Geçtiğimiz günlerde Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Temsilciler Meclisi İskenderun Çevre Koruma Derneği´nin ev sahipliğinde yirmi beş il ve ilçeden gelen temsilcilerle İskenderun´da toplandı.
Yerel gazete haberlerine göre; termik santral karşıtı mücadeleler, nükleer santraller karşıtı mücadele, küresel ısınma ve iklim değişikliği, sağlıkta dönüşüm politikaları ve şehir hastaneleri, siyanürlü altın madenciliği, tehlikeli atık depolama tesisleri, nehir santralleri (HES) sorunları, taş ocakları sorunu, nişasta bazlı şeker ve şeker fabrikalarının satışı konu ve sorunlarının görüşüldüğü anlaşılıyor.
Sonuç bildirgesinde yenilenebilir enerji ve enerjinin etkin kullanımının tüm siyasi partilerin programlarına alınması önerilen sonuç bildirisinde enerji bağımsızlığı ve iklim değişikliği ile mücadelede en önemli gücün yenilenebilir enerji olduğu vurgulanırken, yaratılmak istenen olumsuz algıya dikkat çekiliyor.
Elbette bu çevre temsilcileri ülkenin ve ülke insanının yararına bir araya gelip çevre sorunlarını görüşmesi ve ortak önerilerde bulunması takdir edilmesi gereken bir durumdur. Unutulmaması gereken bu temsilciler bir rant peşinde olmayan aynı zamanda bir siyasi veya ekonomik yaptırımı da olmayan tamamen gönüllü kişilerdir. Burada alınan kararların ve görüşlerin uygulamaya geçirilmesi siyasilerin, en çokta iktidar partisinin keyfine kalıyor. Örneğin geçen haftalarda İskenderun´da kalan son yeşil alan olan Ziraat Bahçesi´nin, halkın karşı çıkmasına rağmen iktidar milletvekilleri şehir hastanesine verilmesi için çaba harcadılar. Artvin Cerattepe´de halkın kitlesel olarak karşı çıkmasına rağmen altın madeninin çıkarılmasından vaz geçilmedi.
Halk sadece oy deposu olarak görülüp karar alma süreçlerine katılmadığı sürece bu önerilerin siyasi partiler tarafından dikkate alınmayacağı ve havada kalacağı çok açıktır.
Geçtiğimiz hafta İskenderun Ayna Derneği´nin davetlisi olarak Arsuz Kent Konseyi Genel sekreteri Nihat Köklü kent konseyinin işleyişi hakkında bir bilgilendirme toplantısına katıldı. Kent konseyinin kentin karar alma yetkisine sahip bir meclis olup olamayacağı sorulduğunda yanıtı “yöneticilerimizin yetkilerini paylaşmak istemediği” oldu.
Evet halkın kent hakkında kararlar alma ve bu kararlara kurumların uyması gibi bir mekanizmayı işletecek kent konseyi gibi bir meclis yasal olarak var ama bu ne devlet yetkilileri ne de belediyeler tarafından işletilmiyor.
Ne hazindir ki kentin meclisi sayılması gereken kent konseyine konseyin üyeleri olan partiler, sendikalar, odalar, dernekler de sahip çıkmıyor.
Halbuki kentin her türlü sorunu kent konseyinde tartışılıp karara bağlanabilir ve bu kararlar ilgili kuruluşlar tarafından uygulanabilir.


