2013 yılı 22 Ekim tarihli “sendika değiştirme mi sendika dönüştürme mi” başlıklı yazımda özetle sendika değiştirmenin işçi mücadelesi açısından çözüm olmadığını vurgulamış ve bazı örneklerle de göstermiştim. Ama o günden bugüne sendika hareketlerine baktığımda bu konuda herhangi bir adım atılmadığını görüyorum.
Elbette bürokratik sendikacıların bunu dikkate alacağını ummuyordum. Ama en azından okuyan kendini yenileyen bir ya da iki sendikacının şey yapma, bir adım atma olanağı olmasa bile dile getirebileceğini umuyordum.
Adı geçen yazım tek değildir. Bu konuda SES Gazetesinin arşivinden ya da internetteki bloğumdan yeteri kadar yazı bulabilirler. Kendini en ileri, en devrimci gören sendikacılar bile alışıldık kalıpların dışına çıkamamaktadırlar. Bugüne kadar söyledikleri “işçileri kendi talepleri temelinde mücadeleye sevk etmek, birleşip hak almak”, bunun için de “bir sendikaya üye olmak.”
Peki bu söylemler yeterli oldu mu?
Bugüne kadar binlerce kez tekrarlandı hatta eylemler de yapıldı. Eylemlerde hak alınamadığında sendika suçlandı ve işçiler başka sendikaya taşındı. Ama işçiler gittikleri sendikadan da memnun olmadılar. İşçiler direnişte kararlı oldukları halde sendikacılar “mesaj alındı” diyerek işçilerin onayını almadan greve son verdiler. Burada isim vermiyorum ama işçi mücadeleleri tarihi bu örneklerle dolu. İşçilerin beğenmedikleri sendikada genel kurul delege usulü ile yapılıyordu. Gittikleri sendika da yine delege usulü ile yapılıyor. Beğenmedikleri sendikada delege listesini sendika başkan ve yöneticileri hazırlıyordu, tercih ettikleri sendika da öyle. O zaman işçiler, ya da ona önderlik edenler aynı yanlış yöntemleri tekrarlayarak, hem de yıllarca, kendileri için doğru bir sonuca ulaşabilirler mi?
Delege seçimi, defalarca tekrarladığım gibi demokratik değildir. Tamamen sendika bürokrasisini ayakta tutan bir sistemdir. Yine bu günlerde Manisa Organize Sanayi Bölgesinde kurulu Elginkan Holding bünyesindeki Serel Seramik fabrikasında çalışan işçiler, Çimse-İş´ten istifa ederek Kristal-İş´e üye oldu. İşçiler, şirket yönetimi tarafından “Ya Çimse-İş´i seçin ya da sendikasızlığı” denilerek baskı uygulandığını dile getirdi. Bu tip sendika değiştirme kararlarında “işçiler kendi hür iradeleriyle sendika değiştirsin” talebini görüyoruz. Görünüşte evet işçilerin değiştirme talebi kendi iradeleri… Ama sendika içerisindeki kararlarda işçi iradesi var mı? İşçiler esas bunu sorgulamalılar.
Esasına bakılırsa işçilerin iradesi kendilerine sunulan delege listesine oy vermekten ibaret. Evet sendika tüzüklerine göre delegelerin yüzde on ya da yirmisinin oyu ile kongreyi yenileme hakları var. Ama listedeki delegeleri bilmeden gerekli oyu toplayabilecekler mi? Hayır. Yani bu sistemde işçilerin iradeleri hiçbir zaman sendika yönetiminde olmayacak. Kararlar hep tepeden sendika bürokrasisi tarafından alınacak. İşverenler de bu bürokratlarla anlaşıp, ya da üzerlerinde baskı kurup istedikleri sendikayı getirebilecekler.
Evet, önerimi tekrarlıyorum. Bu önerimi yaşama geçinceye kadar da takip edip tekrarlayacağım.
İşçiler somut olarak şunu yapmalılar; işyerlerinde mesleki durumlarına göre özgür iradeleriyle temsilcilerini seçmeliler. Örneğin işyerlerindeki işletmeciler, bakımcılar, elektrikçiler, dökümcüler, taşımacılar vb. her bir mesleğin birer temsilcisi seçilmeli. Bu temsilciler o işyerinin delegesi olması işçiler tarafından ısrar edilir. Temsilciler hiçbir şekilde sendika yönetimi tarafından görevden alınamaz. Bu şekilde seçilen delegeler tamamen işçinin iradesini yansıtır. Bu şekilde seçilen delegelerin istedikleri zaman gerekli delege çoğunluğunu sağlayarak yönetimi değiştirmeleri kolaylaşır. Ayrıca İşçiler bu temsilci delegeleri TİS, grev, vb. konularda, yönetimi denetleme konusunda yetkilendirebilirler.
İşçi iradesi ancak bu şekilde hayata geçirilebilir.


