Halit KATKAT


Takvim Değişir, Sorgulanmadıkça Düzen Değişmez

Halit KATKAT


Her yeni yılda yeni yıl için yeni dilekler dilenir. Ama bu iyi niyetli dilekler, dilek olmakla kalır. Hani adam gideceği yolda birisine “Bu yol nereye gider?” diye sorar, karşıdaki de “yol bir yere gitmez.” diye yanıtlar. Her yılbaşında yeni yıl ne getirecek diye sorarlar ya… Yeni yıl bir şey getirmez. Yeni yılı değiştirip güzelleştirecek olan insanlardır.

Burada geleceğin işçi ve emekçiler için ne getireceğine bakalım.

Asgari ücretin, işçi ücretlerinin ve emekli maaşlarının bilinçli biçimde düşük tutulması; sadece ekonomik bir denge arayışı değil, emekçi sınıfları sürekli çalışmaya, borçlanmaya ve itaat etmeye zorlayan yeni bir kölelik düzeninin inşasıdır. Bu düzen, ulusal tercihlerle olduğu kadar emperyalist kapitalist sistemin çevre ülkelere biçtiği rolle de doğrudan bağlantılıdır.

Her yeni ücret açıklaması aynı cümlelerle sunuluyor: “Dengeler”, “rekabet gücü”, “enflasyonla mücadele”… Oysa asgari ücretin, işçi ücretlerinin ve emekli maaşlarının sistematik biçimde düşük tutulması, teknik bir zorunluluk değil; bilinçli bir siyasal tercihtir. Bu tercih, emekçiyi yalnızca yoksullaştırmayı değil, itaate zorlayan yeni bir kölelik düzeni kurmayı hedefler.

Bugün kimse köle değildir; kimse zincirlenmiyor, alınıp satılmıyor. Ama milyonlarca insan, çalışmadığı an yaşayamayacak hâle getirilmiştir. İşini bırakabilir; ama kirasını ödeyemez. Grev yapabilir; ama “milli güvenlik” gerekçesiyle yasaklanır. Oy verir; ama ekonomik kaderi değişmez. Hukuken özgür, fiilen bağımlı bu durum, Marx’ın “ücretli kölelik” kavramının 21. yüzyıldaki somut karşılığıdır.

Asgari ücret artık bir “alt sınır” değildir. Toplumun genel ücret standardı hâline getirilmiştir. Asgari ücret arttıkça diğer ücretler yükselmemekte, tersine bütün ücret yapısı aşağıya doğru eşitlenmektedir. Bu, piyasanın kendiliğinden sonucu değil; sendikal örgütlenmenin zayıflatılması, grev hakkının fiilen askıya alınması ve toplu pazarlığın etkisizleştirilmesiyle yürütülen bir disiplin politikasının sonucudur.

Emeklilik sistemi de bu disiplinin parçasıdır. Emekli maaşları bilinçli biçimde düşük tutulur; emeklilik bir “dinlenme hakkı” olmaktan çıkarılır. İşçiye verilen mesaj açıktır: Çalışmayı bırakırsan yoksullaşırsın. Bu mesaj, yalnızca bugünün emekçisini değil, yarının işçisini de hizaya sokmaya çalışan bir disiplinin parçasıdır. Genç işçi, yaşlanınca aç kalmamak için bugünkü koşullara razı olmak zorunda kalır.

Bu tabloyu yalnızca “yanlış ekonomi politikası” olarak okumak eksiktir. Çünkü mesele ulusal sınırları aşar. Türkiye gibi çevre ülkeler, küresel kapitalist işbölümünde yüksek teknolojiyle değil; ucuz emek, uzun çalışma saatleri ve güvencesizlikle konumlandırılır. IMF, Dünya Bankası ve OECD raporlarında “rekabet gücü” denilen şey tam olarak budur: Emek maliyetlerinin kontrol altında tutulması.

Sermaye hareketliliği bu politikanın sopasıdır. “Ücret artarsa sermaye kaçar” tehdidi, ulusal siyasetin üzerinde sürekli sallanır. Böylece iktidarlar, kendi toplumlarının ihtiyaçlarına göre değil; küresel sermayenin beklentilerine göre hareket etmeye zorlanır. Dış borç rejimi bu bağımlılığı daha da derinleştirir. Bütçe açıkları sosyal harcamalarla değil, emek gelirleri baskılanarak kapatılır.

Yeni kölelik düzeninin en tehlikeli yanı, sessiz işlemesidir. Kırbaç yoktur; kredi kartı vardır. Zincir yoktur; borç vardır. Zor açık değildir; işsizlik tehdidiyle içselleştirilmiştir. Yoksulluk, sistemsel bir sonuç olmaktan çıkarılıp bireysel başarısızlık gibi sunulur. Bu, yalnızca ekonomik değil, ideolojik bir operasyondur.

Bu nedenle düşük ücret politikası bir “hata” değil, yönetim biçimidir. Emekçiyi sürekli çalışmaya, borçlanmaya ve susmaya zorlayan; toplumsal itirazı bireysel hayatta boğan bir rejimdir bu. Ve bu rejim, ulusal kararlarla olduğu kadar emperyalist kapitalist sistemle kurulan bağımlılık ilişkileriyle ayakta durur.

Takvim değişir, yıl değişir; ama bu düzen sorgulanmadıkça değişmez. Gerçek soru şudur: Yoksulluğu yönetmek mi, yoksulluğu yaratan düzeni mi tartışacağız? Çünkü yeni kölelik, zincirlerini görünmez kıldığı sürece varlığını sürdürür.

Yeni yılınız kutlu olsun.