Tarih: 06.02.2020 09:37

'Antakya´da edebiyat ve sanat' paneli

Facebook Twitter Linked-in

Nesrin Geyik/İskenderun

 Hataylı yazan Müslüm Kabadayı´nın da katıldığı panelde, müzik sanatçısı Mehmet Çiçek de ney dinletisi yaptı.
Doğu Akdeniz Aleviler Birliği adına etkinliğin açılışında konuşan Fikret Abac, üyelerin dayanışmasıyla birçok etkinlik gerçekleştirdiklerini, ilk kez Antakya´da edebiyat ve sanatla ilgili panel düzenlediklerini belirtti. Moderatörlüğü fotoğraf sanatçısı İlker Maga´nın yaptığı panelde, Müslüm Kabadayı, Hakan Mertcan ve Leyla Helen Uyar konuştu. Panelistler, tarihi ve kültürel geçmişi zengin olan Antakya´nın edebiyat ve sanata yansıyan özellikleriyle antik kentte gerçekleşen sanat ve edebiyatı değerlendirdi. Antakya´nın kadim uygarlıkların beşiği, Akdeniz´in antik kenti olduğunu anımsatan Kabadayı, Mezopotamya-Mısır ve Anadolu kültürlerinin birleştiği coğrafyayı biçimlendiren Amanos ve Keldağ´la Amik Ovası ve Asi Nehri´nin Kamil Sarıateş, Sabahattin Yalkın, Bedran Cebiroğlu, Faris Kuseyri vd. şairlerin şiirlerine, Ayla Kutlu, Burhan Günel, Hanna Minna, Abdurrahman Munif vd. yazarların romanlarında konu olduğunun anımsattı. Ali Yüce´nin Antakya Çarşıları´nı okuyup kentlerin özgün rengi olan meydan ve çarşılarının korunup geliştirilmesi gerektiğini belirten Kabadayı, verimli topraklara, zengin bitki örtüsüne sahip olan Antakya ve çevresinde yaşayanların her zaman üretken ve paylaşımcı olduklarını anlatarak, 'Bu nedenle aşkın ve özgürlüğün buradaki Türker, Araplar, Kürtler, Ermeniler vd. topluluklar için çok önemli olduğunu şair Sabahattin Yalkın Aşkdeniz şiiriyle imgelemiştir' değerlendirmesini yaptı. Antakyalıların gittikleri yerlere sevgi ve paylaşım kültürlerini de taşıdığını anlatan Kabadayı, örgütlü yaşaman Hannover´de olduğu gibi yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Kadim kentlerin ad ve kültürel birikiminin korunması gerektiğini ifade eden Mertcan ise 'Edebiyatta Hatay' kitaplarında yer alan metinlerinden örnekler okudu, yörenin doğa güzelliğ ve tarih bilincini olduğunu kaydetti ve yöreden yüz yıllık fotoğraflar eşliğinde gösterdi. Mertcan, Hannover´de yaşayan Antakyalılar ile çocuk ve gençlerin yaşadıkları coğrafyada anadilleri ve kültürlerini nasıl yaşatmak gerektiğine ilişkin düşüncelerini de aktardı. Uyar da, Arapça ve Türkçe yaptığı konuşmasında, 1990´lı yıllarda Antakya, Adana ve Mersin´e yürüttükleri Çağdaş Sanat Atölyesi ve Güney Uyanış gazetesi çalışmalarından örnekler verdi; Yaşlıların kentlerde yeni kuşağın Arapça konuşmamalarından duydukları acı ve yabancılaşmayı anıları anlatıp, asimilasyon ve entegrasyonla kadim kültür ve dillerin yok edilmesinin önüne geçilmesi gerektiğini belirtti.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —