Yerel yönetimler ve çöken binalar
Halit Katkat
Tarih: 12.2.2019 11:36:54
Halit KATKAT

Birkaç gün önce İstanbul Kartal´da 8 katlı bir bina deprem yokken, yanında yöresinde hiçbir kazı çalışması yokken; ama içinde insanlar otururken çöktü. Bina 8 katlı üç katı kaçak yapılmış. Peki durup dururken bina niye çöker? Gidip herhangi bir köyde eşekle yük taşıyan köylüye sorsan bu eşek kaç kilo yük taşır? Size “en fazla 100 kilo taşır” der. Peki sorsanız, ‘bu hayvana 200 kilo taşıtsan olmaz mı?´ Vereceği yanıt “beyim eşek bu yükü taşıyamaz yükün ağırlığı ile yere çöker”. Eğitimsiz bir köylünün bildiği bir gerçeği, bu binaya izin ve ruhsat verenler bilmez mi? Bir binanın taşıyıcı kolanlarının ve kirişlerinin hesabı kat sayısına göre yapılır. Yani kolon ve kirişlerin kalınlık ve sayıları buna göre hesap edilerek yapılır. Siz 5 kat taşıyacak kolonlara 8 kat bindirirseniz; bu binanın bir gün çökeceği kaçınılmazdır. Şimdi aklımıza şu sorular geliyor: Durup dururken binalar çöküyorsa oturduğumuz bina ne kadar sağlam? Binalar durup dururken çöküyorsa depremde bu binalardan ne kadarı ayakta kalır? Binanın yapımından ve denetlenmesinden sorumlu olanlar elbette soruşturulmalı, ama zaten ülkemizde böyle bir sistem işletilseydi bu gün binalar durup dururken çökmezdi. Bu çöken ilk bina da değil. Daha önce Konya, Diyarbakır ve Zeytinburnu´nda benzer şekilde binalar çökmüştü. Kaçak yapıları denetleme işini yapan ve ruhsat veren kim? Belediyeler.

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya olay yerindeki ilk açıklamasında "Kartal Belediye Başkanı ve İmar Şube Müdürüyle de az önce görüştüm. Onlar bana belge de verdiler. Buranın 1992 yılından ruhsatlı olduğu, 5 kata ruhsat olduğunu ama daha sonra 3 katın kaçak yapıldığını ve iskansız olduğunu söylediler. Altında işletme ruhsatı olmayan bir atölye olduğunu söylüyorlar" dedi.
İMO istanbul Şube başkanı Nusret Suna ise Kartal´da çöken binanın altında yatan asıl sebebin imar affı olduğunu, imar affıyla birlikte Kartal´daki gibi kaçak katlı, ruhsatsız birçok yapının affedilmesinin önünün açıldığına işaret etti. “İmar affı yasasının 9. maddesinde ‘Yapının depreme dayanıklılığı ve yapının fen ve sanat norm ve standartlarına aykırılığı hususu yapı malikinin sorumluluğundadır´” ifadelerinin yer aldığına dikkat çeken Suna, böylece binaların güvenliği teknik, mühendislik ve bilimsel hiçbir denetim yapılmadan mal sahiplerinin beyanına bırakılıp yapı kayıt ruhsatı verildiğini söyledi.
Demek ki burada sadece yerel yönetimlerin değil; imar affı getiren hükumetlerin de bunda sorumluluğu var. Düşünün imar affında yapının depreme dayanıklılığı bina sahibine bırakılıyor. Bina sahibi deprem konusunda uzman mı? Çoğu kez bina sahibi müteahhittir. Müteahhit kår edeceği binanın yıkılmasını ister mi?
25 yıldır İstanbul Belediyesini yöneten partinin Genel Başkanı diyor ki “Ranta yönelik kaçak yapılar yüzünden bu sıkıntı yaşandı.”
İstanbul´da bir yapı envanteri olmadığı için ne kadar binanın deprem riski altında olduğu bilinmiyor. Bir binanın enkazının kaldırılması 4 gün sürdü. Bir depremde olacakları bir düşünün.
Bu olanlar sadece İstanbul için geçerli değil. Bütün kentlerimiz için, özellikle de deprem riski taşıyan bütün kentlerimiz için geçerli.

Anahtar Kelimeler: Yerel, yönetimler, çöken, binalar
Yazarın Diğer Yazıları
Değişim Umudu ve Seçimler (19 Şubat 2019 - Salı)
Yerel seçimler ve kent konseyi (06 Şubat 2019 - Çarşamba)
Fiyatları piyasa belirler (29 Ocak 2019 - Salı)
Asgari ücret ve sendikalaşma (22 Ocak 2019 - Salı)
Korku ve birlik ihtiyacı (08 Ocak 2019 - Salı)
Yeni yıla aktarılanlar (02 Ocak 2019 - Çarşamba)
Birlik ihtiyacı ve yerel seçimler (26 Aralık 2018 - Çarşamba)
Ücretler asgari, kårlar azami (18 Aralık 2018 - Salı)
Sesiz kalabalıkların değişimi (11 Aralık 2018 - Salı)
Enflasyon artışı ve maaş zamları (04 Aralık 2018 - Salı)
Sel felaketi ve yerel yönetimler (20 Kasım 2018 - Salı)
Yerel yönetim seçimleri ve talepler (06 Kasım 2018 - Salı)
Asgari ücret ve maaş zamları (30 Ekim 2018 - Salı)
Yerel Seçimler ve Halk İradesi (02 Ekim 2018 - Salı)
Faturayı kim ödesin? (18 Eylül 2018 - Salı)
Önümüzdeki Dönemde Ekonominin Durumu (11 Eylül 2018 - Salı)
Ekmek zammı ve düşündürdükleri (07 Ağustos 2018 - Salı)
Yanan Ormandan Daha Fazlası (31 Temmuz 2018 - Salı)
Angus kokusu aslında sistemin kokusudur (17 Temmuz 2018 - Salı)
Başka bir seçenek mümkün (10 Temmuz 2018 - Salı)
Çok bilinmeyenli bir seçim (26 Haziran 2018 - Salı)
‘OHAL Faturası´nı kim ödeyecek (19 Haziran 2018 - Salı)
AKP´nin taktikleri artık işe yaramıyor (12 Haziran 2018 - Salı)
Umutsuzluktan umut çıkarma seçimi (29 Mayıs 2018 - Salı)
Neyi vaat ettiler; neyi verdiler (22 Mayıs 2018 - Salı)
Burjuva politikasının iki yüzü (15 Mayıs 2018 - Salı)
CHP ve Büyükbabanın Hindileri (08 Mayıs 2018 - Salı)
Bu gün 1 Mayıs (01 Mayıs 2018 - Salı)
Şeker fabrikaları sadece şeker üretmez (12 Mart 2018 - Pazartesi)
Onaltı yılda ülke nereden nereye (19 Şubat 2018 - Pazartesi)
Metal sözleşmesinde kazançlı çıkan taraf (05 Şubat 2018 - Pazartesi)
Savaş işçi ve emekçilere ne getirecek? (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
İşçilere Düşen Pay Azalıyor (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
İyi Parti neye iyi gelecek? (31 Ekim 2017 - Salı)
Alternatif eğitim mümkün (03 Ekim 2017 - Salı)
Eğitim Sistemi neden yama tutmuyor? (26 Eylül 2017 - Salı)
Demokratik ve laik eğitim (19 Eylül 2017 - Salı)
TİS görüşmeleri ve işçi iradesi (08 Ağustos 2017 - Salı)
Yaşanacak bir cevre, kentlerimiz ve biz (25 Temmuz 2017 - Salı)
Adaleti her yerde aramaya devam (11 Temmuz 2017 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi