Nasrettin Hoca kadılık yaparken birbirinden şikayetçi iki kişi kapısını çalar. Birbirlerini suçlayan kişileri ayrı ayrı dinler Hoca. İkisine de “haklısın” der.
Konuşmaları dinleyen karısı bu işe şaşar. “Hoca senin kadılığından bir şey anlamadım ikisine de haklısın diyorsun, hiç öyle şey olur mu?”
Hoca karısının yüzüne bakar, “Hatun sen de haklısın!” der.
Haklılık haksızlık karşısında hak aramadır.
Hak arama yöntemi adalettir. Adalet ne kadar hakkaniyetli uygulanır, haksızlık o denli azalır.
Haklı olsak da haksız da olsak ne var ki haklılığımızı kazanma hırsı, galip gelme düşüncesi, üstün olma başarısı göstermek için çırpınır dururuz.
Birinin fikrini çürüttüğümüzde, konuşmamız karşısında cevap veremez duruma getirdiğimizde kendimizi daha akıllı ve daha üstün görür, kazanmış sayılırız.
Nasrettin Hoca’nın “Sen de Haklısın” fıkrası bir oportünistlik değil, aksine bilen için bir bilgeliktir.
Her şeyi karşıtıyla düşünmek gerekir. Bu düşünce insanı bağnazlıktan kurtarır, hoşgörüye yakınlaştırır, iki tarafında hakkını verebilme olgunluğuna ulaştırır.
Orhan Gencebay’ın yazdığı söylediği şarkıyı az çok biliriz.
Haklısın haklı/ Bence sende haklısın. / Hak aranır eğer varsa/ Aranır da bulunursa/ Kimin hakkı kimde kalır/ Eğer razı olunursa. /
Tartışmalarda haklı çıkmak mı, yoksa anlaşmak mı gerekiyor?
Kazansan da kaybedersin, susturdukça yalnızlaşırsın.
Bence en büyük başarı haklı çıkmak değil, hakkı bulabilmek olmalı.
Adaletin yaşanmadığı toplumlarda genelde haksızlık dillendirilir. Adalet varsa herkes kendi hakkına razı olur.


