Renan Koen Hatay'ın sesini müzikle taşıyacak

Renan Koen'le Hatay’da yürüttüğü, Hatay’ın görünmeyen haritasını; seslerden, ezgilerden ve anılardan yeniden ördüğü “Bir Şehrin Ses Hafızası” projesini konuştuk.

GÜNCEL 30.04.2025 20:12:00 0
Renan Koen Hatay

Sadet Berkyürek/İskenderun

Hatay’da 2024 yılında Arsuz Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi ve An­takya-Serinyol’da bulunan Elif Ovalı’nın deprem sonrası kurduğu HASAT’ta Füsun Sayek Eğitim ve Sağlık Merkezi’nde ve yine HASAT’ta Anne-Çocuk Sanat ve Müzik Terapisi çalışmaları gerçekleştiren piyanist, besteci, soprano ve müzik terapisti Renan Koen, Bir Şehrin Ses Hafızası projesini vereceği konserlerle Türkiye dışına da taşıma hazırlığında.

Piyanist, besteci, soprano ve müzik terapisti kimliklerini taşıyan Koen, özellikle Holokost’tan sağ kurtulan bestecilerin eserlerine odaklanan projeleriyle tanınıyor.
Aynı zamanda “Pozitif Direniş” adını verdiği eğitim programıyla gençlere tarih, umut ve direnç anlatıyor. “Bir Şehrin Ses Hafızası” ise onun, müziği ve sesleri toplumsal belleğe dönüştürme çabasının Hatay’daki karşılığı.

Renan Koen, müziğin sadece bir sanat değil, aynı zamanda bir hafıza ve şifa aracı olduğuna inanan çok yönlü bir sanatçı. Piyanist, besteci, soprano ve müzik terapisti kimliklerini taşıyan Koen, özellikle Holokost’tan sağ kurtulan bestecilerin eserlerine odaklanan projeleriyle tanınıyor.
Aynı zamanda “Pozitif Direniş” adını verdiği eğitim programıyla gençlere tarih, umut ve direnç anlatıyor. “Bir Şehrin Ses Hafızası” ise onun, müziği ve sesleri toplumsal belleğe dönüştürme çabasının Hatay’daki karşılığı.

Sesler, zamanın da belleğidir... Bazen bir rüzgârın ucunda, bazen yıkık bir duvarın sessizliğinde saklı kalır. Bir şehrin seslerini toplamaya çıkmak... Bu kulağa hem büyülü hem zor geliyor. Hatay sokaklarında, duvarların, taşların, insanların seslerine kulak verdiğinizde hem de deprem sonrasında o seslerin ardında dostlarınızı, komşularınızı da ararsınız; onların anıları, sevinçleri ve acılarını... Her kaydın içinde bir hikâye gizli. Özetle bu şehrin sesinde hepimizin hikâyesi var.

Koen, “Bir Şehrin Ses Hafızası” projesiyle Hatay’ın kalbinden gelen bu sesleri duydu, kaydetti ve geleceğe emanet ediyor.

“Bir Şehrin Ses Hafızası” fikri, ilk nerede, nasıl fısıldandı? Bir anıya, bir sese ya da bir duyguya dayanıyor mu? Hatay gibi kadim ve çok sesli bir şehri seçmesi tesadüf müydü? Bir şehrin ruhu nasıl kaydedilir? Bir şehrin sesini ararken, insan ister istemez kendi iç sesine de kulak verir. Bu yolculuk Renan Koen'e neler fısıldadı?

Hatay’da  projesiyle müziği bir hafıza arşivine dönüştüren Renan Koen'le Hatay’da yürüttüğü, Hatay’ın görünmeyen haritasını; seslerden, ezgilerden ve anılardan yeniden ördüğü “Bir Şehrin Ses Hafızası” projesini konuştuk. 

“Bir Şehrin Ses Hafızası” projesi fikri nasıl doğdu? Sizi bu projeye yönelten temel motivasyon neydi?

Renan Koen: Benim babam, uzun süre Kastoria’da yaşayıp Mersin’e göç etmiş ve zaten Mersin’de yaşayan bir anne-baba evliliğinin oğlu. Yemekleri ve başka özellikleriyle kendisini gösteren Yunanistan kültürü ile çok kuvvetli bir Mersin-Adana kültürünün içinde büyüdüm. Halam ise ilk eşi ve oğlunu kaybettikten sonra İskenderunlu bir ailenin gelini oldu. İlk eşi Kilisli idi. Hem hiç bağını koparmadığı Kilisli aile, İskenderunlu aile ve bizim ailemiz hep birlikteydik. Mersin-Adana-İskenderun kısmının kültürü ise çok baskındı bizim evde. Bu sebeple Antakya, İskenderun, Arsuz gibi bölgeler benim için özeldir. Deprem ile birlikte bu kültürün oluşturduğu dokunun çok fazla yara almış olmasından dolayı çok korktum. Ben 2011’den beri soykırım üzerine çalışıyorum. Ve deneyimlerimden biliyorum ki toplumsal felâketlerde yaşanan yıkım çok çok büyük olduğu zaman hayatta kalan bireyler travmatize olmuş oluyorlar doğal olarak. Travma kaldırılamayacak kadar büyük bir acıdan ötürü donma demektir kabaca. Bu donma durumu ise sonraki nesillere yapılan aktarımlarda kesinti yaratır. Benim için Hatay bölgesi değişik dinlere mensup gruplarının yaşamasına rağmen tek kültür, tek dil ve müthiş bir kapsayıcılık demek olduğu için insana veya herhangi bir canlıya tarafsız, sevgi dolu ve sadece kendisini değil hiç tanımamış olsa dahi tüm komşularını kollayan bu eşsiz kültürün kaybolmasından çok endişe duydum. Müzik terapisi metodumdan yola çıkarak, kendi branşım sesler olduğu için kişilerin doğdukları zamandan depreme kadar olan dönem içerisindeki sesler üzerinden oluşturdukları hafızaları kayıt altına almak istedim. 100 kişiyi hedeflemişken şimdi bu sayı 119 kişiyi buldu. Hafızalarından çekip anlattıkları çok değerli yaşanmışlıklarını bir kitap, video çekimlerinin ve görüştüğüm kişilere özel olarak hazırladığım bir dijital albümün yer aldığı web sitesi oluyor bu çalışma bu günlerde.

Ses hafızasını oluştururken nasıl bir yöntem izliyorsunuz? Belirli sesleri mi kaydediyorsunuz, yoksa doğal akışı mı takip ediyorsunuz?
Katılımcılara sorduğum soruların cevapların ışığında ses kayıtları yapıyorum ve tabii ki eğer varsa onların hatta anne-babalarının söyledikleri şarkıları koyuyorum.


Projenin Hatay halkı üzerinde gözlemlediğiniz ilk etkileri neler oldu?
Hatay halkı ile etkileşime girdiğim ilk aşamasını gerçekleştirdim henüz. O da röportajlar yapmaktı. Hiç beklemediğim, beni şaşırtan şey o röportajlar esnasında, katılımcıların kendi dokuları ile buluştukları zaman şifalanmaları oldu.

Yıkım yaşamış bir şehirde ses hafızası oluşturmanın, kolektif iyileşmeye nasıl bir katkısı olduğunu düşünüyorsunuz? Kaydettiğiniz sesler arasında hiç “işte bu, Hatay’ın ruhu!” dediğiniz bir an oldu mu?
Kaydettiğim ve katılımcılardan duyduğum her ses hayatın ruhunun ta kendisi, kişilerin yaşanmışlıkları var işim içinde çünkü, her biri istinasız çok çok kıymetliler.

Kolektif iyileşme konusuna gelince ise, bir kişinin iyileşmesinde çok büyük rol oynayan şey kendi kayıp dokusunu bulması ve keşfetmesidir. Şimdiki nesillerin ait oldukları yerle buluşacakları için iyileşme, sakinleşme ihtimali yüksek derecede var. Gelecek nesiller ise söz konusu Ses Hafızası projem ile karşılaştıklarında kendi kayıp dokuları ile buluşacakları için daha bütünlenmiş hissedecekler. Bu bütünlenmişlik hissiyatı ise bir çok şeyin cevabı ve ilâcıdır.

Bu proje, kültürel mirasın korunması açısından nasıl bir rol oynuyor sizce?
Bu proje tam da soyut kültürel miras için bir örnek teşkil ediyor.

Bir sanatçı ve müzik terapisti olarak bu süreç sizin için nasıl bir kişisel dönüşüm sağladı?
İnsanlarla zihinsel ve duygusal olarak temas edebilmek beni her zaman büyütüyor. Bu kadar yaraya benim yaptığım devede kulak bile değil mutlaka, ama bir şey yapabiliyor olmak şüphesiz ki iyi geliyor. Bu kültürü daha da derinden tanıma fırsatım oldu, zenginleştim ve zenginleşiyorum. Dahası elbette ki var, şu anda halen dönüşüyorum.

Hataylıların projeye verdikleri tepkiler nasıl? İlk buluşmada neler hissettiniz, neler hissettirdiler?
Kucaklarını açtılar, bunca acıya rağmen. Ellerinden gelenin maksimumunu verdiler, bunca acıya rağmen. Çok açık davrandılar beni hiç tanımamalarına rağmen. Çok etkiledi bunlar beni.

Ses toplarken ya da halkla buluşurken sizi çok etkileyen, unutamadığınız bir anınız oldu mu?
Her birisi çok özeldi, ayıramam.

“Bir Şehrin Ses Hafızası” için sonraki adımlarınız neler? Bu hikâyeyi nasıl büyütmek istiyorsunuz?
Hatay Ses Hafızası projemi vereceğim konserlerle bütün dünyada duyurmak istiyorum. Tabii sahneyi paylaşacağım diğer müzisyenlerle birlikte. Görseli de olan bir elekrto-akustik konser tasarımı yapmaktayım.

Başka şehirlerin seslerine de dokunmayı düşünüyor musunuz? Bir gün tüm Türkiye'nin ses hafızasını çıkarır mısınız mesela?
Bu konuda bir kaç konuşma oldu. Amacım tüm Türkiye’nin ses hafızasını çıkarabilmek, evet. Hem soyut kültürel miras açısından hem de oluşturduğum müzik terapi ses bankası açısından.

Selen Tiftikçi'nin düzenlemesini programınıza almanızın özel bir anlamı var mı?
Selen Tiftikçi’ye ben sipariş ettim zaten. “Bir Antakya türküsünü piano ve soprano için yazabilir misiniz?” diye sorduğumda,” hangisini?” diye o da bana sordu. Ben de “en iyisini siz bilirsiniz, seçimi tamamen size bırakıyorum” dedim. Şu Karşıki Dağda Kar Var Duman Yok türküsünü harika bir şekilde kompoze etti.

Alarko'nun ana destekçisi olduğu bu projenin görüşmeleri için hedeflenen 100 kişiyi nasıl belirlediniz?
Ben belirlemedim. SEDYAD, HASAT, Buse Ceren Gül, ZEYTİN KONAĞI, MissArsuz  ve daha bir çok kişi/kuruluş açık çağrı yaptılar. Katılmak isteyenlerle görüşmelerimi gerçekleştirdim. 

Anahtar Kelimeler: Renan Hatay' sesini müzikle taşıyacak

HBB'den grevdeki işçilere destek

Akçalı Meydanı açıldı

Hukuka değil, toz bulutuna yenildi

Amaç, 1 yılını paylaşımla değerlendirdi

"Vatandaşın feryadını duymanın zamanı gelmiştir"

Kapasite kullanımı ve tersane ihtiyacı masada

Aynı suç, farklı muamele

Anneler Günü’ne kutlama

Muhasebecilerden tek listeli seçim

Sanayi sitesi kooperatifi, yeni yönetimini belirledi

Mahmut Aslan, grevdeki Yolbulan işçileriyle

Adliye kavşağında yol genişletme çalışması

Emekli 'ek zam' istedi

'Üç fidan' anıldı

Hıdrellez dilekleri tutuldu

  • BIST 100

    11288,05%-0,71
  • DOLAR

    41,10% 0,23
  • EURO

    47,98% -0,04
  • GRAM ALTIN

    4562,43% 1,19
  • Ç. ALTIN

    7244,37% 0,74