Tarih: 23.12.2019 17:29

Bütçe görüşmeleri tamamlandı

Facebook Twitter Linked-in

Akın Bodur/İskenderun

TBMM´de görüşülen 2020 yılı bütçesi üzerine partisi MHP adına konuşan Hatay Milletvekili Lütfi Kaşıkçı, bütçeden Hatay´a ne tür yatırım yapılacağını sordu. Milletvekili Kaşıkçı, '2020 yılının bütçesi konuşuluyor, şimdiden Allah hayırlı uğurlu etsin ama ben inanıyorum ki bu sıralarda oturan birçok milletvekilimiz ´Acaba 2020 yılı bütçesinden kendi illerimize ne düşecek?´ diye bir hesap içerisine girmiştir. İşte, o hesabı yapan milletvekillerinden biri de benim. Acaba 2020 yılında Türkiye´nin bütçesinden Hatay´a ne tür yatırımlar yapılacak?' dedi.

Hatay´da belediyelerin kesintileri iki ayda bir yapılsın
Suriye Dışişleri Bakanının ara ara televizyonlara çıkıp veya gazetelere Hatay´ın Suriye´nin bir parçası olduğunu ifade etmek için canhıraş bir uğraş içerisinde olduğunu ifade eden milletvekili Kaşıkçı, 'İşte, bunu, Hatay´ı kendi ülkesinin bir parçası gibi göstermeye çalışan Suriye´nin sözde Dışişleri Bakanına, buradan, Hatay ilinin bir milletvekili olarak bir tavsiyem var. Hatay, bedeli ödenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir parçası hâline gelmiştir. Bu sözde iddiasını sık sık dile getiren zavallıya şunu hatırlatmak isterim ki dün Altınözü Küncülü Boğazı´nı, Antakya Hükûmet Binası´nı, Amik Ovası´nı, Belen Geçiti´ni, İskenderun Körfezi´ni, Dörtyol Karakese´yi Fransızlara ve onun paralı askerlerine dar eden Kara Mehmet Çavuşların, Kara Hasan Paşaların, Ayşe Fitnat Hanımların, Tayfur Sökmenlerin torunları bugün de Hatay´da diri ve Allah´a şükürler olsun, ayaktadır. Vatan şairi Namık Kemal´in dediği gibi ´Fıtrat değişir sanma sakın/ kan yine o kandır´. Hatay´ın evlatları, Suriye´nin bu kendini bilmez, daha kendi ülkesini savunamaz Bakanının boş ve kuru gürültüsüne Allah´ın izniyle de pabuç bırakmaz. Bakan buradayken seçim bölgem Hatay´la ilgili yapılması acil olan konuları da burada ifade etmek isterim ancak Hatay´a girmeden önce sizlerle paylaşmak istediğim bir husus daha var. Hatay´la ilgili çeşitli zamanlarda belediye başkanlarımızla birlikte sizi ziyaret gelip birtakım taleplerde bulunuyoruz. Teşekkür ediyorum, getirdiğimiz taleplerin birçoğuna da olumlu yanıt veriyorsunuz. Ancak öncelikle şunu ifade etmek isterim ki Hatay´daki belediyeler, bu Suriye meselesinin başlamasından önce mevcut 1,5 milyonu aşan nüfusuyla zaten altyapı sağlama noktasında birtakım problemler ve sıkıntılar yaşarken bugün bu 1,5 milyon nüfusun üzerine, Suriye´de yaşanan meselelerden dolayı yaklaşık 500 bin Suriyeli daha gelip ilave oldu. Nüfusumuz 2 milyonu aştı; işte, tam bu noktada, bu 2 milyon nüfusa altyapı hizmetleri sağlama noktasında, belediyelerin güçlük çektiğini evvela belirtmek isterim. Hiçbir parti ayrımı yapmadan, tüm belediye başkanları, Hatay´da zaten borçları da ortadayken eldeki imkânlarla şehre hizmet yapmak için çaba sarf ediyorlar. İşte, tam bu noktada, sizlerden şöyle bir talebimiz olacak: Hatay´a karşı bir pozitif ayrımcılık talep ediyoruz. Bugün Türkiye´de yaşayan 4 milyon Suriyelinin neredeyse sekizde 1´ine Hatay olarak ev sahipliği yapıyoruz, dolayısıyla bunu istemenin de son derece doğal olduğunu düşünüyorum. Hatay´da belediyelerin kesintilerini her aydan iki ayda bire çevirebilirsek eğer, belediye başkanlarımızın elleri de altyapı konusunda, vatandaşa hizmet götürme konusunda son derece rahatlayacaktır diye düşünüyorum. Çevre ve şehircilik konusundaki yapmış olduğunuz çalışmaları takip eden biri olarak ifade etmek istiyorum. Bugün size bir şehirden bahsetmek istiyorum. Dünyada 24 medeniyetin 13´üne ev sahipliği yapmış Hatay´da çok güzide bir ilçemiz var, siz de geldiniz, gezdiniz, Antakya´yı. Dünyada 24 medeniyetin 13´üne ev sahipliği yapmış bir ilçemizde binlerce kültür varlığı var. Bu kültür varlıklarının ortaya çıkması için mücadele veren, sadece yerel belediyelerimiz. Özellikle son yıllarda hiçbir kültürel derinliği olmayan şehirlere bir kültürel derinlik ilave edilip eklenerek turizme kazandırılmaya çalışılıyor. Hatay´da öyle bir kültür potansiyelimiz var ki bunu ortaya çıkartmak sadece belediye başkanlarının uğraşıyla olacak bir mücadele değildir. İşte, tam bu noktada, Antakya ilçesindeki bu kültür hazinemizin ortaya çıkartılması ve turizme kazandırılmasıyla ilgili sizlerden pozitif bir ayrımcılık ve destek bekliyoruz' değerlendirmesini yaptı.

Kaşıkçı: Taş ocaklarının boşattığı alanlar ağaçlandırılsın
Taş ocaklarının boşaldığı alanların ağaçlandırılmasını da öneren milletvekili Kaşıkçı, 'İskenderun; deniziyle, yeşiliyle, dağıyla gerçekten Türkiye´deki güzel şehirlerimizden bir tanesi. Yalnız, İskenderun şehrinin sırtını dayadığı dağ, taş ocakları yüzünden o görüntü -üzülerek söylüyorum ama son derece bozuldu. Taş ocaklarının işletme süresi bittikten sonra, bu taş ocaklarının yeniden yeşillendirilmesiyle ilgili bir çalışma var. Ancak bu maden şirketleri bu taş ocaklarında sürelerini bitirdikten sonra çekip gitmişler. Bu konuda bize destek vermenizi istiyoruz. Bu işletmesi biten taş ocaklarının tekrardan yeşile dönmesi için bir mücadele verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Seçim bölgemize gittiğimiz zaman, tarım şehri olan illerimizin milletvekillerinin karşılaştığı en büyük problemlerden bir tanesi... Bütçe bittiği zaman Hatay´a gideceğiz, gittiğimiz zaman çiftçimiz bizden haber bekliyor. Bekledikleri haber de çok basit, Ziraat Bankasınca çiftçinin borçlarının ertelenmesi. Ziraat Bankası yöneticilerine de sesleniyorum; Lütfen bırakın şu Simit Sarayıyla uğraşmayı, çiftçinin size olan borçlarını acaba nasıl taksitlendirebiliriz, bunun üzerine yoğunlaşın.
Desteklemeyle ilgili bir beklentisi var çiftçilerin; 80 kuruş çok düşük oldu. 80 kuruş çok az. Doğrudur, biliyoruz ancak hiç değilse ocak ayında bu desteklemenin bir kısmını çiftçimize ödetebilir miyizin derdindeyiz' diye konuştu.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —