Tarih: 06.04.2023 11:48

Antakya'nın tarihi kent merkezine ‘riskli alan’ kararı

Facebook Twitter Linked-in

Resmi Gazete’nin 05 Nisan tarihli sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla Antakya'da tarihi kent merkezini ve Kurtuluş Caddesini de içeren 307 hektarlık bölge "riskli alan" ilan edildi. Söz konusu kararın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında verildiği belirtildi.

Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu tarafından yapılan basın açıklamasında, “Çok sayıda kültür varlığına ev sahipliği yapan Antakya kent merkezinin, riskli alan uygulamasına konu edilmek yerine korunması gerekmektedir. Antakya kent merkezi ve çevresi tarihi, kültürel ve mimari birikimiyle evrensel bir öneme sahiptir” denildi.

“Antakya’da koruma süreçlerini devre dışı bırakmak açık bir kültürel katliamdır” denilen açıklamada, Arkeolojik ve Kentsel Sit Alanı olan ve pek çok anıtsal yapının yanı sıra bir kısmı tescilli olmak üzere bölgeye özgü pek çok sivil mimari yapı örneklerini, tescilli taşınmaz kültür varlıklarını barındıran Antakya’da; 6 Şubat 2023 tarihli depremlerde yaşanan yıkım gerekçe gösterilerek dönüşüm uygulamalarının gündeme getirildiği vurgulandı.

Açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

Konut alanları boşaltılacak

“Riskli alan ilan edilen tarihi kent merkezinde; konut alanlarının boşaltılarak ticaret ve finans merkezi olarak kurgulayacak yeni yapılaşma programları kent merkezinin kamusal alan olmaktan çıkmasına, yerinde iskânı sağlanamayan yurttaşların kentin çeperlerine gitmek zorunda kalmasına neden olacaktır.

Mülksüzleştirme ve mimari mirasın yok edilmesi…

Çok sayıda kültür varlığına ev sahipliği yapan Antakya kent merkezinin, riskli alan uygulamasına konu edilmek yerine korunması gerekmektedir. Antakya kent merkezi ve çevresi tarihi, kültürel ve mimari birikimiyle evrensel bir öneme sahiptir. Rant amaçlı proje ve uygulamalar, riskli alan ve acele kamulaştırma kararlarıyla yaşam alanlarının o bölgede yaşayan yurttaşların elinden alınması sadece mülksüzleştirme değil, Antakya’nın geleneksel dokusu ve mimari mirasının yok olması anlamına gelmektedir.

Bölgeye girişler izne mi bağlanacak?

Kent merkezinde depremler nedeniyle ortaya çıkan tahribatın incelenmesi, yapısal hasarların tespit edilmesi, kentsel sit alanındaki yıkım ve sonrasındaki imar faaliyetlerinin izlenmesi ve bölgenin kültürel değerlerinin korunması amacıyla mesleki ve bilimsel çalışmalar yürütmekte olan meslek odalarının ve uzmanlardan oluşan teknik heyetlerin bu süreçte bölgeye girişlerinin izin alınmasına bağlanarak engellenmesi söz konusu olacaktır.”

Gereklilikler vurgulandı

Öncelikle; yaşanan depremlerde asli sorumluluklarını yerine getirmeyerek kayıplara sebep olan sorumluların insanlığımıza ve uygarlığımızın ortak değerlerine daha fazla zarar vermelerinin engellenmesi; ne gerekçe olursa olsun afetlerden rant sağlanması amacıyla yürürlüğe konan proje ve uygulamaların ivedilikle durdurulması; depremlerden etkilenen kentlerimizin kültürel varlıklarıyla birlikte bütün yaşam değerlerinin korunarak gelecek nesillere aktarılması; kentlerin, içinde bulundukları ekonomik ve toplumsal yapının tüm özelliklerini yansıtan birer parçası olduğunu ve kentsel çevre için yeni politikaların oluşturulmasında tüm kesimlerin rol almasının, kentler ve bölgeler arasında eşgüdüm ve işbirliği sağlanmasının, kentlilerin yaşam ortamlarıyla ilişkilerinin güçlendirilerek çevrelerine ve kentsel değerlerine yabancılaşmalarının önlenmesinin gerektiğini önemle vurgulamaktayız.”

Kararlar yargıya taşınacak mı?

Riskli alan ve acele kamulaştırma kararları hakkında girişimde bulunulacağı da kaydedilen açıklamayla bir çağrı da da bulunuldu: “Bu bağlamda; barınma ve sağlıklı çevrede yaşama hakkının, tarihi ve kültürel mirasın korunması çerçevesinde, binlerce yurttaşı ve birçok kültür varlığını etkileyen hukuka aykırı riskli alan ve acele kamulaştırma kararları hakkında hukuki girişimlerde bulunacağız. Deprem bölgesinde yaraları sarmak ve kentlerimizi yeniden ayağa kaldırmak için bütün duyarlı kesimleri; en temel insan hakkı olan sağlıklı ve güvenlikli bir çevrede yaşama ve barınma hakkını ödünsüz savunmaya; bölgede eğitim, kültür, sağlık ve tüm diğer kentsel hizmetlerin normale döndürülmesi için çaba göstermeye çağırıyoruz.”




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —