Diyabet, günümüzde sayısı her geçen gün artan en önemli sağlık sorunlarından biridir. Açıklanan verilere göre ülkemizde 12 milyon diyabetli birey var ve 20 milyon kişi de risk grubunda yer alıyor. Bu artış hızı dünya ortalamasının 2, Avrupa ortalamasının ise 3 katı demektir.
Pankreasta üretilen ve kan şekerini dengeleyen insülin hormonunu eksikliği veya üretilen insülin hormonun vücutta kullanılamaması sonucu oluşan bir hastalıktır. Sık idrara çıkma, aşırı susama, yorgunluk hissi, halsizlik, deride kuruma ve kaşıntı, bulanık görme gibi belirtiler gösterir. Tedavi edilmediğinde birçok akut ve kronik komplikasyonlara neden olmakta ve hatta ölüm ile sonuçlanabilmektedir.
Obezite, kalıtım, gestasyonel diyabet (gebelik sırasında diyabeti gelişimi), makrozomik bebek (4.5 kg ve üzerine yenidoğan), stres, hipertansiyon, Polikistik over sendromu gibi birçok faktör diyabete neden olabilir. Bunun için eğer diyabet hastası değil iseniz sürdürülebilir sağlıklı beslenme düzenini ve düzenli fiziksel aktiviteyi hayatınıza adapte edin. Eğer diyabet hastası iseniz kan şekerinizi kontrol altında tutmanız, diyabetinize uygun beslenme tedavisi, doktorunuzun verdiği insülin/oral antidiyabetik alımı ve fiziksel aktivite ile birlikte diyabeti kontrol altında tutarak yaşam kalitesini artırabilirsiniz.
Tedaviye beslenmeden başlayacak olursak; Yeterli ve dengeli beslenmeye dikkat edin ve öğün atlanılmamalı. İnsülin/oral antidiyabet ilaçlarınızı zamanında ve düzenli alınmalı. Önerilen düzeyde fiziksel aktivitenin düzenli yapılmasına özen gösterilmeli. Alkol hipoglisemi riskini artıracağından tüketilmemesini öneriyoruz ancak tüketiyorsanız bile yanında mutlaka karbonhidrat içeren besinleri tüketilmelidir. Ve sigara tüketilmemelidir. Beyaz ekmek yerine tam buğday içeren posadan zengin ekmekleri tercih edilmeli. Çünkü posa kan şekerini yavaş yükseltir, insülin ihtiyacının azalmasına yardımcı olur, tokluk hissini arttırarak kilo kontrolünde yardımcı olur, bağırsağın çalışmasını düzenler ve kabızlığı önler.
Günde beş porsiyon sebze ve meyve tüketimine özen gösterilmeli. Meyveleri kabuğu ile tüketmek posa alımına destek olacağı bilinmeli.
Pirinç yerine posa içeriğinden dolayı bulgur tercih edilmeli, öğünlerde salata tüketimine özen gösterilmeli. Kırmızı et yerine balık, tavuk veya hindi eti tercih edilebilinir.
Sakadatlar (karaciğer, beyin, böbrek vb.), kolesterol ve doymuş yağ içeren besinler tüketilmemeli ya da az tüketilmeli. Sosis, salam, sucuk, pastırma gibi ürünler de tüketilmemeli veya az tüketilmeli. Kuyruk yağı, iç yağ, tereyağı ve katı yağlar da aynı şekilde tüketilmemeli ya da az tüketilmemeli.
Yemek pişirilirken kızartma gibi çok yağ çeken pişirme yöntemleri yerine haşlama, ızgara veya buğulama yöntemleri tercih edilmeli. Haftada 2-3 kez kurubaklagil tüketimine özen gösterilmeli.


