Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz
İHA´nın haberine göre, Artvin´in Merkez´e bağlı Kafkasör Yaylası Cerattepe mevkiinde yapılması planlanan "Madencilik faaliyeti" için Rize İdari Mahkemesi´nin vermiş olduğu ´Madencilik Faaliyeti Yapılabilir´ kararı Yeşil Artvin Derneği tarafından Danıştay´
Tarih: 25.7.2017 11:17:48
Halit KATKAT

 

İHA´nın haberine göre, Artvin´in Merkez´e bağlı Kafkasör Yaylası Cerattepe mevkiinde yapılması planlanan "Madencilik faaliyeti" için Rize İdari Mahkemesi´nin vermiş olduğu ´Madencilik Faaliyeti Yapılabilir´ kararı Yeşil Artvin Derneği tarafından Danıştay´a taşınmıştı.Yeşil Artvin Derneği´nin 2016´nın Ekim ayında kararı Danıştay´a taşıması üzerine itirazı değerlendiren Danıştay, yerel mahkemenin verdiği ´Madencilik yapılabilir´ yönündeki kararı bozmayarak madencilik faaliyeti yapılabilir kararını onadı.
Böyle kararların çıkması artık kimseyi şaşırtmıyor elbette. Yirmibeş yıldır çevre mücadelesi veren Artvinlileri de şaşırtmadı. Defalarca lehte çıkan mahkeme kararlarına rağmen gerek maden şirketi gerekse onun arkasındaki devlet yetkilileri o güzelim Cerratepe´nin altını üstüne getirme kararlılığından vaz geçmediler. Yeniden ve yeniden mahkemelere vererek; idari ve parasal bütün güçlerini kullanarak çıkan mahkeme kararlarını bozmak için uğraştılar. Sonunda istedikleri sonucu aldıklarını düşünüyor olmalılar ki artık Cerratepe´nin berrak akan suları bulanmaya başladı. Doğadaki canlıların ve insanların içme suyu olarak kullandıkları, meyve ve sebze bahçelerinin sulandığı sular artık kirli. Ama Artvin halkı duyarlı, Artvin halkı kararlı. Bu kirliliğe, yaşamlarını alt üst edecek bu tahribata, bu talana sessiz kalmayacaklarını her fırsatta gösteriyorlar. Geçen hafta yine Artvin, İstanbul, Kocaeli ve Ankara başta olmak üzere bir çok ilde bu doğa tahribatına kitlesel olarak karşı çıktılar.
Elbette doğa tahribatı sadece Artvin´de değil. Geçen hafta İstanbul´da yağan yağmurdan sonra meydana gelen sel felaketi de çevrenin hesapsız kitapsız tahribatının bir sonucuydu. Her zaman yazılıp çizildiği gibi bu sel felaketine neden olan etkenler; birincisi plansız kentleşme ve su yollarının kapatılması, yolların beton ve asfaltla kaplanarak suyun toprağın emmesinin önüne geçilmesi. Yeşil alanların yok edilerek kentin oksijen kaynaklarının tüketilmesi ve buna paralel olarak termik santraller vb çevre kirletici işletmelerin çoğalması sonucu karbon gazlarının salınımı ve sera etkisi nedeniyle atmosferin normalin üstünde ısınması.
Dünya Sağlık Örgütü´nün önerdiği ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü´nün kabul ettiği minimum kamuya açık yeşil alan oranı %9 iken, kurucu şehirleri arasında İstanbul´un da olduğu World Cities Culture Forum´un, İstanbul Büyükşehir Belediyesi´ne (İBB) dayandırdığı verilere göre ise İstanbul´da kamuya açık yeşil alan oranı 2,20.
Aynı Raporda, Moskova´daki kamuya açık yeşil alan oranının yüzde 54 olduğu görülürken, bu oran Berlin´de yüzde 15, Brüksel´de yüzde 18,80, Londra´da yüzde 33 ve New York´ta ise yüzde 27.
Kentimiz İskenderun için de söylenecek şeyler aynı, gün geçtikçe kent içindeki yeşil alanların azaldığını, termik santraller, demir çelik, çimento ve taş ocakları gibi çevre kirletici işletmelerin arttığını ve sonuç olarak hava, su ve denizlerimizin gün geçtikçe kirlendiğini görmekteyiz.
Elbette bir kentte yeşil alan ne kadar çoksa o kentte o kadar çok oksijen olacak, yazın serin hava olacak, yağmur yağdığında da sel sularından etkilenmeyecektir.
Bütün bunlar elbette kendiliğinden ya da kent ve ülke yöneticilerinin insafa gelmesiyle olmayacaktır. Bunlar ancak halkın bilinçli ve kararlı bir şekilde kentine sahip çıkmasıyla olacaktır.

Anahtar Kelimeler: Yaşanacak, cevre, kentlerimiz
Yazarın Diğer Yazıları
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi