Yarın 1 Mayıs; işçi ve emekçilerin birlik ve mücadele günü... Her ne kadar bu gün bayram olarak nitelendirilse de gerek adı gerekse de çıkış amacı göz önüne alındığında bu gün emekçiler için yeni haklar alma ve aldıkları hakları koruma ve bu amaçla yılın bir günü tüm dünya işçilerinin meydanlarda taleplerini haykırdığı bir gündür. Elbette işçi ve emekçiler kendi özgür ve sömürüsüz düzenlerini kurduklarında bu günü bayram olarak kutlayacaklardır. Ama bu gün baktığımızda işçiler, bırakalım yeni haklar almayı, ellerindeki hakları da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Bu günün çıkışı için verilen mücadelelerin başlıca taleplerinden olan 8 saatlik iş günü, bu gün işverenler tarafından çoğu yerde uygulanmıyor. Toplu sözleşmeli ve sendikalı işçi sayıları her yıl düşüyor. İşsizlik artarken güvencesiz çalıştırma gittikçe yaygınlaşıyor. Sağlık sigortası özel şirketlere verilirken, sosyal güvenlik bireysel emeklilik adı altında özel şirketlere devredilmeye çalışılıyor. Ve son olarak işçilerin işverenlerce işten atılmamasının güvencesi olan kıdem tazminatının fona devredilmesi hükumet programına alınıyor. İşçi ve emekçiler bir taraftan meydanlarda halay çekerken diğer taraftan da “geçen yıl hangi taleplerimizi kaybettik; bu yıl hangi taleplerimizi kaybedeceğiz”, ya da geçen yıl hangi talepleri gerçekleştirdik, bu yıl hangi talepler için mücadele etmeliyiz” muhasebesini yapmalılar. İçinde bulunduğumuz sistem bir kapitalist sistemdir ve sermaye hakimiyetinin ekonomik sistemidir. Her ekonomik sistem gibi kapitalist sistem de kendi kuralları ile yönetilir ve kendini korur. Kapitalist sisteme egemen olan burjuva sınıfta kendini korumak için devlet aygıtını kullanır. İşçiler, toplu sözleşmelerde işverenlerle karşı karşıya gelirken; asgari ücret, iş güvencesi, sağlık sigortası, 1 Mayıs vb kutlamalarında yer vb genel talepler için devletle karşı karşıya gelir. Günlük yaşamda herkesin kullandığı alanlar iş 1 Mayıs vb kutlamaya gelince işçilere yasak olur. Yani alınan her tedbir burjuva sınıfın rahatı içindir. Özünde kapitalist devlet, burjuva sınıfın çıkarlarını korumak için kullanılan bir aygıttır. İşçilerin ürettiği devasa makinalar patronlara devasa sermayeler sağlamaktadır. Halbuki patronlar bu makinelerin bir vidasını bile sıkamazlar. İşçi ve emekçilerden alınan vergiler, patronlara kredi olarak olarak kullandıran ve onlara vergi indirimi yapan da bu devlet mekanizmasıdır. Devlet, grevi yasaklar da işçinin işten çıkarılmasını yasaklamaz. Devlet dediğimiz, hepimizi koruduğunu, hepimize eşit yaklaştığını varsaydığımız aygıt, kamusal alanı düzenlerken her kesin çıkarını koruduğunu ve kutsal olduğunu söyleyip patronlardan yana bu işleyişi perdeler.
Bu bakımdan bu gün, yani 1 Mayıs, bir günlük bir kutlama ya da bayram değil uzun erimli ve bilinçli bir mücadelenin adıdır. Bu mücadelenin iki tarafı vardır. Bir tarafı emek diğer tarafı sermayedir. Sermaye sınıfı devlet aracılığıyla sendikaları bölüyor, parçalıyor ve emekçileri güçsüz konuma getiriyor. Bu 1 Mayısta yine işçi ve emekçilerin örgütleri olan konfederasyonlar, işçileri birleştirme görevini yerine getirmedi ve her konfederasyon kendi istediği alanda kutlama yaparak emek güçlerinin bölünmesine hizmet etti.
Birlik ve mücadele günü tüm emekçilere kutlu olsun.


