Talih; şans, kısmet, bahttır.
Sıkıntıları, olumsuzlukları umuda yüklemektir.
Efsaneler, görülmeyecek kadar yükseklerden uçan kuşun kanadına yüklemiş, adına Hüma kuşu demiş.
Talih kuşunu, Devlet kuşu diye adlandırmışlar.
Eski tarihlerde hükümdar öldüğünde halk meydanda toplanır, Hüma kuşu yükseklerden uçarak kalabalığın üzerinde dolanır, kimin başına konarsa, kimi gölgelerse o hükümdar olurmuş.
Böylesi bir efsane zaman aşımına uğrasa da günümüzde umut olmaya, hayal yaşatmaya devam ediyor.
Özellikle yeni yıla girerken şans dilemeler daha çok olur.
Bir zamanlar yıl başı demek komedinin çekmecesinde, ya da cüzdanın içinde bir biletti.
Üzerinde rakamlar, arkasında umut vardı.
Ağırdı, ciddiydi, devlet memuru gibiydi.
Kazanmak zordu, ama beklemek asildi.
Milli Piyango özelleşince bilet de öldü.
Umut hızlandı, kimsenin sabrı kalmadı bir yılı beklemeye. Haftalık, günlük, hatta dakikalık şans oyunları; bahis, iddia, at yarışları…
Hemen oyna!
Hemen kazan!
Düşünmeye gerek yok, sistemde gereksiz ve lüks.
Yeni şans oyunları; daha modern, daha renkli, daha sesli.
Kaybettiğini bile bilmezsin.
Kaybetsen bile haz alırsın.
Şans oyunları değişti, ama tek şey kaldı.
Kazanan hep sistem kaybeden umut olsa da vergisi çok bereketli.
Bu talih olmanın, umut aramanın ötesinde kumardır.
Biz talih kuşağıyız, umudu, umutsuzluğu, şansıda biliriz.
At koşarsa baht kazanırmış.
Size de çıkabilirmiş.
Yok devenin nalı.
Hüma Kuşu çoktan öldü.


