İyi Parti Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin, 6 Şubat depremlerinin ardından kayıp çocuklara ilişkin kamuoyuna yansıyan farklı açıklamalar arasındaki çelişkinin giderilmesi için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na yeni bir soru önergesi verdi. Çirkin, 2024’ün başında “kimliği belirlenemeyen çocuk bulunmamaktadır” denildiğini hatırlatarak, Kasım 2024’te yapılan “30 çocuk hâlâ aranıyor” açıklamasının nasıl izah edileceğini sordu.
Ocak 2024: “Kimliği belirlenemeyen çocuk yok”
Milletvekili Çirkin, 19 Ocak 2024 tarihinde verdiği ve 7/8560 esas numarasıyla yanıtlanan soru önergesine Bakanlığın verdiği cevabı hatırlattı. Cevapta, deprem nedeniyle ailesinden ayrı düşmüş bin 912 çocuğun Aile Bilgi Sistemi Afet Yönetim Çocuk Modülü’ne kaydedildiği, yapılan DNA eşleşmeleri ve yüz tanıma çalışmaları sonucunda bin 877 çocuğun ailesine teslim edildiği belirtilmiş; “kimliği belirlenemeyen çocuk bulunmamaktadır” denilmişti. Ayrıca, bir çocuğun hastanede tedavisinin sürdüğü, 12 çocuğun bakım ve koruma altında olduğu, 16 çocuğun ise vefat ettiği bilgisi paylaşılmıştı.
Kasım 2024: "30 çocuk aranıyor"
Ancak aradan geçen yaklaşık 10 ayın ardından İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 13 Kasım 2024’te TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı açıklamada, 6 Şubat depremlerinde arama çalışmaları süren 75 kişiden 30’unun çocuk olduğunu duyurdu. Bu açıklama, daha önce “kimliği belirlenemeyen çocuk yok” denilen resmi yanıtla birlikte değerlendirildiğinde, kayıp çocuklara ilişkin verilerin kapsamı ve tanımı konusunda soru işaretlerine yol açtı.
“Resmî istatistik yok” açıklaması
Öte yandan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 3 Şubat 2026 tarihinde sosyal medyada yer alan kayıp çocuk iddialarına ilişkin yaptığı açıklamada, kamu kurumları tarafından “kayıp ve bulunamayan çocuk sayısı” başlığı altında yayımlanmış resmî bir istatistik bulunmadığını bildirdi. Bu açıklama da, özellikle deprem gibi olağanüstü afetler sonrasında kayıp çocuklara ilişkin merkezi ve güncel bir veri sisteminin olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Geçmişten bugüne: 1999’dan 2023’e
Çirkin, soru önergesinde yalnızca 6 Şubat depremlerini değil, 1999 Marmara Depremi’nden bu yana geçen süreci de hatırlatarak, deprem riski altındaki bir ülkede kayıp çocuklara ilişkin merkezi bir envanterin neden oluşturulmadığını sordu. Hatay Milletvekili Çirkin, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında kayıp çocuklara ilişkin düzenli veri paylaşımı yapılıp yapılmadığını, arandığı belirtilen 30 çocuğun daha önce kayıt altına alınan bin 912 çocuk arasında bulunup bulunmadığını ve DNA ile yüz tanıma sistemlerinde eşleşme sağlanamayan vaka olup olmadığını da Bakanlığa yöneltti.
Çelişki mi, farklı tanım mı?
Önergeyle birlikte kamuoyunda şu soru öne çıktı: Ocak 2024’te “kimliği belirlenemeyen çocuk yok” denilirken, Kasım 2024’te “30 çocuk aranıyor” ifadesi nasıl açıklanacak?
Kayıp, kimliği belirsiz, ailesine ulaşılamayan ya da arama kaydı devam eden çocuk tanımlarının birbirinden farklı olup olmadığı ise Bakanlığın vereceği yanıtla netlik kazanacak.
Hangi soruları yöneltti?
Milletvekili Çirkin, önergeyle şu soruları yöneltti: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 7/8560 esas numaralı soru önergeme Ocak 2024’te verdiği cevapta yer alan “kimliği belirlenemeyen çocuk bulunmamaktadır” ifadesi ile İçişleri Bakanı’nın Kasım 2024’te yaptığı “30 kayıp çocuk halen aranmaktadır” açıklaması arasındaki çelişkinin nedeni nedir? Kayıp olduğu belirtilen 30 çocuğun, daha önce Aile Bilgi Sistemi Afet Yönetim Çocuk Modülü’ne kaydedilen 1.912 çocuk arasında yer alıp almadığı tespit edilmiş midir? Bakanlığınız tarafından kullanılan TÜBİTAK Deringörü yüz tanıma sistemi ve yapılan DNA eşleşmeleri sonucunda eşleşme sağlanamayan çocuk vakası bulunmakta mıdır? Bulunuyorsa sayısı kaçtır? Bakanlığınız ile İçişleri Bakanlığı arasında kayıp çocuklara ilişkin düzenli ve sistematik bir bilgi paylaşımı yapılmakta mıdır? Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın, “Kamu kurumları tarafından ‘kayıp ve bulunamayan çocuk sayısı’ başlığı altında yayımlanmış resmî bir istatistik bulunmamaktadır” açıklaması doğrultusunda, kayıp çocuklara ilişkin resmî bir istatistik bulunmamasının gerekçesi nedir? 1999 yılında büyük bir deprem yaşayan ve her bölgesi deprem tehdidi altında olan ülkemizde, neden bugüne kadar kayıp çocuklara ve/veya kayıplara ilişkin envanter tutulmamıştır? Bu konuda diğer bakanlıklarla yürütülen herhangi bir çalışma bulunmakta mıdır?
17016,29%1,08
43,82% 0,00
51,76% 0,13
7340,71% 2,21
11883,52% 0,37