Tarih: 21.09.2018 10:43

Ücretli öğretmenlik yerine atama istedi

Facebook Twitter Linked-in

İskenderun/SES

Solğun, ücretli öğretmenlik sorununa dikkat çekerek yeni dönemde ek atamaların zorunlu olduğunu vurguladı.
Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında Ömer Solğun, tespit ettikleri bazı eksiklikleri kamuoyu ve Milli Eğitim Bakanlığı ile paylaşmak istediklerini ifade ederek, taleplerinin başında ise bu yılın sonuna kadar toplam 40 bin, 2019 yılında da 100 bin atama talep ettiklerini kaydetti. 2018 yılı için toplam 40 bin atamanın eğitim camiasının ihtiyaç duyduğu atama sayısının gerisinde kaldığına işaret eden Solğun, ücretli öğretmen sorununa dikkat çekti. Solğun, “Bilindiği gibi geçtiğimiz yıl 63 bin ücretli öğretmen çalıştırılmıştır. Ek ders ücreti karşılığında görev yapan bu öğretmenlerin hiçbir güvencesi olmadığı gibi iki yıllık meslek yüksekokulu mezunları da ücretli öğretmen olabilmektedir. Dolayısıyla önceliğimiz en az ücretli öğretmen sayısı kadar öğretmen ataması yapmak olmalıdır. Bu nedenle Temmuz ayı sonunda yapılan 20 bin atamaya ilaveten 40 bin ek atama isteyen sendikamızın talebinin yarısının yerine getirilecek olması okullardaki öğretmen açığı sorununu çözmeye yetmeyecektir” dedi.
2019 yılında hem ihtiyaçlar hem de beklentiler göz önüne alındığında 100 bin atama yapılmasının gereklili olduğunu ve bu konuda tasarruf yapılmamasını, eğitim hizmetlerinin kesintiye uğratılmamasını ve Türkiye´de artık öğretmensiz okul kalmaması gerektiğini de vurguladığı açıklamasında Solğun, derslik açığının da çözülmesi gereken sorunların başında geldiğini ifade etti.
2011 yılında kaldırılan sözleşmeli öğretmenliğin yeniden üstelik bu kez mülakat ile birlikte getirilmesi öğretmenlik mesleğinde derin yaralar açtığını da sözlerine ekleyen Solğun, sözleşmeli öğretmenliğin iptali için açtıkları davanın devam ettiğini hatırlattı. Solğun, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Öğretmenlerin mahrumiyet bölgelerinde uzun süre kalmasını sağlamak istiyorsak, bunun yolu sözleşmeli öğretmen istihdamı değildir; mahrumiyet derecesine göre 1 brüt asgari ücret ile 2 brüt asgari ücret arasında değişen miktarlarda zorunlu hizmet tazminatı ödemesi yapmaktır. Eşler birleştirilmeli, aileler parçalanmamalıdır. Bilindiği gibi Milli Eğitim Bakanlığı her ikisi de sözleşmeli öğretmen olarak görev yapanlara eş durumuna bağlı atama başvurusu yapabilmelerine olarak tanımıştır. Bu, olumlu bir gelişme olmasına rağmen eşi öğretmen olmayan sözleşmelilerin aileleri ne yazık ki birleşememiştir. Sivas´ta ticaretle uğraşan bir öğretmen eşi, Van´da ne yapacaktır? Ya da Aselsan´da çalışan bir mühendis öğretmen eşinin görev yeri olan Erzurum´a giderse, yeniden iş mi arayacaktır? Sadece iller arası değil, aynı il içinde olmasına rağmen aralarında yüzlerce kilometre mesafe bulunan öğretmenlerimizin de feryatlarına kulak verilmelidir.”
Mülakat uygulamasının her alanda adaletsizlikler doğurduğunu, yönetici atamalarının yazılı sınav sonuçlarına göre yapılmasının gerekliliğini de kaydeden Solğun, şu değerlendirmeyi yaptı: “Nitekim mülakat sebebiyle yönetici atamalarında yaşanan kul hakkı gaspı yaz dönemine damgasını vurmuştur. Yerel çeteler Bakanlık merkez teşkilatından bağımsız hareket ederek, yandaş sendikanın üyelerine yüksek puanlar vermek suretiyle, diğer sendika üyelerine ya da sendikasız olanlara düşük puanlar verdiler. Sendikamız konuyla ilgili Milli Eğitim Bakanı´na bir rapor sundu ve hakkaniyetten uzak puanlar verilmesinin önüne geçmesini istedi. MEB´de gerçekten liyakati sağlamak, makamların ehil kişiler tarafından yönetilmesinin önünü açmak, başarılı okullar ve başarılı öğrenciler oluşturmayı hedefliyorsak, o halde yönetici atamalarında kul hakkı gözetmeliyiz. Bunun için de en başta yapılması gereken yönetici atamalarında objektiflikten uzak olan sözlü sınavı kaldırmak, yazılı sınav esasına göre yönetici atamalarının atanmasını sağlamak olmalıdır.”
Karma eğitim ile ilgili tartışmaları üzülerek izlediklerini ve bunun tartışma konusu edilmemesi gerektiğini belirten Solğun, diğer talepleri ise şöyle özetledi: “Karma eğitim ile ilgili tartışmalara üzülerek şahit oluyoruz. Bilindiği gibi 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu´nun 15. Maddesinde “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır” denilmektedir. Görüldüğü üzere okullarda karma eğitim yapılması hususu kanunda çok net olarak belirtilmiştir. Dolayısıyla karma eğitim tartışma malzemesi yapılmamalı, bu konu siyasi, ideolojik çekişmelere alet edilmemelidir. Her eğitim-öğretim yılı başında verilen eğitime-öğretime hazırlık ödeneği tüm eğitim çalışanlarına verilmesi sağlanmalıdır. Okullara verilen ödenekler artırılmalı, hizmetli kadrosu güçlendirilmeli, okullar kaderleri ile baş başa bırakılmamalıdır. Her okulun güvenliği sağlanmalı, okullar kameralarla donatılmalı, şiddet olaylarının önüne geçilmelidir. Eğitim sistemi, müfredat, mevzuat konuları başta olmak üzere yapılacak değişiklikler hayata geçirilmeden önce paydaşların görüşü alınmalıdır.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —