Halit KATKAT


Üretim sistemleri ve demokrasi ilişkisi

Halit Katkat


Her toplumsal sistem gelirken sadece ekonomisini getirmez aynı zamanda kültür ve ahlak anlayışını da beraberinde getirir. Örneğin köleci toplumda mutlak itaate dayalı köle ile köle sahibi ilişkisi, feodal toplumda serf ya da köylü ile toprak sahibi arasındaki ilişkiye ve oradan da kapitalist toplumda işçi ile patron arasındaki ilişkiye evrilmiştir. Üç sistemde de sömürü ve itaat sistemi değişmemiş sadece biçim değiştirmiştir. Ancak şu farkla ki köleci ve feodal sistemlerde çalıştırılan emekçi, sahibinin alınıp satılan malı sayılırken kapitalist dönemde işçi işverenin malı değildir; işsiz kalmayı göze almak koşuluyla istediği işverenin yanında çalışabilir. İşverenler de kendinden önceki sistemlerde olduğu gibi iş yerlerinde işçilerden kendilerine mutlak itaat isterler. Bu bakımdan işçiler kapitalist toplumda ücretli köleler olarak adlandırılır. Yani itaat kültürü ve emek sömürüsü üç sömürü sisteminin ortak özelliğidir.

Ancak Fransa´da burjuvazi, krallık tarafından ezilen ve sömürülen emekçi sınıfları 'özgürlük ve demokrasi' vaadi ile arkasına alarak 1789 Fransız devrimini yapınca durum değişmiştir. Fransız devrimi kralın yetkilerini elinden alarak yetkiyi halka verdi. Artık emredici, ağzından çıkan her sözün yasa kabul edildiği krallık yıkılmış onun yerine halkın seçtiği temsilcilerden oluşan meclis geçmişti. Yasaları halk adına meclis yapar ve cumhurbaşkanından en sade yurttaşa kadar herkes bu yasalara uymak zorundadır. Hiç kimse yasalardan almadığı yetkiyi kullanamaz. Adalet sistemi bu yasalara göre ve herkese eşit olarak uygulanır. Bu yeni sistem kendinden önceki sistemlerin tersine despotik değil demokratik bir sistemdir. İşçi ve emekçilerin artık seçme ve seçilme hakkı vardır. Sendikalar, dernekler kurup kendi yaşamlarını iyileştirme olanakları vardır. Ancak krallar, şahlar, padişahlar artık yoktur; ama onların yerini alan 'para' vardır. Para artık yeni sistemin mutlak hakimi idi. İşverenler ve devlet artık daha önceki sistemlerde olduğu gibi rüşvete, akrabalığa, tanıdığa, milliyete ve inancına göre işe almıyor; liyakate göre; yani işine yarayanı bilgi, yetenek ve tecrübesine göre işe alıyordu. Devlet işleri yasalar çerçevesinde yürüyordu. Kamu işlerinin sisteme uygun yürümesi için denetleyen kurumlar vardı artık. Bu sistem elbette burjuva devrimini tamamlamış ülkelerde böyleydi. Bu gün burjuva demokratik devrimini tamamlamamış ülkelerde ise feodal üretim ilişkileri ile kapitalist üretim ilişkileri birlikte yürüyor. Bu bakımdan bu ülkelerde rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma, devlette ve kamu kurumlarında denetimsiz harcamalar, dini ve milliyetçi ayrımlar sürüp gidiyor.
Ana kapitalist ülkelerde tekeller ortaya çıkıp emperyalist kapitalist döneme girince, kapitalizm o eski ilerici rolünü yitirdi. Artık dünyayı egemenliği altına almak isteyen tekeller vardı ve onların demokrasiye ihtiyacı yoktu. Hatta demokrasi her yere destursuz yatırım yapmak isteyen tekellerin önünde engeldi. Bu bakımdan tekeller ve emperyalist devletler artık dünyanın her yerinde kendisi ile işbirliği yapan gerici yöneticilere ihtiyaç duyuyorlardı. Bu bakımdan onlar bugün dünyanın her yerinde kendileriyle işbirliği yapan gerici ve despotik yönetimleri destekliyorlar ve onlar da rüşvet vb ahlak dışı yol ve yöntemleri işlerine geldiğinde kullanıyorlar.