Günümüz toplumunda bir türlü çözülemeyen hastalıklarla, işsizlikle, şiddetle, savaşlar ve bunun sonucu göçler, ulusal ve dini ayrımlar ve ötekileştirme, doğal çevrenin kirletilmesi vb. sorunlar devamlı olarak insanların gündemini meşgul eden sorunlardır. Her gün kendimiz doğrudan bu sorunlarla karşılaşmasak bile dünyanın her yerinde insanlar bu sorunlarla deyim yerindeyse boğuşmak zorunda kalmaktalar. Ama bunların toplumsal sorunlar olduğunu ve bireysel çözülemeyeceğini bile bile insanlara “çevreyi kirletmeyelim”, “hastalıktan korunmak için maske, mesafe hijyene dikkat etmelerini ve aşı olmaları” önerilmekte. İşsizlik için çok meslek öğrenmeleri, mesleki bilgilerini ve yeteneklerini geliştirmeleri, şiddete karşı bireysel savunma sistemleri vb. önerilerde bulunuyorlar. Ya da toplum dışı davrananların, şiddet uygulayan, çevreyi kirletenlerin iyi bir eğitim görmediklerinden ya da iyi ahlaklı olmadıklarından bahsedilir.
Bu önerilerde bulunanlar, bu sorunların kaynağının bireysel çıkara göre oturtulmuş sermaye düzeni olduğunu unutmaktadırlar. Tarıma dayalı yerleşik köy toplumlarında bu sorunlar yoktu. Orada mahkeme, savcı, polis, asker de yoktu. Yerleşik yerli kabilelerde de bu sorunlar yoktu. Peki bu topluluklarda düzen nasıl sağlanmaktadır. Bu topluluklarda basit bir yöntem vardı; şiddet uygulayan, hırsızlık yapan, topluluk kurallarına uymayan topluluktan atılırdı. Tabii teknolojinin, iletişimin, taşıma araçlarının geliştiği günümüz toplumunda bu mümkün olamadığına göre toplumsal sistemin gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bugün artık toplumsal sorunlar bireyin inisiyatifine, yani dürüstlüğüne ve eğitimine bırakılarak çözülemez.
Bu gün toplumda iki uzlaşmaz çelişki vardır;
Bunlardan biri ve başlıcası emek sermaye çelişkisi. Yani toplumda milyonlarca emekçinin ürettiği maddi ve düşünsel üründen birkaç sermayedarın kasalarını dolarken, emekçiler ürettikleri üründen kendilerini geçindirmeyecek kadar düşük pay almalarıdır.
Diğer uzlaşmaz çelişki de toplumun üretici güçleri, yani üretim, iletişim ve bilgi teknolojileri ile taşıma araçları her saniye değişip yenilenirken üretim ilişkileri yani kapitalist yönetim biçimi eski şekliyle yönetmesini sürdürmektedir. Bu kapitalist yönetim şekli bazen ve hatta çoğu zaman daha eski feodal üretim ilişkileri ile iç içe yürümektedir (torpil, adam kayırma, rüşvet, dini ve ulusal önyargılar vb. kullanılması).
Kapitalist emperyalist sistemin bu iki temel çelişkisi toplumun temel özgürlük ve sosyal gelişiminin önünde engeldir. Peki bu çelişkiler nasıl çözülecektir? Bu çelişkilerin çözümü de iki uzlaşmaz sınıfın yani sermaye ve işçi sınıfı arasındaki mücadelenin işçi sınıfı lehine çözülmesine bağlıdır. İşçi sınıfı bu çelişkileri ortadan kaldıracak sistem kurduğu oranda diğer buna bağlı, kadın-erkek, ulusal, dini, çevre sorunları da çözülecektir. Ahlak, eğitim, hukuk kapitalist sisteme ait olan disiplinlerdir. Bu bakımdan sistemin kendisine ait olan disiplinlerle sistemin sorunlarının çözümü mümkün değildir.


