Tarih: 30.04.2018 10:57

Alandayız, çünkü...

Facebook Twitter Linked-in

Akın Bodur/İskenderun

Atatürk Bulvarı üzerinde toplanacak olan 1 Mayıs katılımcıları, Atatürk Anıtı Alanına yürüyecek ve alanda yapılacak mitingli kutlamaya katılacak. İşçi sınıfının haftanın 6 günü, günde 12 saat çalıştırılmasına karşı, haftada 5 gün, günde 8 saat çalışma talebiyle ABD´de başlattığı grev ve eylemlerde yüzlerce işçinin işten atılma ve öldürülme pahasına ırk ve din ayrımı gözetmeksizin burjuvaziye karşı gösterdikleri sınıf dayanışması II. Enternasyonal´ın kararıyla 1890 yılından bu yana 1 Mayıs Uluslararası İşçi Sınıfının Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü olarak kutlanıyor.
İskenderun 1 Mayıs Tertip komitesi, önceki gün kentin mahalle, cadde ve sokaklarında dağıttığı bildiri ile halkı 1 Mayıs Salı (yarın) düzenlenecek bayram kutlamasına çağırdı. ´Haydi birliğe, mücadeleye, dayanışmaya´ifadesinin yer aldığı bildiride, 'Hukusuzluğa karşı gerçek bir adalet için; Yaşam biçimine müdahaleye dur demek için; İhraç edilen emekçilerin işlerine dönmesi için; OHAL ve KHK´ların son bulması için; Yaşam alanlarımızı ve doğamız savunmak, ziraat bahçesinin betonlaşmaması için' görüşüne yer verildi.

´Büyüme sadece sermaye için´
Bildiri ile halkın ´emek bayramı´nı kutlayan düzenleme komitesi, bildiride, '1 Mayıs işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü. dünyanın dört bir yanında işçiler ve emekçiler; insanca, kardeşçe ve adalet içinde yaşama isteklerini 1 Mayıs meydanlarında haykırıyor. Ekonomi 2017 yılında yüzde 7,4 büyümüş, ama işçinin, emekçinin cebine giren bir şey yok. Bu nasıl bir büyüme ise; aynı zamarda enflasyon da, faizler de büyümüş, işsizlik ve yoksulluk büyümüş, cari açık büyümüş, dolar veaura tavan yapmış. Büyümed sadece sermaya için' ifadesine yer verdi.

'Yurtta barış, dünyada barış, istiyoruz'
Gençlerin geleceğinden kaygılı olduğu, elinde diploma ile iş aradığı ve ülkemizde 6 milyon işsizin bulunduğu ifade edilen 1 Mayıs bildirisinde, şunlar yer aldı: '1 Mayıs alanındayız çünkü; İşsizliğe, yoksulluğa ve güvencesizliğe dur demek ve insanca yaşanabilir bir ücret istiyoruz. Ücretlerimizin dolan karşısında erimesine dur demek istiyoruz,. Esnaf kan ağlıyor. halkın alım gücünün düşmesine artık dur demek istiyoruz. parasız, laik, bilimsel ve demokratik eeğitim istiyoruz. Kadın cinayetlerinin ve kadına yönelik şiddetin ve tacizin son bulmasını istiyoruz. Ortadoğu kan gölü. Emperyalist müdahalelerden, çatışmalardan , ölümlerden, göçlerden bıktır. ´Yurtta barış, dünyada barış´ istiyoruz.'

Dingil: Emek, en onurlu değerler arasında
'İnsan kaynağının temel dinamiği olan emek, hayatımızdaki en onurlu değerlerin başında gelmektedir” görüşünü ifade eden İskenderun Belediye Başkanı Seyfi Dingil de, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü mesajla kutladı. Dingil, mesajında şu ifadelereyer verdi: 'Toplumun her kesiminde üreten, geliştiren ve hizmet sunan tüm çalışanların emeklerine verilen değerin ve saygının bir ifadesi olan 1 Mayıs günü ülkemizde Emek ve Dayanışma Günü olarak kutlanmaktadır. Tüm dünyada, işçi ve emekçiler tarafından birlik ve dayanışma günü olarak kutlanan 1 Mayıs, çalışanların sorunlarının dile getirilmesine, çözüm yollarına ilişkin görüşlerin tartışılmasına olanak sağlamıştır. Devletimizin, çalışanlarımız, sendikalarımız ve sivil toplum örgütlerimizle işbirliği içinde yürüttüğü çalışmalar, ülkemizin daha parlak bir geleceğe yürüyüşünde büyük önem taşımaktadır. Emeğin, alın terinin, üreterek çalışma gücünün kutlandığı bu günde, ülkemizin gelişmesinde ve kalkınmasında büyük payı olan tüm çalışanlarımızın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü en içten duygularımla kutlarım.'

Eğitim-İş: Emeğimize sahip çıkmak için alandayız
Eğitim İş Sendikası Hatay 2 Nolu Şube Başkanı Sinan Cibaroğulları da şunları belirtti: 'Türkiye´de AKP´nin iktidarda olduğu 16 yıl emekçiler açısından en büyük hak kayıplarının yaşandığı dönem olarak tarihe geçmiştir. Ülkenin en değerli ve stratejik kaynakları özelleştirmeler yoluyla uluslararası ve yerli sermayeye peşkeş çekilmiştir. Esnek ve güvencesiz çalışma, taşeronlaştırma uygulamaları hızla yaygınlaşıp, kitlesel işten çıkarmalar sürerken, düşük ücret ve maaş artışlarının dayatıldığı, emeğe yönelik saldırıların çok yönlü olarak hayata geçirildiği bir süreç yaşanmıştır. Siyasi iktidarın, oluşturmak istediği yeni siyasal rejim, emekçi sınıfların sömürüsünü derinleştirmiştir. AKP iktidara geldiğinden bugüne ücretlilerden alınan vergi artmış ancak faizden alınan vergi azalmıştır. Faiz gelirlerinin artması ülkede bir sıcak para ekonomisi oluşturmuş, sanayi üretimi ise artan iş talebini karşılayacak oranda gelişmemiştir. Hükümet, ülkede var olan işsizliği, her ilde üniversite açıp akademik nitelik gözetmeksizin öğrenci kontenjanlarını yüksek tutma yoluyla örtmeye çalışmaktadır. Böylece işgücü çağındaki milyonlarca genç, üniversite öğrencisi olarak görünmekte ve işsizlik rakamlarında yer almamaktadır. Emekçiler verimlilik ve milli gelir artışından payını alamamaktadır. Bu nedenle de gelir dağılımı ülkemizde oldukça bozuktur. Nüfusun en düşük gelir grubunu oluşturan yüzde 20´lik diliminin milli gelirden aldığı pay yüzde 6´dır. Buna karşın nüfusun en yüksek yüzde 20´lik grubunun milli gelirden aldığı pay ise yüzde 46´dır. Bugün halkın büyük bölümü açlık sınırının altında, yoksulluk sınırınınsa çok ama çok uzağında bir yaşam sürdürürken, bir milletvekilinin bir aylık maaşı, asgari ücretlinin 1 yıllık maaşına eşittir. Kamu emekçilerinin iş güvencesinin elinden alınmak istenmesi, taşeronlaştırmanın, esnek ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşması, işçi ve emekçilerin çalışma ve yaşam koşullarının giderek ağırlaşmasına yönelik yasal düzenlemeler ve atılan fiili adımlar sürmektedir. Eğitim-İş olarak; kamu çalışanlarının iş güvencesini ortadan kaldıracak, kamusal hizmetleri ticarileştirip, özelleştirecek girişimlere karşı hükümeti uyarıyoruz. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Sermaye güdümlü iktidarlar eliyle, ülkemizdeki emeğin sömürülmesi düzenine, emekçilerin ´Birlik, mücadele ve dayanışma´ ruhuyla karşı koyulacağına inanıyoruz. Bu mücadele kazanıldığında; Emekçi alın terinin karşılığını alacak, yoksulluk ve işsizlik yok edilecek, hakça bir paylaşım düzeni kurulacak, herkes için güvenceli bir iş, herkes için insanca yaşam hakkı sağlanacak, Cumhuriyetin laik, demokratik eğitim politikaları yaşama geçirilecektir. Mustafa Kemal Atatürk´ün, bizlere emanet ettiği çağdaş, laik, demokratik Cumhuriyet daima yükselecek, ebediyen yaşayacaktır.'

Alevi Kültür Derneği Defne Şube Başkanı Sait Altun da dün düzenledikleri dayanışma kahvaltısında, emek ve demokrasi mücadelesi için halkı 1 Mayıs´a katılmaya davet etti.
Defne Belediye Başkanı İbrahim Yaman da,1 Mayıs İşçi Bayramına ilişkin yaptığı açıklamada, toplumsal dayanışmanın, üretenlerin ve hayatı dönüştüren emekçilerin özel ve önemli günü olarak niteledi. Yaman, 'Ülkemizin çalışma hayatına yön veren emekçi kitlesinin varlığı, çalışma hayatındaki kolaylığı ve dayanışmayı sağlamak hepimizin ortak görevidir. Demokrasiye olan inancımız ve beklentimizle kutladığımız 1 Mayıs İşçi Bayramı´nın tüm işçilere, emekçilere ve çalışanlara eşit ve özgür bir dünya getirmesini diliyorum. Toplumsal barışın tesis edilmesinde alınteri döken, emeği ile ülkesine ve çevresine hizmeti kutsal sayan emekçileri saygıyla selamlıyor, emeğin en yüce değer olduğunu yinelemekten onur duyuyorum. Omuz omuza kutlayacağımız, aynı yürek ve aynı sesle özgürlüğü haykıracağımız bu mutlu ve umutlu gün, barışa, huzura ve kardeşliğe uzanan bir sevgi selamıdır. Bu anlayış ve duygularla bayram havasında kutlayacağımız gün, hepimize kutlu olsun' dedi.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —