Sadullah ÇAĞLAR


Sinema Tarihinden Seçmeler

Sadullah ÇAĞLAR


Beyaz perde, dünya kültürüne açılan büyük bir kapıdır. Tarih, coğrafya, müzik ve politikayı yaşarsınız. Örneğin Roma İmparatoru Sezar’ın Mısır dönüşü Sezar’a yapılacak suikast hazırlığı Brütüs son anda operasyona katılma kararı alır.

Unutulmaz Mavi Melek 1930 filminde ilginç bir görüntü, okulun üniversite tarih hocası öğrencilere bir soru yöneltir: Marcus Antonius, Sezar’ın ölüm sonrası konuşma yapmasaydı ne olurdu? Profesör cevap bekler, fakat öğrenciler cevap veremez. Evet soruya biz cevap verelim.

Marcus Antonius konuşmasaydı Brütüs Roma imparatoru olurdu, oysa Brütüs’ü arkadaşları uyarmıştı.  

Julius Sezar filminde Marlon Brando Antonius rolünde çok başarılı oldu. Roma tarihi ilgili Metro Golden Mayer şirketinin yaptığı 1952 yapımı film hala aşılmadı.

Mavi Melek filminde dünya güzeli Alman asıllı kadın sanatçı Marlene Dietrich, ahlak kurallarına bağlı profesörü baştan çıkarır. Mavi Melek filmiyle Marlene Dietrich dünya çapında şöhret oldu. Nazi lideri Hitler’in Alman asıllı artist Marlene’e, ‘Almanya’ya geri dönmesi halinde tüm imkanları önüne sererim’ teklifine, Marlene’nin Hitler’e cevabı çok keskin oldu; “Ben nazi değilim.”

Marlon Brando politik bir oyuncuydu. Baba filmi ile Oscar ödülüne layık görülen sanatçı ödülü almayı ret etti. Oscar gecesi bir Kızılderili genç insana Oscar ödülünü neden almadığını açıklayan bir mektup yazarak yazısının okunmasını ister. Yerli Kızılderili, halkına yapılan ırkçı uygulamalar nedeniyle ödülün inancına ters düştüğü için kabul etmediğini belirtir.  

Marlon Brando, Desire Napolyon’un sevgilisi filminde, Bonopart rolünde sanki Napolyon olmuştu. Marlon tek aşkına gözleri nemlenerek şunları dile getirir: Rusya seferi yanılgım, dünya imparatorluğu hayali benim için yıkım oldu. Tarihi daha fazla okumam gerektiğini anladım. Genelde Rusya olayı sonum oldu.  

Beyaz perde, bir dünyadır. Okyanusta buz dağına çarpan Titanik en büyük yolcu gemisinde ölüm anında yaşanan dostluk ya da fedakârlık… Aristokrat bir adam eşi kurtarıcı tekneye biner ve kocasına haykırır; “Acele et tekneye gel” der. Aristokrat adam, karısına haykırır; “Burada yaşlı insanlar var onlara yardım etmemiz gerekiyor. Benim için yaşam önemli değil.” Soylu adam oğlunu tekneye binmesi için kucakladığı zaman çocuk ağlayarak babasına sarılır; “Baba sen olmadan o kurtarma kayığını binmem” der. Ve baba oğul birbirlerine sarılarak yaşamlarını yitirirler.  

Titanik filmi hep yeniden tekrarlandı ama en görkemlisi 1953 yapımı idi. Clifton Webb ve Barbara Stanwyck'in oynadığı bir Amerikan drama filmi ve bu film unutulmazlar arasında yer aldı.  

Sinema tarihinin aynı yılda yapılmış bir diğer unutulmaz Roma Tatili filmi hep hatırlanır. Turistik bir geziye çıkan Avrupalı prenses, misafir olduğu köşkten kaçar ve gecenin geç vaktinde sokakta kaldırımda dinlenirken uyuklar.

Yoldan geçen ABD’li bir gazetecinin dikkatini çeker, genç kızı kimsesiz ve sıradan biri zanneder. Genç ve güzel olan bu meçhul kızı uyandırmaya çalışır. Uyku sersemi olan genç kızı evine götürüp eski bir somyanın üstüne yatırır. Mesleği gazeteci olan kişi gazetenin müdürü yanında çalışan kişiye; “Oğlum neredesin bak bugün öğleden sonra prenses basın açıklaması yapacak ve o toplantıya sen gideceksin.”der. Bu arada masanın üstünde duran gazetelere bakan kişi aniden şaşkına döner. Evine götürdüğü genç bayan gazetede resmi olan prensesin ta kendisiydi.

Roma Tatili klasik sinema tarihinde Oscar ödülünü prensesi canlandıran Audrey Hepburn ve erkek sanatçı Gregory Peck alır.

Holywood sürekli efsane oyuncular yarattı. 
Örneğin Greta Garbo ya da Başkan Kennedy’i etkileyen Marliyn Monroe gibi. Garbo unutulmaz Tolstoy’un Anna Karanina, Kraliçe Kristin ve Grand Otel filminde inanılmaz güzelliği yanında, rolünde yaşar, seyirciye de yaşatırdı.

Paris Grand Otel salonunda bir yürüyüş sahnesinde sanki sinemaseverlere o yürüyüşü yaşatmıştı. İnsanlar Greta Garbo için filme giderlerdi.

Sarışın efsane güzel Marilyn Monroe Niagara Şelalesi filminde güzelliğin ötesinde sanatını sergiledi. Marliyn Monroe aslında özel yaşamında edebiyat tutkusu vardı. Gazetecilerle bir sohbetinde, “Çok zengin bir kütüphanem var. Mesela Nazi ölüm kampında ölen Anna Frank’ın anılar kitabını, Victor Hugo’nun Notre Dame'ın Kamburu kitabını bir kaç defa okudum.”

Ödüllü yazar Arthur Miller ile Marliyn Monroe evliliği tamamen edebiyat kaynaklıdır. 
İngiliz asıllı, sir ünvanlı Sheakespeare’in Hamlet filminde Oscar ödüllü sanatçı Lauren Oliver ile Uyuyan Prens filminde Marliyn Monroe İngiliz aktörü aşmıştı.

Bir sinema yorumcusu Hollywood için şu sözünü kullanmıştır: Hollywood yaratıcı insanların olduğu bir bölgedir.