Nurullah ER


SEVGİ- SEVİNÇ

Nurullah ER


Sevinci doğuran sevgidir.

Hani bayramlarda dilimizden düşürmediğimiz, ne var ki yüreğimize koyamadığımız.

Sevgi bir çocuğun gülümsemesi gibidir.

Yürekte yaşar, kanlarda dolaşır, ruha yerleşir, vücudu ateşler bedenin dört bir yanına renk katar.

Allı yeşilli, morlu sarılı, mavili kırmızılı…

Rengarenk…

Kimi cezbetmez ki böylesi görüntü.

İşte o zaman başlar gülücükler, samimiyet, sevgi saygı, ardından sevinç gözyaşları…

Beden serçe gibi çevik, ruh güvercin hafifliğine bürünür.

Barış, kardeşlik dediğin, dostluk bildiğin, iyilik gördüğün şey o zaman kurulur.

Günümüzde böylesi rengi vermek, oluşturmak zorlaştı.

Yapay dillerle, sahte gülücüklerle ancak bayram dili oldu.

Kızılderili torunuyla çadırının önünde otururken iki köpeği birbiriyle dalaşmaktaydı.

Torun, “Dede neden iki köpek besliyorsun, bir köpek çadırımızı korumaya yetmez mi? Sonra sürekli birbiriyle kavgalılar.”

Dedesi, “Onlar benim simgem yavrum, sürekli dişlerini gösteren, hırlayan, dik kulak, siyah olan nefreti, temsil eder, onu sürekli yalayan boz ayaklı köpek ise sevginin simgesi. İnsan yüreği de böyledir; içimizde yaşattığımız nefret ve sevgi savaş halindedir.”

Torunu, “Dede sence bu savaşı hangisi kazanır?”

Yaşlı Kızılderili, “Ben hangisini daha çok beslersem o!”