Halit KATKAT


Demokrasi dedikleri...

Halit Katkat



Kime sorsanız, en liberalinden, komünistine, hatta barış seveninden en şiddet yanlısına kadar 'demokrat mısın', diye eminim hepsi “evet” diyecektir. Hatta Müslümanlar buna “elhamdülillah demokratım” da diyebilir. Demokrasi kavramı ülkemizde anlaşılmamış, halka anlatılmamış ve hatta yanlış anlatılmış kavramların başında gelmektedir. Bunun sonucu olarak herkes kendi bulunduğu yerden demokrasiyi tarif etmeye çalışıyor. Kör fili görmediği için neresini tutarsa fili oradan tarif eder ya; demokrasiyi de herkes körün fili tarif ettiği gibi tarif ediyor.
1789 Fransız devriminden beri ortaya çıkan ve burjuva sınıfın egemenliğine dayalı olarak çeşitli ülkelerin uygulayageldiği demokrasi anlayışıdır. Bu demokrasi anlayışı kapitalizmin serbest rekabetçi dönemine ait olan anlayıştır. Bu da halkın iradesinin sandıkta çıkan oylarla belirli bir süreliğine bir kişiye teslim edilmesidir. Yani sandığa dayalı bir demokrasi anlayışıdır. Bu elbette başında kral, padişah, ya da derebeyi bulunan kendinden önceki sistemlerden ileri bir sistemdi. Ama burada burjuva sınıf tarafından geliştirilen bu sistemde işçi ve emekçilerin seçilme şansları yoktur. Çünkü onların seçimlere ayıracak ne zamanları ne de paraları yoktur. Zaten hesap, gelecek beş yada dört yıl için ülkeyi ya da kentleri hangi burjuva kliğin yöneteceği üzerinedir. Beş yıllığına seçilen yöneticiler de yine parası olanların çoğunluğunu oluşturduğu meclisin çıkardığı yasalarla yöneticilik yapmak zorundadır. En demokratik görünen burjuva demokrasisi bile işçiler için bir baskı aracıdır.
Ancak serbest rekabetçi döneme denk gelen bu tarz demokrasi işçiler için demokrasi olmadığı bir yana burjuva sınıflar için de miadını doldurmuş durumdadır. Çünkü yirminci yüzyılın başında ortaya çıkan tekeller için artık demokrasiye değil egemenliğe ihtiyacı vardır. Kendi iç pazarı devasa üretim yapan tekellere dar gelmektedir. Bu bakımdan pazarı diğer tekellerle ya da ülkelerle paylaşmak niyetinde değildir. Bu bakımdan tekeller dünya hakimiyeti peşindedir. Birinci ve ikinci dünya savaşları zaten pazarlara hangi tekellerin ya da arkalarındaki hangi ülkelerin egemen olacağı nedeniyle çıkmıştı.
Bu gün artık emekçi sınıflar, sadece seçimde oy deposu olmak istememekteler. Meclislerde yer alamadıkları için istek ve taleplerini basın açıklaması, toplantı, yürüyüş vb. çeşitli şekillerde dile getirmektedirler. Emekçilerin taleplerinin çoğu ekonomiktir. Bu ekonomik talepler bunalım nedeniyle zorda olan burjuva sınıfları iyice sıkıştırmaktadır. Bu bakımdan da emekçiler üzerindeki baskıyı artırmaktadırlar. Ülkemizde olan askeri ya da sivil darbelerin nedeni; emekçilerin yönetimlerde yer alma, kendi düzenlerini kurma ihtimaline karşı esas olarak egemenlerin kalelerini işçi ve emekçi sınıfa karşı tahkim etme isteklerindendir. Bu darbeler ya da sıkı yönetimler sadece ülkenin egemenlerinin çıkarı için değil; aynı zamanda temsil ettikleri uluslararası tekellerin çıkarı içindir de...