Halit KATKAT


İran Halk Ayaklanmasının Gösterdikleri

Halit KATKAT


İran, halk hareketleri ve antiemperyalist mücadele açısından oldukça deneyimli bir ülke. Hem bu bakımdan hem de dört bin yıllık tarihi kültürü açısından diğer Ortadoğu ülkelerinden farklıdır.

Petrol ve doğal gaz rezervleri bakımından dünyanın sayılı ülkeleri arasında olması onu emperyalistlerin hedefi haline getirmektedir.

Başbakan Muhammet Musaddık’ın Iran petrollerini millileştirmesi üzerine 19 Ağustos 1953 tarihinde ABD(CIA)  ve Birleşik Krallık (M16) ın ortak yaptkları bir darbe ile Musaddık tutuklanmıştı. Musaddık’ın tutuklanması ile Şah Rıza Pehlevi iktidarını pekiştirdi.

Böylece İran’da 1979 devrimine kadar sürecek otoriter monarşi hüküm sürdü. İran siyasi tarihinde bu olay, ulusal egemenlik sorununun dış müdahale ile en travmatik kırılma noktalarından biri olarak görülür.

1979 Devriminde Humeyni emperyalistler tarafından desteklenmediyse de devrim sürecinde ve özellikle devrim sonrasında, emperyalist güçler Humeyni’yi işçi sınıfına ve sol akımlara karşı “tercih edilebilir bir seçenek” olarak kabullendiler ve fiilen önünü açtılar. ABD ve İngiltere’nin asıl tercihi Şah rejiminin sürmesiydi. Emperyalistlerin asıl korkusu petrol işçilerinin genel grevi, işçi şuraları, sol örgütlerin fabrikalarda güç kazanması ve İran’ın ikinci bir Küba olması idi. Humeyni’yi kabul edilebilir görmelerinin nedenleri; özel mülkiyete dokunmuyordu, işçi şuralarına mesafeliydi, anti-komünistti, daha önemlisi de dini otoriteyle kitleleri kontrol edebilir olmasıydı.

Diğer bir kırılma noktası 13 Eylül 2022 de Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından öldürülmesine karşı başlayan protesto eylemleridir. Eylemler günden güne büyüyerek ayaklanma halini almıştı.

Protestoların 24.gününde İran’ın güneyindeki petrol işçileri “Diktatöre ölüm” sloganıyla greve gidiyorlar. Buşehr Petrokimya Projesi'nde çalışan işçiler greve gitti ve petrokimya tesisine giden yolları büyük taşlarla ve ateş yakarak kapatıyor. Abadan, Kengan ve Hengam rafinerilerinde çalışan işçiler de greve gidiyor.” “Dış Basından”

İran’ı demir yumrukla yöneten Mollalar, her ne kadar dışarıya haber sızmasını önlemek için her türlü önlemi almasına karşın bağımsız sendika ve konseylerin mücadelelerinde ve yaygın grevlerinde öncülük eden işçilerin, kendi iletişim ağlarını kurarak hem birlikte hareket etme hem de dünyaya kendi haberlerini duyurma olanağını yakalamışlardı.

Bugünkü ayaklanmalar halkın yoksulluğa ve baskıya karşı isyanı olarak gözükse de siyasi yanı da ortaya çıkıyor. Iran Cumhurbaşkanının ekonomik çözüm hakkında söylediği “para bulsam veririm, kaynak göstersinler vereyim”. Bunu söyleyen dünyanın ikinci büyük petrol rezervlerine sahip bir ülkenin cumhurbaşkanı. Halk bu durumda bu kadar zenginliğimiz var da biz niye yoksuluz? Diye sormaz mı?  

İşçi sınıfı henüz siyasal merkez hâline gelebilmiş değil. Grev komiteleri var, ama fabrikalar arası kalıcı meclis yok. Ülke çapında eşgüdüm yok. Açık işçi örgütü yok.

İşçilerin önderlik ettiği güçlü ama parçalı kitle eylemleri var. Genel grev ve merkezî işçi önderliği aşamasına henüz gelinmemiş.

Bu durumda Iran halkı geçmişteki bu mücadelelerinden ders çıkararak ‘ne Mollalar ne Şahlık’ deyip kendine demokratik bir halk cumhuriyeti kurabilecek mi, göreceğiz.