Hatta “bu dış güçlerin oyunu” diyenler de az değil. Elbette emperyalistlerin pazar alanlarını bölüştüğü ve kendi kurallarını dayattığı bir dünyada bir emperyalistin başka bir ülkenin menfaatini düşünerek hareket etmesini beklemek en azından saflıktır. Emperyalist kapitalist sistem çıkarlar temelinde yürür. Daha çok da emperyalistlerin çıkarı temelinde…
Hiçbir ülke, buna emperyalistler de dâhil, kapitalist sistem içerisinde kendi parasının değerini istediği gibi yükseltmez ve yükseltemez. Çünkü paralar da diğer mallar gibi ekonomik kurallara tabidir. Diyelim ki en büyük emperyalist ülkelerden biri parasının değerini yükseltti; bu durumda onun ürettiği malların fiyatı diğer ülkelerin ürettiği malların değerinden yüksek olduğu için, ürettiği malları satamaz ve stoklarda birikir. Onun için Amerikan Merkez Bankası FED faizleri ayarlarken kılı kırk yararak karar veriyor. Çünkü karşısında aynı malı üreten başka kapitalist ülkeler var.
Diğer taraftan borç verdiği bir ülkenin parasının değerinin düşmesi ABD veya başka bir emperyalist ülkenin işine gelir mi? Ya da şöyle soralım soruyu TL´nin değerinin düşmesinden ABD´nin çıkarı ne olacak? Kimileri milliyetçi bir biçimde düşünerek diyebilir ki “ülkemizi batırmak, bölmek vs istiyor”. Yukarıda açıkladığım kapitalist sistemin ekonomik kurallarına göre TL´nin değeri düşerse ABD mallarının fiyatları TL karşısında otomatikman artacağından bu malları alan yurttaşların sayısı da düşecektir. Yani Türkiye pazarında sattığı mallarının satışı azalacağından bu durum ABD´nin yararına değildir.
Borç açısında da durum bundan farklı değildir. Borç veren ya da vermek isteyen her ülke alacağının karşılığının olup olmadığını ve ödenip ödenmeyeceğini hesap ederek borç verir. Hiçbir ülke borç verdiği ülkenin ödeme zorluğu içine düşmesini istemez. Bu bakımdan TL´nin değerinin öngörülebilenden daha fazla düşmesi borç veren ülkeler için risk teşkil eder. Çünkü bu durum, ülke ekonomisinin kötüye gittiğini ve ödeme güçlüğü içine girdiğini gösterir. Bu durumda olan ülkeye emperyalistler borç vermek ve yatırım yapmak istemez.
Yabancı sermayenin ülkeye girişi açısından baktığımızda, ülkeye gelen yabancı sermaye bir taraftan kar etmeyi, diğer taraftan da yatırımlarının uzun vadede güvencede olup olmadığını garanti etmek ister. Kår ve garanti yoksa zararın neresinden dönersem kårlı çıkarım hesabı yapacak ve parasını alıp yurt dışına götürecektir. Emperyalist politikalara karşı direnebilmek ve bağımsız bir politika izleyebilmek için yerli üretimin artırılması özellikle de bu gün sanayi ve üretim malları üretiminin, yani dış satımın artırılması, dışalımın ise düşürülebilmesi gerekir.
AKP iktidarının on altı yıllık iktidarı boyunca ülkeye gelen dış sermaye otoyollar, AVM, TOKİ vb inşaat işlerine yani gelir getirmeyen, üretim yapmayan işlere harcandı. Bu gün de ödeme güçlüğü içine düşünce borç bulmakta zorlanmaktadır.
Dolar ve Euro karşısında TL´nin düşüşünü Papaz Brunson sorununda aramak yerine ekonominin yönetilemeyişinde ve emperyalistlerle olan bağımlılık ilişkilerinde aramak daha doğru olur.

Anahtar Kelimeler: hızlı, düşüşü, nasıl, yorumlanmalı
Yazarın Diğer Yazıları
Bireysel ve toplumsal irade (03 Aralık 2019 - Salı)
Emekli maaşlarının ekonomiye etkisi (19 Kasım 2019 - Salı)
Çağımızın çelişkileri (29 Ekim 2019 - Salı)
Birlik üzerine (15 Ekim 2019 - Salı)
Krizin sermaye ve emekçi tarafı (08 Ekim 2019 - Salı)
Kapitalist üretim ve doğal afetler (17 Eylül 2019 - Salı)
Kayyum ve demokrasi (10 Eylül 2019 - Salı)
Halk meclisleri söylemleri ve kent konseyi (04 Eylül 2019 - Çarşamba)
Memurlarla Hükumet masada anlaşamadı (27 Ağustos 2019 - Salı)
Metalde TİS görüşmeleri ve bir örnek (06 Ağustos 2019 - Salı)
Öğrenme, itaat ve özgürlük (09 Temmuz 2019 - Salı)
Politika, ittifaklar ve iktidar (02 Temmuz 2019 - Salı)
İstanbul seçimi ve halk iradesi (25 Haziran 2019 - Salı)
Demokrasi dedikleri... (28 Mayıs 2019 - Salı)
Cığızlığın çözümü ne (14 Mayıs 2019 - Salı)
İşsizlik rakamlarının söylediği (16 Nisan 2019 - Salı)
Sandık birlik sorununu çözemedi (09 Nisan 2019 - Salı)
Kent yönetimi, projeler ve demokrasi (19 Mart 2019 - Salı)
İki siyasetin etkisindeki seçmen (12 Mart 2019 - Salı)
Tanzim satış gereklidir ama nasıl? (05 Mart 2019 - Salı)
Ekonomik kriz ve etkileri (26 Şubat 2019 - Salı)
Değişim Umudu ve Seçimler (19 Şubat 2019 - Salı)
Yerel yönetimler ve çöken binalar (12 Şubat 2019 - Salı)
Yerel seçimler ve kent konseyi (06 Şubat 2019 - Çarşamba)
Fiyatları piyasa belirler (29 Ocak 2019 - Salı)
Asgari ücret ve sendikalaşma (22 Ocak 2019 - Salı)
Korku ve birlik ihtiyacı (08 Ocak 2019 - Salı)
Yeni yıla aktarılanlar (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Birlik ihtiyacı ve yerel seçimler (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
Ücretler asgari, kårlar azami (18 Aralık 2018 - Salı)
Sesiz kalabalıkların değişimi (11 Aralık 2018 - Salı)
Enflasyon artışı ve maaş zamları (04 Aralık 2018 - Salı)
Sel felaketi ve yerel yönetimler (20 Kasım 2018 - Salı)
Yerel yönetim seçimleri ve talepler (06 Kasım 2018 - Salı)
Asgari ücret ve maaş zamları (30 Ekim 2018 - Salı)
Yerel Seçimler ve Halk İradesi (02 Ekim 2018 - Salı)
Faturayı kim ödesin? (18 Eylül 2018 - Salı)
Önümüzdeki Dönemde Ekonominin Durumu (11 Eylül 2018 - Salı)
Ekmek zammı ve düşündürdükleri (07 Ağustos 2018 - Salı)
Yanan Ormandan Daha Fazlası (31 Temmuz 2018 - Salı)
Angus kokusu aslında sistemin kokusudur (17 Temmuz 2018 - Salı)
Başka bir seçenek mümkün (10 Temmuz 2018 - Salı)
Çok bilinmeyenli bir seçim (26 Haziran 2018 - Salı)
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi