Tarih: 30.09.2021 13:06

Farkındalık eğitimlerinin hedefi erkekler

Facebook Twitter Linked-in

Sadet Berkyürek/Antakya

Türkiye´nin İstanbul Sözleşmesi´nden çekilme kararının yürürlüğe girdiği 1 Temmuz Perşembe günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan´ın açıkladığı, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı, bugün Antakya´da gazetecilerin katıldığı toplantıda tanıtıldı.

Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü salonunda 'Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4 .Ulusal Eylem Planının Tanıtımının ve Medyadaki Şiddet Dilinin Toplum Üzerindeki Etkisi' konulu toplantı İl Müdürü Ali Sandıkçı´nın başkanlığında yapıldı.

İl Müdür Yardımcısı Sebahattin Büyüktelli ve Şube Müdürü Ahmet Ramazan Kaya´nın da katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda dezavantajlı kesimlere yönelik yürütülen hizmet modelleri, Hatay´ın risk analizi ve kadına yönelik şiddet konusunda yürütülen iş ve işlemler hakkında bilgilendirme yapıldı.

Yerel sorunlara çözüm aranacak

Bilgilendirme ve eğitim toplantısında İl Müdürü Sandıkçı, hizmet modelleri, ilimizin risk analizi ve kadına yönelik şiddet konusunda yürütülen iş ve işlemlerle ilgili bilgi verdi. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Ulusal Eylem Planı doğrultusunda 2022-2025 yıllarını kapsayacak il eylem planı çalışmalarına başlandığını belirten Sandıkçı, “Ulusal Eylem Planlarının yerelde de uygulanmasının sağlanması amacıyla 2016 yılından bu yana il eylem planları hazırlanmaktadır. 3. Ulusal Eylem Planının uygulama dönemi olan 2016-2020 yılları arasında ilk defa hazırlanmaya başlayan il eylem planları ile yerele özgü sorunların tespiti ve çözüm önerileri geliştirilmesi amaçlanmıştır” dedi.

Eylem planı kapsamındaki ilk hedefin, mevzuatın etkin uygulanması ve mağdurların adalete erişiminin kolaylaştırılması olduğunu kaydeden Sandıkçı, 5 hedefi adalete erişim ve mevzuat, politika ve koordinasyon, koruyucu ve önleyici hizmet, toplumsal farkındalık ile veri ve istatistik başlıklarında özetledi. Şiddetle topyekûn mücadele için toplumsal farkındalık ve duyarlılığın artırılmasının önemine işaret eden Sandıkçı, 4. Ulusal Eylem Planının yürürlüğe girmesi ile uygulanacak olan erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadele ve kadına yönelik şiddetle mücadele konularında eğitim ve farkındalık çalışmalarına ilişkin planlamanın hazırlanarak ilçelere dağıtılacağını kaydetti. Farkındalık artırıcı eğitim, seminer çalışmalarının sürekliliğini hedeflediklerini de sözlerine ekleyen Sandıkçı, il düzeyinde erkeklerin konuya ilişkin farkındalığını artırmak üzere babalara, er ve erbaşlara, kahvehanelere gelen erkek gruplarına yönelik hedeflenen çalışmalar hakkında da bilgi verdi.

“Şiddet bir hak ihlalidir”

Toplantıda, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi çalışanlarından Sosyal Çalışmacı Semra Elmas Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 4. Eylem Planı ile ilgili yaptığı sunumun ardından, İl Müdürlüğünde görevli Psikolog Sefa Beyaz´ın sunumuyla gazetecilerle şiddetle mücadelede medyanın rolü ve şiddet dili tartışmaya açıldı. Şiddetin en çok kadınlara, çocuklara, yaşlılara, engellilere, göçmenlere, evsizlere, mültecilere yöneldiğine işaret eden Sefa Beyaz, “Şiddet bir hak ihlalidir ve hiçbir haklı gerekçesi yoktur” dedi.

Gazetecilerle medyanın ‘niyeti ve dili´ tartışıldı

Hatay´da görev yapan gazetecilerin katılımıyla medyanın rolünün tartışmaya açıldığı toplantıda düşünce ve ifade özgürlüğü, haberin özgürce oluşabilmesi ve habere özgürce ulaşabilme ilkeleri çerçevesinde basının insan onuruna, temel hak ve özgürlüklere saygı, her türlü ayrımcılığın engellenmesi, kadınların metalaştırılmasının engellenmesi, çocuk ve gençlerin korunması başlıkları ele alındı. Medyada bir kişi veya gruba yönelik din, dil, etnik kimlik, engellilik, yaş, cinsiyet ve benzeri özellikleri yönünden ayırt ederek, hedef alarak, önyargıya dayanarak, olumsuz ve saldırgan ifadelerin ‘şiddet´ unsurlarını barındırdığına işaret edilen değerlendirmede, hak odaklı bir dil ve anlayışa yönelik medyanın diline ilişkin şu önermelerde bulunuldu: “İnsan hakları ve değerlerini temel alan, olayları başka açılardan görmeyi, anlamayı ve anlamlandırmayı sağlayan, suçu kimlikle ilişkilendirmeyip kapsayıcı olan, olayın öznesini kurbanlaştırmayan ve düşüncelerine değer veren, önce zarar vermeme ilkesini öncelikleyen dil ve anlayış mümkün. Mağdurun ev adresi, mahallesi, okulu, arkadaşları ve akrabalarına dair bilgileri gizlilik kapsamında değerlendiren ve kimliğini açığa çıkarabilecek bilgiler paylaşılmamalı. Çocuklar başta olmak üzere mağdurun fotoğrafını, bulanıklaştırılmış ya da bir kısmı kapatılmışta olsa da kullanmamalı. Olayın oluş şekline dair yorumlarda bulunulmamalı, mağdurun ve ailesinin acısına, hislerine, yaşadıklarına dair varsayım değerlendirmeleri yapılmamalı. Mağdurun çocuk olması durumunda olayı canlandırmak veya tepkiyi ifade etmek amacıyla çocuk bedeninin üzerinde ellerin olduğu fotoğrafları, ağzı kapatılmış çocuk resimlerini, animasyonları, çocuk imgelerini kullanmayın. Mağdurun okulu, evi, parkı, sokağı çevresinde toplumsal tepkiyi gösteren eylemler düzenlemeyi teşvik etmeyerek mağdurun ve ailesinin etiketlenmesine, yeni tehlikelere açık hale gelmesine ve olayın travmatik etkilerinin artmasına neden olunmamalı.”




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —