Yerel seçimler ve kent konseyi
Halit KATKAT
Tarih: 6.2.2019 12:05:30
Halit KATKAT


Yerel seçimler yaklaşırken adayların kimler olacağı, niteliği ve hangi parti nerede kiminle ittifak yaptığı toplumda tartışılmaya devam etmektedir. Ama son tahlilde en çok tartışılan ve kitlelerin önemsediği şey adayın kim olacağı noktasıdır. İktidar ve muhalefet partilerinin önem verdiği tek nokta ise nasıl ve kiminle kazanırım noktasıdır. Bu bakımdan yapılan ittifaklarda ele alınan ne parti ilkeleri, ne parti içi demokrasidir. Ele alınan tek şey “kiminle kazanırım” sorusunun yanıtıdır. Yerel seçimler iktidarın kime geçeceği gibi bir beka sorunu olmamasına karşın bu seçimleri bir futbol maçı anlayışı ile ele almaktadırlar: Kim kaç belediye kazanır? Ayrıca kentte yaşayan insanların beklentilerini de dikkate almak gibi bir niyetleri de yoktur. Sadece vaatlerle insanları inandırmaya uğraşırlar. Örneğin 16 yıldır ülkeyi, 25 yıldır belediyelerin büyük bir kısmını yöneten AKP, yayınladığı ve kendisinin “yerel seçim manifestosu” dediği 11 maddelik programda ne diyor?
“İhtiyaca uygun şeffaf planlama”, “Sorunsuz altyapı ve ulaşım”, “Kentsel dönüşüm”, “Dokusu ve tarihi korunan benzersiz şehirler”, “Akıllı şehirler”, “Tabiata duyarlı, çevreye saygılı şehirler”, “Sosyal belediyecilik”, “Kimsesizlerin kimsesi olmak”, “Yatay şehirleşme”, “Halkla birlikte yönetim”, “Belediye kararlarına şehir sakinlerinin katılımı”, “Tasarruf ve şeffaflık”, “Değer üreten şehirler” gibi başlıklar. AKP iktidarının bunca yıllık iktidarları döneminde ne kadar yapmadığı ya da yapamadığı şey varsa bir torbaya doldurup halka sunmaktadır. Programdaki bu hedefler kimsenin reddedeceği şeyler değil. Ama bunca yıl ‘neden yapmadınız?´ ya da 25 yıldır birini bile gerçekleştiremediğiniz bu hedefleri bundan sonra gerçekleştireceğinizin garantisi nedir?´ soruları ister istemez her seçmenin aklına gelen sorulardır. Bu maddelerden benim önemsediğim ve çeşitli zamanlarda değindiğim ve maddeler arasında yer alan “Halkla birlikte yönetim”, ve “Belediye kararlarına şehir sakinlerinin katılımı” konusuna özel olarak bir açıklık getirmek istiyorum ve soruyorum: Madem yerel yönetimleri halkla birlikte yönetmek istiyordunuz ve belediye kararlarına kent sakinlerini katmak istiyordunuz; neden kent konseyini elinizde olan belediyelerde işletmediniz? Ki kent konseyi, 2008 yılında AKP döneminde uluslararası sözleşmelerle kabul edilen bir meclis. Diğer yazılarımda tekrarladığım gibi yine tekrar soralım: Bu meclisin içerisinde partilerin yerel temsilcileri, sendikaların şubeleri, meslek odalarının, yerel kadın, çevre vb derneklerin temsilcileri ve muhtarlar var. Peki kentle ilgili kararlar böyle bir mecliste görüşülmez de nerede görüşülür? “Belediye kararlarına kent sakinlerinin katılması” bu değilse nedir? “Halkla birlikte yönetim bu değilse nedir?
Yasalarda yer alan Kent Konseyinin yerel meclis olarak etkin hale gelmesi ve kenti yönetmesi arzu edilen ve bu gün uygulanabilecek en demokratik yerel yönetim biçimidir. Bunun uygulanabilmesi kent konseyi bileşenlerinin istek, arzu ve ısrarına bağlıdır. Bu, yönetimlerin ve partilerin keyfiyetine bırakılmamalıdır.
Nitekim bunun bir örneği olarak geçtiğimiz günlerde Emek Demokrasi Platformu olarak bir araya gelen güçler, ortak bir seçim platformu oluşturarak yerel seçime birlikte girmeye karar verdi.
CHP, EMEP, HDP, ÖDP, Halkevleri, DİSK, Türk-İş ve KESK´e bağlı sendika şubeleri, TMMOB, TTB, Mersin Barosu, yöre dernekleri ve halk nezdinde belirli bir tanınırlığı olan kitle örgütlerinin oluşturduğu Emek ve Demokrasi Platformu, yerel seçimle ilgi bir deklarasyon yayımlayarak:
Rantçı belediyeciliği reddeden, halkın ihtiyaçlarını esas alan bir belediyecilikte, “Tek parti tek adam rejimi” yanlısı güçlerin oluşturduğu Cumhur ittifakını (AKP-MHP ittifakı) Mersin´de yenilgiye uğratmak için birleştiklerini ilan etti.
Bu girişim hedefleri bakımından önemli olmakla beraber bileşenleri bakımından eksiktir. Ayrıca seçim sonrası kent konseyinin yerel meclis olması hedeflenmez ise rantçılığın önlenmesi ve halkın ihtiyaçlarının esas alınması hedefinin gerçekleştirilemeyeceği bilinmelidir.

Anahtar Kelimeler: Yerel, seçimler, kent, konseyi
Yazarın Diğer Yazıları
Bireysel ve toplumsal irade (03 Aralık 2019 - Salı)
Emekli maaşlarının ekonomiye etkisi (19 Kasım 2019 - Salı)
Çağımızın çelişkileri (29 Ekim 2019 - Salı)
Birlik üzerine (15 Ekim 2019 - Salı)
Krizin sermaye ve emekçi tarafı (08 Ekim 2019 - Salı)
Kapitalist üretim ve doğal afetler (17 Eylül 2019 - Salı)
Kayyum ve demokrasi (10 Eylül 2019 - Salı)
Halk meclisleri söylemleri ve kent konseyi (04 Eylül 2019 - Çarşamba)
Memurlarla Hükumet masada anlaşamadı (27 Ağustos 2019 - Salı)
Metalde TİS görüşmeleri ve bir örnek (06 Ağustos 2019 - Salı)
Öğrenme, itaat ve özgürlük (09 Temmuz 2019 - Salı)
Politika, ittifaklar ve iktidar (02 Temmuz 2019 - Salı)
İstanbul seçimi ve halk iradesi (25 Haziran 2019 - Salı)
Demokrasi dedikleri... (28 Mayıs 2019 - Salı)
Cığızlığın çözümü ne (14 Mayıs 2019 - Salı)
İşsizlik rakamlarının söylediği (16 Nisan 2019 - Salı)
Sandık birlik sorununu çözemedi (09 Nisan 2019 - Salı)
Kent yönetimi, projeler ve demokrasi (19 Mart 2019 - Salı)
İki siyasetin etkisindeki seçmen (12 Mart 2019 - Salı)
Tanzim satış gereklidir ama nasıl? (05 Mart 2019 - Salı)
Ekonomik kriz ve etkileri (26 Şubat 2019 - Salı)
Değişim Umudu ve Seçimler (19 Şubat 2019 - Salı)
Yerel yönetimler ve çöken binalar (12 Şubat 2019 - Salı)
Fiyatları piyasa belirler (29 Ocak 2019 - Salı)
Asgari ücret ve sendikalaşma (22 Ocak 2019 - Salı)
Korku ve birlik ihtiyacı (08 Ocak 2019 - Salı)
Yeni yıla aktarılanlar (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Birlik ihtiyacı ve yerel seçimler (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
Ücretler asgari, kårlar azami (18 Aralık 2018 - Salı)
Sesiz kalabalıkların değişimi (11 Aralık 2018 - Salı)
Enflasyon artışı ve maaş zamları (04 Aralık 2018 - Salı)
Sel felaketi ve yerel yönetimler (20 Kasım 2018 - Salı)
Yerel yönetim seçimleri ve talepler (06 Kasım 2018 - Salı)
Asgari ücret ve maaş zamları (30 Ekim 2018 - Salı)
Yerel Seçimler ve Halk İradesi (02 Ekim 2018 - Salı)
Faturayı kim ödesin? (18 Eylül 2018 - Salı)
Önümüzdeki Dönemde Ekonominin Durumu (11 Eylül 2018 - Salı)
Ekmek zammı ve düşündürdükleri (07 Ağustos 2018 - Salı)
Yanan Ormandan Daha Fazlası (31 Temmuz 2018 - Salı)
Angus kokusu aslında sistemin kokusudur (17 Temmuz 2018 - Salı)
Başka bir seçenek mümkün (10 Temmuz 2018 - Salı)
Çok bilinmeyenli bir seçim (26 Haziran 2018 - Salı)
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi