Yeni yılla birlikte asgari ücret 5500 liradan 8500 liraya çıkarıldı.
Asgari ücretin tespitinin kimler yaptığını, nasıl belirlendiği bu sayfada çok kez yazıldı. Konunun garip bir yanı eğer bu bir işçi ve emekçinin geçinebileceği asgari ücretse, elbette işçi ve emekçiler bu miktarla geçinemeyeceklerini bilmekteler, o zaman bunun bütün çalışan ve emeklilere uygulanması gerekir. Ama yapılan son zamlarla en az alan işçi emeklisi 5803 lira, memur emeklisi 8278 lira, Bağ Kur emeklisi 6000 lira aylık maaş alacak.
Yüzdeli artışların değerlendirilmesinden bağımsız olarak baktığımızda: Asgari geçim durumu neden bu kadar değişkenlik gösteriyor, anlamak olası değil. Asgari ücretli, işçi emeklisi, memur emeklisi, Bağ Kur emeklisi, bunların hepsi aynı ekmeği yiyecek, tüketilen ekmek fiyatı hepsi için aynı; satın alacakları et fiyatı aynı, sebze fiyatı aynı, elbise fiyatı aynı ama maaşları farklı. Açlık sınırı 7425 lira, yoksulluk sınırı 24185 lira olduğu bir zaman diliminde devlet yetkililerinin çalışanlarına ve emeklilerine uygun gördüğü maaşlar bunlar…
Enflasyon sadece belli bir malın veya hizmetin fiyatının tek başına artması değil, fiyatların genel düzeyinin sürekli bir artış göstermesidir. Bir malın fiyatı diyelim 1000 lira; buna yüzde on zam geldi oldu 1100 lira. Eğer bütün mallara bu miktarda zam geldiyse piyasada enflasyon yüzde on diyebiliriz. Ama piyasadaki mallara farklı oranlarda zam geldiği için bir sepet tespit edip bu sepetteki malların yıllık artış oranlarının ortalaması enflasyon oranı olarak belirleniyor. Bu nedenle pahalılıkla enflasyon oranı aynı şey değil. 5803 Lira alan işçi emeklisi için 1000 liralık mal pahalıdır, buna zam yapılsa da yapılmasa da pahalıdır. Ama zam yapılınca daha pahalı hale gelir.
Yetkillierimiz eskiden beri “memurumuzu enflasyona ezdirmedik” cümlesini kullanırlar. TÜİK’in Kasım ayı enflasyon oranı yüzde 84, ocak ayı enflasyonu ise yüzde 64. Memur maaşlarına yıllık verdiği toplam zam oranı yüzde 64. Bunun tercümesi 84 kilo yük taşıyan bir hamalın yükünü 64 kiloya düşürerek seni yükün altında ezdirmedim demeye benziyor. Buna ekonomistler baz etkisi diyor.
Açıklamalardan da anlaşılacağı gibi devlet yetkilileri hazineye girecek vergileri ve patronların cebinden çıkacak parayı düşünerek zamları yapıyor. Yeniden değerlenme oranı denerek vergilere yapılan zam yüzde 122,9'dur. Yani çay kaşığı ile verdiğini tava ile geri almaya çalışıyor.
Emekçiler bütün bunlarda sendikasızlığın ve sendika bürokrasisinin payını da unutmamalı.


