Halit KATKAT


İran halk hareketinin öğrettikleri           

Halit KATKAT


 

     İran'da Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından öldürülmesine karşı başlayan protesto eylemleri günden güne büyüyerek ayaklanma halini almış durumda

Halkın sokakta eylemleri radikalleşirken, öğrencilerin dersler boykotu ve protestoları ile büyük çarşılarda esnafın kepenk indirme eylemleri de sürüyor.

Protestoların 24. gününde İran’ın güneyindeki petrol işçileri “Diktatöre ölüm” sloganıyla greve gidiyorlar. Buşehr Petrokimya Projesi'nde çalışan işçiler greve gitti ve petrokimya tesisine giden yolları büyük taşlarla ve ateş yakarak kapattı. Abadan, Kengan ve Hengam rafinerilerinde çalışan işçiler de greve gitti.” “Dış Basından”

İran’ı demir yumrukla yöneten Mollalar her ne kadar dışarıya haber sızmasını önlemek için her türlü önlemi alsa da geçen yılki bağımsız sendika ve konseylerin mücadelelerinde ve yaygın grevlerinde öncülük eden işçilerin, kendi iletişim ağlarını kurarak hem birlikte hareket etme hem de dünyaya kendi haberlerini duyurma olanağını yakalamış görünüyorlar.

      Haberlerde “8 Ekim Cumartesi gününden itibaren işçi, emekçi, öğrenci, esnaf, öğretmen ve mahalle konseylerinin, sokağa çıkılma ve grevler örgütleme çağrılarının karşılık bulduğu” haberleri de veriliyor.

Her ne kadar Mollalar, daha önce diğer ülkelerde olduğu gibi, bu protestoların dışarıdan yönetilen provokasyon eylemleri olduğunu söylese de işin aslının öyle olmadığı alınan haberlerden anlaşılıyor. Örneğin Kastedilen Arap Baharı eylemleri ise orada rasgele toplanan kalabalık, örgütsüz, hedefsiz halk eylemleri vardı. Onların içerisinde bir tek Tunus’ta hükümet değişikliği oldu. O da çok partinin bir araya gelerek bir hükümet kurdu. Ama bir devrime yol açmadı. Eski düzen devam etti. Bahar eylemlerinde işçi damgası yoktu. Ama burada yani İran ayaklanmasında işçilerin, İran’ın ekonomisi için çok önemi olan petrol rafinerilerinde greve gitmesi, kendi iktidar organı olarak işçi konseylerini kurması ve bunu öğrenci, esnaf, öğretmen ve mahalle konseylerinin takip etmesi bunun bir protesto eyleminden öte işçi ve emekçilerin kendi tarzlarında örgütlenerek bir iktidara hazırlık içinde olduklarını gösteriyor. İşçi ve emekçiler 1979 da faşist Şah rejimini devirirken iktidarı Mollalara kaptırdıklarında yaptıkları hatayı anlamış görünüyorlar.

Burada diğer ülke işçilerinin çıkaracağı önemli dersler var: Bir defa işçiler burjuva tarzı partilerle kendi sorunlarını çözemeyeceklerini, birleşmek için partilerin saflarında değil sınıf sendikaları ve seçtikleri konseylerin saflarında birleşmeleri gerektiği, kendi iktidarlarını kurmak için bugünden kendi iktidar organlarını kurmaları, kendi haberleşme sistemleri ve medyalarını kurmaları gerektiği ortaya çıkmaktadır. Sonuçta “çağımızda işçi sınıfının fiili önderliği olmadan hiçbir devrim başarıya ulaşamaz” tezini, İran işçi sınıfının bir kez daha doğrulayacağına tanık olacağız.