Halit KATKAT


Açmazları iyice ortaya çıkan siyaset kurumu!?

Halit KATKAT


Topluma dayatılan bugünkü siyaset sisteminde karşıt çıkarları olan iki farklı sınıf yani patronla işçi; büyük toprak sahibi ile amele aynı partide yer alabiliyor ve ikisi de kendi çıkarlarını savunmasını aynı vekilden bekleyebiliyor.

Burjuva devriminden ortaya çıkan bu siyaset sistemine ulusal alanda sermaye sahipleri, uluslararası olarak da emperyalist tekeller kendi çıkarları doğrultusunda etkiler ve yönlendirebilir ve şekillendirebilirler. Parayla vekilleri temin ederek mecliste istediği doğrultuda karar aldırma, seçim sandıklarında hile vb bütün yollar denenir. Bu sadece bizde olmaz. Bütün kapitalist sistem için geçerlidir. Bunun dışında halkın sorunlarını çözmek için seçilen vekiller kendilerini yüksek maaşlar bağlayarak, birtakım ayrıcalıklar tanıyarak halkın çok üstünde yaşam sürmekle kalmayıp ayrıca emekliliklerini de garanti altına alırlar.

Emekçiler yirmi-yirmi beş yılda emekli olurken, onlar kendileri için en fazla bir dönem, yani dört yıl da emekli olmak için yasa çıkarabilirler. Bir milletvekili emeklisi asgari ücretli çalışanın on katı, emekli olmamış çalışan vekil ise asgari ücretlinin on beş katı maaş alabilir. Bu şekilde 600 vekil halkın gelirlerinden oluşan bütçeden maaş alırlar. Parası olmayan işçi ve emekçilerin mecliste yer alması hem mali olanakları elvermediğinden hem de siyasetle uğraşmaya zamanları olmadığından mümkün değildir. Zaten işçi ve emekçiler de bunu bildikleri için aday olmaya da pek sıcak bakmazlar.

Yine karar verme mekanizmalarında siyasetçilerin tarafgir davranması nedeniyle birçok felaket meydana gelmektedir. Birçok deprem felaketinde ortaya çıktığı gibi inşaatlarda zemin dayanımının üzerinde kat çıkılmasına oy hesabı nedeniyle göz yumulması, imar afları çıkarılması, bina altlarında kolon kesilmesine ve başka proje dışı işlere göz yumulması gibi işler siyaset kurumu sayesinde olmaktadır. Meslek odalarının tehlikeleri işaret eden raporlarına kulak tıkanması depremlerin yıkıcı felaketlere yol açmasının nedenleridir.

Aynı şekilde kentlerde uzmanların raporlarına kulak tıkanması sonucu yağmur sularının kentlerin sokaklarını işgal ederek felaketlere neden olması gibi…

Adalet sistemine siyasi yetkilerin kullanılarak müdahale edilmesi, parayla adalet satın alınması….

Sağlık ve eğitim sisteminin paralı hale getirilmesi, bürokratların bilgi ve liyakata göre değil de siyasi yakınlığa göre atanması, yine personel alımlarının akrabalık ya da siyasi yandaşlığa göre  yapılması vb.

Bütün bunlar mevcut seçim sisteminin, çağımıza ve halkın çıkarlarına uygun olmayan bir sistem olduğunun göstergeleridir.

Peki, nasıl bir temsil sistemi olmalı ki insanlar kandırılmasın, temsilciler emekçilerin denetiminde olsun; bistemin çarkları bir avuç çıkarcı için değil de toplum için çalışsın? Bunun için diyoruz ki temsil sistemi üretim esaslı olmalı. Güzel konuşarak, insanları inandırarak, siz buna kandırmaca da diyebilirsiniz, oylarını alan bir temsil sistemi işçi ve emekçilerin somut dünyasına uygun bir temsil sistemi değildir.

Gerek sanayi gerekse tarımda her iş kolundaki sendikalar kendi temsilcilerini her meslek odası kendi temsilcisini seçmeli. Bu temsilcilerden oluşan bir meslek temsilcileri meclisi olmalı. Bu mecliste temsilciler kendi alanlarının politik programını yapmalılar. Temsilciler maaş değil, oturuma katıldığı oranda oturum ücreti almalı. Doğal olarak temsilciler sendika ve meslek odalarında çalışmış, meslektaşlarına güven vermiş, görevini layıkıyla yapan üyelerden seçilecektir. Görevini yerine getirmeyen temsilciler yine meslektaşları tarafından imza toplayarak görevden alınacaktır. Bu sistemde parası olmasa da bir kişinin kendi meslektaşlarına çalışması ve özverisiyle güven vererek seçilmesi mümkündür. Böylece doğrudan bir denetim sağlanmış olur.

Yerel yönetimler de yine yerel sendika ve meslek örgütlerinin temsilcilerinden oluşan kent konseyleri tarafından yönetilmelidir. Bu temsil sisteminde dört yılda bir toplum kandırmak için seferber edilmeyecek, masraflar bütçede kalacaktır.

Siyasetin meslek olmaktan çıkarılması bütün bu felaketlerde can ve mal kayıplarını minimuma indirecektir. Çünkü kentler meslek örgütleri, işçi, emekçi sendikalarının oluşturduğu kent konseyleri tarafından yönetilince olaylar daha bilimsel ele alınacaktır. Sandıklarda ya da seçmen listelerindeki hileler de olmayacaktır. Vekillerin parti değiştirme aldatmacası olmayacaktır.

Burada tekrar şunu açıklamakta yarar var; işçiler üretim alanlarında sendikalarda daha kolay birleşebilirken inanç, siyaset ve milliyet gibi düşün sistemlerinde birleşemezler. Bunun nedeni de açıktır onları birleştiren maddi sınıfsal çıkarlarıdır. Onun için örgütlenme ve politikada buradan yapılmalıdır.