Tarih: 22.02.2020 08:43

Türkiye´deki 18 dil kayboluyor

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye´de 18 dilin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen İnsan Hakları Derneği İskenderun Şube Başkanı Coşkun Selçuk, 21 Şubat Dünya Anadil Günü´nün tüm dillere özgürlük günü olması dileğinde bulundu.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Kurulu tarafından 1999 yılında kabul edilen “Uluslararası Anadili Günü” ile, dünya çapında kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemesinin amaçlandığını belirten Selçuk, İHD Şube binasında düzenlediği toplantıda Türkiye´de 18 dilin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Etnik ve ulus düzeyinde toplulukların bütün ilişki ve etkinliklerinde kullandıkları ve anlaştıkları dilin, o topluluğun anadili olarak kabul edildiğini kaydeden Selçuk, “Daha geniş bir tanımla, bir insanın hiçbir eğitime tabi tutulmaksızın ailesi, çevresi ve toplumu aracılığı ile öğrendiği dil, anadili olarak tanımlanmaktadır. Uluslararası uzlaşıyı, kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek için her 21 Şubat´ta ana diline dikkat çekmek için dünya çapında çeşitli etkinlikler yapılmaktadır” dedi.

Ana dilde eğitim taleplerini hatırlattı

Türkiye´de çok sayıda ana dil olmasına rağmen, Türkçe dışındaki bazı dillerin 5´inci sınıftan başlamak üzere seçmeli ders olarak okutulduğunu, ancak Türkiye´de 18 dilin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğuna işaret eden Selçuk, anadilde eğitim hakkıyla ilgili talepleri hatırlattı. Selçuk, şunları belirtti: “Üstelik bir sınıfta 10 kişiden daha az öğrenci bir dersi seçmesi durumunda o dersin okutulması mümkün olamamaktır. Açılan sınıflarda ders verecek öğretmenlerin yetiştirilmesi ve ders araç gereçlerinin istenilen nitelikte olmasına dair hususlar ise halen yeterli düzeyde değildir. Ülkemizin çözüm bekleyen en temel sorunlarının başında gelen “Kürt Sorunun “çözümü ve toplumsal barışın sağlanmasının en temel ilerleme araçlarından birisi kuşkusuz her çocuğun kendisini ait hissettiği topluluğun dili ile özgürce gerçekleştirme olanaklarına kavuşmasıdır. Her çocuğun anasından doğduğundan itibaren hiçbir eğitime tabi olmadan iletişim kurduğu dili özgürce öğrenmesi ve tüm toplumsal süreçlere anadili ile dahil olabilmesinin olanaklarını sağlamak uluslararası evrensel belgelerde devletlerin yükümlülüğü olarak belirtilmiştir. Ülkemizde sıkça değiştirilen Eğitimde Vizyon Belgesi 2023´te de ne yazık ki eğitim biliminin en kritik basamağı olan her çocuğun kendi anadili ile eğitim süreçlerine dahil olmasına dair herhangi bir öngörü söz konusu değildir.

İnsan Hakları Derneği olarak her çocuğun en doğal insan hakkı olan kendi anadili ile eğitim alma hakkının ivedilikle hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Başta Türkiye´nin taraf olduğu Çocuk Hakları Sözleşmesi´nde çekince koyduğu anadil ve farklı kültürel kimliklerin öğrenilmesini öngören maddelerdeki çekinceleri kaldırılmasını, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu [UNESCO] tarafından 14 Aralık 1960 tarihli Genel Toplantı´nda kabul edilen Eğitimde Ayrımcılığa Karşı Sözleşme´ye taraf olunmasını, Türkiye´nin yargı yetkisini kabul ettiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi´nin farklı etnik ve dini toplulukların dil ve kültürel değerlerini kendi anadillerinde öğrenmelerini öngören hukuksal kararların gereğinin ivedilikle yerine getirmesini talep ediyoruz.”




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —