Dün TÜİK´ten açıklanan enflasyon rakamlarına göre Kasım ayı yıllık tüketici enflasyonu yüzde 21,62 oldu. Devlet yetkililerinin yaptığı enflasyonla mücadele kampanyalarına ve firmaların desteklediği yüzde on indirimlere, soğan depolarına yapılan baskınlara rağmen Kasım ayında bir önceki aya göre enflasyonda düşüş sadece 1.44 oldu. Aylık en yüksek artış yüzde 2,37 ile giyim ve ayakkabı grubunda oldu.Yıllık bazda artışlar ise TÜFE´de, bir önceki yılın aynı ayına göre çeşitli mal ve hizmetler yüzde 27,87, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 25,66, konut yüzde 24,76 ve eğlence ve kültür yüzde 21,18 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama grupları oldu.TÜİK verilerine göre Kasım ayının zam şampiyonu yüzde 50,58´lik fiyat artışıyla kuru soğan oldu. Kuru soğanı yüzde 18,59´la kadın kabanı, yüzde 15,29´la patates, yüzde 13,69´la kuru fasulye, 13,53 ile kabak, yüzde 12,78 ile salatalık, yüzde 11,53 ile çocuk botu, yüzde 9,12 ile patlıcan takip etti.ÜFE, yani Yurt içi üretici fiyat endeksinde ise 2018 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 2,53 düşüş olurken; bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 36,68, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 38,54 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 25,52 artış oldu.
TÜFE gerçekleşmiş olan yani piyasaya yansımış olan fiyat artışlarını gösterirken, ÜFE ise üreticideki yani piyasaya yansıtılmamış olan fiyat artışını göstermektedir. Bu da ilerdeki aylarda peyder pey yansıtılacağı anlamına gelmektedir. Bu nedenle işçi, memur, emekli ve diğer ücretli çalışanların maaş ve ücretlerine 2019 yılında enflasyon oranına göre zam yapılacaksa TÜFE´ye göre değil; yıllık ÜFE artışına göre yani yüzde 25,52 oranının üstünde yapılması gerekir. Nitekim devletin en yüksek memuru olan cumhurbaşkanının maaşına yüzde 26 zam yapılmıştır.Firmaların kriz gerekçesiyle işçileri sokağa atması nedeniyle işsizlerin sayısı 6 milyon civarına çıkmıştır. Bu bir yandan krizin büyüklüğünü gösterirken; diğer taraftan sendikaların güçsüzlüğünü ve işçilerin örgütsüzlüğünü de göstermektedir.
Firmalar bir yandan işçi çıkarma bahanesi olarak “ayakta kalma” gerekçesine sarılırken diğer taraftan işsiz kalan ya da maaşları düştüğü için alım gücü düşen işçilerin üretilen malları satın alamayacağını ve bu yüzden iflasların artacağını hesap etmiyorlar. Zaten resmi açıklamalara göre konkordato eden firma sayısı 500, fakat ekonomist Emin Çapa “bizim hesaplarımıza göre 2 binden fazla” diyor.
Önümüzde yerel seçimler var. Her seçimde iktidarlar çalışanlara vereceği zamlar için kesenin ağzını açarlar. Ama bu seçimden önce iktidar ekonomik olarak sıkışmış durumda. Yılbaşına kadar yaptığı yüzde on indirim kampanyasının işe yaramadığını gördük. Yeni yılda seçimlere kadar bile piyasaya yapılacak zamları baskılayacak gücü kalmadı. Ama seçimlerden sonra zamların zembereğinin boşalacağı, iflasların ve işsizliğin artacağı şimdiden görünüyor. Sonucu hep beraber göreceğiz.
Bütün bunlar ortadayken sendika merkezlerinin başını tutan ve refah dönemlerinde kårlardan pay alma talebinde bulunmayan sendika bürokratları, şimdi ülkenin “sıkıntılı bir dönem geçiriyor” olduğundan dem vurarak, işçileri, “ulusal beraberlik ve dayanışmayla bu sıkıntılı dönemi geçmek için” kurban olmayı kabullenmeye; emperyalizm ve sermayenin çıkarlarına bağlanarak ağır sömürü yükü altında ezilmeye ve ses çıkarmamaya çağırıyorlar.


